
Küresel piyasalar bir kez daha kritik bir eşiğe yaklaşırken, yatırımcı davranışı klasik kriz reflekslerinden belirgin şekilde ayrışıyor. Önümüzde saatler içinde sonuçlanması beklenen bir “deadline” bulunmasına rağmen, fiyatlamalar panikten ziyade bekleyişi yansıtıyor. Bu durum, piyasanın artık jeopolitik riskleri doğrudan fiyatlamak yerine, sürecin sürekli erteleneceği ya da kontrollü şekilde yönetileceği varsayımına dayandığını gösteriyor.
Bu yeni davranış biçimi piyasa jargonunda giderek daha sık kullanılan bir kavramla özetleniyor: “TACO trade” — yani gerilimin son anda yumuşatılacağı beklentisi. Bu yaklaşım, yatırımcıların riskten kaçınmak yerine pozisyonlarını korumayı tercih etmelerine yol açıyor.
Orta Doğu’da tansiyon yüksek kalmaya devam ediyor. İsrail ile İran arasında karşılıklı saldırılar sürerken, Lübnan, Tel Aviv ve Tahran hattında genişleyen bir çatışma dinamiği oluşmuş durumda. Bölgedeki can kaybı binlerle ifade edilirken, İran’ın elinde hâlâ İsrail’i vurabilecek kapasitede yüzlerce füze bulunduğu belirtiliyor. Hizbullah’ın cephaneliği ise on binlerce kısa menzilli roketle dikkat çekiyor.
Buna rağmen, küresel piyasalarda sert bir satış dalgası görülmüyor. ABD hisse senetleri ve kredi piyasaları, jeopolitik risklere rağmen sınırlı geri çekilmelerle günü karşılıyor. Haftanın başında ABD 10 yıllık tahvil faizi %4,33 seviyelerinde, euro/dolar paritesi ise 1,15 civarında seyrediyor.
Bu tablo, piyasanın savaş riskini “yönetilebilir” olarak gördüğünü ve daha büyük bir kırılma yaşanacağına henüz inanmadığını ortaya koyuyor.
Hürmüz Boğazı üzerinden geçen gemi trafiğinin devam etmesi, enerji arzı açısından şimdilik bir rahatlama unsuru. Son 24 saat içinde İran’ın izniyle 15 geminin geçiş yapması, arzın tamamen kesilmediğini gösteriyor. Ancak bu durumun kırılgan olduğu açık.
OPEC+’ın günlük yaklaşık 200 bin varillik üretim artışı kararı, piyasaya kısa vadeli bir denge sinyali verse de, bu artış olası bir arz şokunu telafi etmek için yetersiz kalabilir. Enerji piyasası, jeopolitik gelişmelere son derece hassas bir denge üzerinde ilerliyor.
Son veriler, özellikle güçlü tarım dışı istihdam (NFP) sonrası ABD faizlerinin yükseldiğini ve getiri eğrisinde “bear flattening” olarak adlandırılan bir hareketin yaşandığını gösteriyor. Bu durum, kısa vadeli faiz beklentilerinin yukarı yönlü kaldığını ve ekonomik aktivitenin henüz ciddi şekilde zayıflamadığını ima ediyor.
Bu tablo, ABD varlıklarının küresel ölçekte diğer piyasalara göre daha dirençli kalmasını sağlıyor. Latin Amerika piyasalarının da benzer şekilde güçlü performans sergilediği gözlemlenirken, Avrupa ve Asya piyasaları daha kırılgan bir görünüm sunuyor.
Önümüzdeki en kritik veri ABD enflasyon (CPI) rakamları olacak. Faizlerin zaten yüksek seyrettiği bir ortamda, enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesi durumunda piyasalarda daha sert bir yeniden fiyatlama görülebilir.
Bununla birlikte, asıl belirleyici unsur siyasi kararlar olmaya devam ediyor. ABD Başkanı’nın yapacağı açıklamalar ve özellikle belirtilen son tarihin ardından nasıl bir adım atılacağı, piyasanın yönünü tayin edecek.
Eğer gerilim kontrollü şekilde sürdürülürse, mevcut “TACO” fiyatlama davranışı devam edebilir. Ancak doğrudan bir tırmanma ya da enerji arzını tehdit eden bir gelişme, piyasalarda şu ana kadar görülmeyen ölçekte bir satış dalgasını tetikleyebilir.
Bugünkü fiyatlama, rasyonel risk analizinden ziyade kolektif bir beklentiye dayanıyor: krizler büyümeden kontrol altına alınır.
Ancak tarih, jeopolitik risklerin genellikle en az beklendiği anda fiyatlandığını gösteriyor. Mevcut sakinlik, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor; yalnızca ertelendiğini düşündürüyor.
Önümüzdeki saatler ve günler, bu varsayımın doğru olup olmadığını gösterecek.