0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
Analiz - bülten - Manşet

Nasdaq ve S&P 500 Rekorda: Büyük Fonlar Hangi Senaryoya Oynuyor?

ABD borsaları tarihi zirvelere yaklaşırken Fed politikası, İran gerilimi, petrol fiyatları ve küresel borç riski yeniden tartışılıyor. Martin Wolf, Ray Dalio, Mohamed El-Erian ve George Friedman’ın so...
Artunç Kocabalkan
Mayıs 29, 2026
Paylaş

New York piyasalarında son günlerde ortaya çıkan tablo ilk bakışta çelişkili görünüyor.

Bir tarafta S&P 500, Nasdaq ve Dow Jones endeksleri tarihî zirvelere yaklaşırken; diğer tarafta İran gerilimi, ABD’nin hızla büyüyen borç yükü, yüksek faiz ortamı ve küresel kırılganlıklar giderek daha sert tartışılıyor.

Normal şartlarda böylesi bir jeopolitik atmosferde piyasalarda sert satışların görülmesi beklenirdi. Ancak tam tersine, yatırımcılar yeniden risk almaya başladı.

Londra ve New York’taki büyük fonların önemli bölümü artık şu görüşü savunuyor:

Piyasalar kötü haberlere rağmen düşmüyorsa, sistem hâlâ bol likiditeye güveniyor demektir.

Asıl soru ise şu: Bu yeni yükseliş dalgası gerçekten güçlü bir ekonomik zemine mi dayanıyor, yoksa küresel sistem büyük bir kırılmadan önce son kez mi hızlanıyor?

Fed’in Önündeki En Kritik Eşik

ABD’de açıklanan son kişisel tüketim harcamaları verisi, yani Fed’in en yakından takip ettiği enflasyon göstergesi, piyasalarda önemli bir dönüşüm yarattı.

Özellikle tahvil faizlerindeki geri çekilme sonrası teknoloji hisselerinde yeniden sert yükselişler görüldü. Piyasa artık Fed’in faiz indirimine eskisinden daha yakın olduğuna inanıyor.

Ancak burada kritik bir ayrım var.

Piyasa faiz indirimi bekliyor ama Fed üyeleri aynı rahatlıkta konuşmuyor.

St. Louis Fed Başkanı Alberto Musalem’in son açıklamaları bunun en net örneklerinden biri oldu. Musalem, yapay zekâ verimliliğinin enflasyonu otomatik olarak düşüreceği düşüncesinin “tehlikeli bir varsayım” olduğunu söyledi. Ona göre enflasyon hâlâ hedefin üzerinde ve erken gevşeme yeni bir fiyat baskısı yaratabilir. (Reuters)

Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee de özellikle hizmet sektöründeki fiyat artışlarının düşündürücü olduğunu belirtti. (Investing.com)

Bu nedenle piyasa ile merkez bankası arasında sessiz bir gerilim oluşmuş durumda.

Piyasalar “faiz indirimi geliyor” diye düşünüyor.
Fed ise “enflasyon tam olarak çözülmedi” mesajı veriyor.

İran Gerilimi Neden Piyasaları Çökertmiyor?

Asıl dikkat çekici konu ise Orta Doğu’daki gelişmelere rağmen petrol fiyatlarının beklendiği kadar sert yükselmemesi.

2025’in başında birçok yatırım bankası İran-İsrail hattındaki gerilimin petrolü kalıcı şekilde 100 doların üzerine taşıyacağını öngörüyordu. Ancak şu ana kadar bu senaryo tam anlamıyla gerçekleşmedi.

Bu durum piyasaların psikolojisini değiştirdi.

Çünkü yatırımcılar artık “kontrollü gerilim” senaryosuna inanıyor.

Yani:

  • Bölgesel tansiyon sürecek,
  • sert açıklamalar devam edecek,
  • ancak küresel enerji akışını tamamen durduracak bir kırılma şimdilik oluşmayacak.

Özellikle Hürmüz Boğazı konusunda yapılan açıklamalar piyasalar tarafından dikkatle izleniyor. Londra merkezli enerji masalarında konuşulan ana senaryo; İran’ın tam kapanma yerine baskı unsuru oluşturacak kontrollü bir strateji izleyebileceği yönünde.

Bu nedenle piyasa şu an savaşın kendisini değil, enerji akışının devam edip etmeyeceğini fiyatlıyor.

Petrol fiyatları kontrol altında kaldığı sürece de Wall Street yükselişini sürdürebiliyor.

Martin Wolf’un Dikkat Çektiği Büyük Çelişki

Martin Wolf son dönemde yaptığı değerlendirmelerde çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor:

Dünya ekonomisi aynı anda hem kırılgan hem dayanıklı görünüyor.

Wolf’a göre savaşlar, ticaret gerilimleri, parçalanan küresel düzen ve artan siyasi kutuplaşmaya rağmen ekonomik sistem tamamen dağılmıyor çünkü ABD hâlâ küresel finans sisteminin merkezinde bulunuyor. (Bloomberg)

Ancak Wolf’un özellikle vurguladığı konu şu:

ABD’nin ekonomik gücü artık sadece üretimden değil, dolar sisteminden geliyor.

Yani dünya hâlâ Amerikan tahvillerine, Amerikan piyasalarına ve dolar likiditesine bağımlı.

Bu da çok sıra dışı bir tablo yaratıyor.

Jeopolitik riskler büyürken bile sermaye yeniden ABD varlıklarına akabiliyor.

Son haftalarda Wall Street’te görülen yükselişin arkasındaki ana nedenlerden biri de bu.

Ray Dalio: Asıl Risk Henüz Fiyatlanmadı

Ray Dalio ise daha karamsar bir çerçeve çiziyor.

Dalio’ya göre piyasalar kısa vadeli rahatlamalara fazla odaklanıyor; oysa asıl büyük risk, ABD’nin giderek büyüyen borç yükü ve bunun dolar sistemi üzerindeki baskısı. (mint)

Dalio son dönemde yaptığı değerlendirmelerde üç konuya özellikle dikkat çekiyor:

  • ABD’nin borçlanma ihtiyacı tarihî seviyelere ulaşıyor,
  • yüksek faiz ortamı bu yükü daha da ağırlaştırıyor,
  • siyasi kutuplaşma ekonomik karar alma kapasitesini zayıflatıyor.

Dalio’ya göre bugün yaşanan süreç klasik bir ekonomik döngü değil; daha çok uzun vadeli bir sistem dönüşümü.

Bu nedenle altın, enerji ve reel varlıkların yeniden önem kazandığını savunuyor.

Bazı büyük fonların son aylarda altın pozisyonlarını artırmasının arkasında da bu düşünce bulunuyor.

Mohamed El-Erian: Dünya Daha Karmaşık Bir Döneme Giriyor

Mohamed El-Erian da son analizlerinde piyasalardaki en büyük sorunun “kopukluk” olduğunu söylüyor. (See News)

Ekonomi yavaşlıyor ama borsalar yükseliyor.
Jeopolitik riskler artıyor ama oynaklık düşük kalıyor.
Faizler yüksek ama teknoloji hisseleri hız kesmiyor.

El-Erian’a göre bu tablo geçici bir rahatlamadan ibaret olmayabilir; küresel sistem yeni bir ekonomik düzene geçiyor olabilir.

Özellikle üretim zincirlerinin yeniden şekillenmesi, Çin-ABD rekabeti, enerji güvenliği ve yapay zekâ yatırımları artık piyasaların ana belirleyicileri hâline geliyor.

Bu nedenle klasik merkez bankası modelleri tek başına yeterli olmayabilir.

George Friedman’ın Jeopolitik Perspektifi

George Friedman ise son analizlerinde ABD’nin aynı anda iki büyük cepheyi yönetmeye çalıştığını vurguluyor:

  • Çin ile uzun vadeli ekonomik ve teknolojik rekabet,
  • Orta Doğu’da kontrolü tamamen kaybetmeme çabası.

Friedman’a göre Washington yönetimi İran dosyasında tam ölçekli bir savaş yerine uzun süreli baskı stratejisini tercih ediyor.

Çünkü enerji fiyatlarında yaşanacak büyük bir sıçrama yalnızca küresel ekonomiyi değil, doğrudan Amerikan iç siyasetini de sarsabilir.

Bu nedenle piyasalarda hâkim görüş şu:

ABD, tansiyonu tamamen düşürmeden ama kontrolden de çıkarmadan yönetmeye çalışıyor.

Wall Street’in son dönemdeki sakinliği biraz da bu beklentiden kaynaklanıyor.

Yeni Dönemin Şifresi: Kırılgan İyimserlik

Bugünkü piyasa düzenini tanımlayan en doğru ifade belki de şu:

“Kırılgan iyimserlik.”

Yatırımcılar tamamen rahat değil.
Ancak sistemin kısa vadede çökeceğine de inanmıyorlar.

Bu yüzden:

  • teknoloji hisseleri yükseliyor,
  • tahvil faizleri geriliyor,
  • altın güçlü kalıyor,
  • petrol kontrollü hareket ediyor.

Yani piyasalar aynı anda hem büyüme hem risk hem de korunma senaryolarını birlikte fiyatlıyor.

Önümüzdeki haftalarda açıklanacak ABD enflasyon verileri bu nedenle kritik olacak.

Eğer fiyat baskıları yeniden hızlanırsa, piyasa ile Fed arasındaki gerilim büyüyebilir.

Ancak enflasyon yeniden aşağı yönlü sinyal verirse, Wall Street mevcut yükselişi yeni bir dönemin başlangıcı olarak görmeye başlayabilir.

Ve o zaman bugün aşırı iyimser görünen hedefler, birkaç ay sonra “yetersiz tahmin” olarak konuşulabilir.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction