
• Hürmüz Boğazı’nda uzayan kapanma senaryosu petrol fiyatlarını katlayarak artırıyor
• Dallas Fed çalışmasına göre süre uzadıkça küresel büyüme negatif bölgeye kayıyor
• Brent-WTI makasının 4 dolardan 14 dolara çıkması, piyasada arz şokunun fiyatlandığını gösteriyor
Küresel piyasalarda enerji merkezli kırılma derinleşirken, Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalma süresine bağlı olarak petrol fiyatları ve büyüme beklentileri yeniden yazılıyor. Dallas Fed’in yayımladığı senaryo analizine göre, arz şokunun süresi uzadıkça petrol fiyatları yalnızca yükselmiyor; aynı zamanda küresel ekonomik dengeyi de bozuyor.
Çalışmada WTI baz alınarak yapılan hesaplamalar, ilk çeyrekte fiyatların görece stabil kalabildiğini ancak ikinci ve üçüncü çeyrekten itibaren şokun etkisinin katlanarak arttığını gösteriyor. Özellikle kapanmanın iki çeyrek ve üzeri sürmesi durumunda petrol fiyatlarının 115 dolar seviyesine yerleşmesi, üç çeyrek senaryosunda ise 130 doların üzerine çıkması dikkat çekiyor. Bu tablo, enerji şokunun artık geçici bir dalga değil, kalıcı bir fiyat rejimi riski taşıdığını ortaya koyuyor.


Aynı çalışmanın büyüme tarafındaki etkileri ise daha çarpıcı. Hürmüz’ün kapanmasının ikinci çeyrekte küresel büyümeyi doğrudan negatif bölgeye ittiği, daha uzun süren senaryolarda ise yıl sonu büyümesinin belirgin şekilde zayıfladığı görülüyor. Bu durum klasik resesyon senaryosundan farklı bir tabloya işaret ediyor: büyüme zayıflarken enflasyon yukarı gidiyor. Yani piyasa, net şekilde bir arz şokunu fiyatlıyor.
Grafikte dikkat çeken bir diğer kritik unsur ise Brent-WTI makasında yaşanan sert açılma. Savaş öncesinde yaklaşık 4 dolar seviyesinde olan spread’in 14 dolara çıkması, fiziksel arzın ve lojistiğin bozulduğunu net şekilde gösteriyor. Bu tür bir makas genişlemesi, yalnızca fiyat artışı değil, aynı zamanda piyasanın “ulaşılabilir petrol” ile “referans petrol” arasında ayrım yapmaya başladığını gösterir.
Bu kırılma, finansal piyasalarda zincirleme bir etki yaratıyor. Petrol fiyatındaki yükseliş enflasyon beklentilerini yukarı iterken, bu durum tahvil faizlerini yukarı çekiyor ve riskli varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor. Özellikle hisse senedi piyasalarında görülen zayıflık ve altının beklenen performansı gösterememesi, bu yeni rejimin ilk sinyalleri olarak okunuyor.
Sonuç olarak piyasa artık klasik döngülerle çalışmıyor. Enerji arzındaki her güncel gelişme, yalnızca petrol fiyatını değil; büyümeden faizlere, borsadan dövize kadar tüm varlıkları yeniden fiyatlıyor. Hürmüz’ün ne kadar süre kapalı kalacağı sorusu, bu haftanın değil, önümüzdeki dönemin ana belirleyicisi haline gelmiş durumda.