
MSCI’nin Türkiye’yi yeniden değerlendirmeye aldığı raporun ardından piyasalarda tartışma büyük ölçüde açığa satış yasağına odaklandı.
Ancak raporun detaylarına bakıldığında MSCI’nin asıl kaygısının bundan çok daha derin olduğu görülüyor.
Raporda yer alan dikkat çekici ifade şu:
“Yatırım yapılabilirlik endişeleri; hisse sahipliği yapılarındaki sınırlı şeffaflık, fiyat oluşumunu bozan koordineli işlem davranışları ve piyasa bilgilerinin her zaman İngilizce yayımlanmaması nedeniyle devam etmektedir.”
Bu ifade aslında MSCI’nin Türkiye piyasasına yönelik temel eleştirisinin açığa satıştan ziyade piyasa yapısına ilişkin olduğunu gösteriyor.
MSCI raporunda “Information Flow” başlığının “+” seviyesinden “-” seviyesine çekilmesi oldukça önemli.
Bu değişikliğin arkasında üç temel unsur bulunuyor:
Birçok gelişmiş piyasada yatırımcılar şirketlerin ortaklık yapısını, hakim hissedarları ve pay değişimlerini kolayca takip edebiliyor.
MSCI’ye göre Türkiye’de bu şeffaflık seviyesi uluslararası yatırımcı açısından yeterli değil.
Özellikle yabancı kurumsal yatırımcılar için şirketlerin gerçek hakimiyet yapısının net görülebilmesi kritik önemde.
Rapordaki en dikkat çekici bölüm burası.
MSCI doğrudan “coordinated trading behavior” ifadesini kullanıyor.
Bu ifade;
işaret ediyor.
Aslında MSCI’nin burada söylediği şey şu:
Sorun sadece açığa satışın serbest olup olmaması değil, fiyatların gerçekten serbest piyasa koşullarında oluşup oluşmadığıdır.
MSCI’nin dikkat çektiği bir diğer konu da yabancı yatırımcı erişimi.
Birçok şirket açıklamasının veya piyasa bilgisinin İngilizce yayımlanmaması uluslararası fonların bilgiye erişimini zorlaştırıyor.
Bu da yatırım yapılabilirlik puanını aşağı çekiyor.
Türkiye’de açığa satış konusu uzun süredir iki farklı bakış açısıyla değerlendiriliyor.
Bir kesime göre:
Diğer kesime göre ise:
Gerçekte her iki görüşte de doğruluk payı bulunuyor.
Ancak MSCI’nin raporunda görülen nokta şu:
Açığa satış serbest olsa bile fiyat oluşumunu bozan davranışlar devam ediyorsa yatırım yapılabilirlik sorunu ortadan kalkmıyor.
Dolayısıyla MSCI’nin asıl odağı açığa satıştan çok piyasa güvenilirliği.
Londra, New York ve Singapur’daki büyük fon yöneticileri için soru şu:
“Hisseleri alıp satabilir miyim?”
sorusundan önce,
“Bu piyasada fiyatlar gerçekten serbestçe oluşuyor mu?”
sorusu geliyor.
MSCI’nin son değerlendirmesi de tam olarak bu noktaya işaret ediyor.
Açığa satış kısıtlamalarının uzatılması bir semptom olabilir.
Ancak rapordaki dil, yabancı yatırımcının daha çok;
konularına odaklandığını gösteriyor.
MSCI’nin eleştirilerinin giderilmesi için yalnızca açığa satış düzenlemesinin değiştirilmesi yeterli görünmüyor.
Yabancı yatırımcı algısında iyileşme için:
✔ Ortaklık yapılarında daha fazla şeffaflık
✔ Manipülasyonla mücadelede daha görünür sonuçlar
✔ İngilizce kamuyu aydınlatma standartlarının yükseltilmesi
✔ Piyasa yapısına ilişkin öngörülebilirlik
başlıklarında ilerleme gerekiyor.
Aksi halde açığa satış yasağı kalksa bile MSCI’nin yatırım yapılabilirlik değerlendirmesinde kalıcı bir iyileşme sağlanması zor olabilir.