
• Küresel piyasalarda yeni bir makro sıkışma oluşuyor: altın, petrol ve dolar endeksi (DXY) aynı anda yön verici hale gelirken merkez bankalarının politika alanı daralıyor.
• 20 Mart’ta gerçekleşecek Quadruple Witching Day (4’lü cadı günü) küresel borsalarda volatiliteyi artırabilecek teknik bir kırılma noktası olarak öne çıkıyor.
• Hürmüz Boğazı krizinin derinleşmesi ve Donald Trump’ın müttefiklere yaptığı askeri koalisyon çağrısı, enerji fiyatları üzerinden makro dengeleri yeniden şekillendiriyor.
Küresel piyasalarda yeni bir denklem oluşuyor. Altın, petrol ve dolar endeksi (DXY) arasındaki sert hareketler, merkez bankalarını zor bir tercihin içine itiyor. Enerji fiyatlarının yükseldiği, doların güçlü kaldığı ve kıymetli metallerin yeniden güvenli liman olarak öne çıktığı bir dönemde para otoriteleri enflasyonla mücadeleyi nasıl sürdürecek?
Bu tabloyu değerlendiren Artunç Kocabalkan, yayınında küresel makro resimde giderek belirginleşen bu sıkışmayı analiz ediyor. Petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyonu yeniden yukarı iterken, güçlü dolar finansal koşulları sıkılaştırıyor. Altın tarafındaki hareket ise piyasanın güvenli liman arayışını gösteriyor. Böyle bir ortamda Fed başta olmak üzere merkez bankaları faiz politikalarında nasıl bir yol izleyecek? Yüksek enflasyon, jeopolitik riskler ve enerji şoku arasında para politikası ne kadar hareket alanına sahip?
Piyasanın bu makro gerilimi fiyatladığı bir dönemde teknik cephede de kritik bir tarih yaklaşıyor. 20 Mart’ta gerçekleşecek olan ve finans dünyasında “4’lü cadı günü” olarak bilinen Quadruple Witching Day, yani dört büyük türev kontratın aynı anda vadesinin dolduğu gün, küresel borsalarda yüksek volatilite yaratabilir. Endeks vadeli işlemleri, endeks opsiyonları, hisse opsiyonları ve tekil hisse vadeli kontratlarının aynı anda kapanması piyasada sert fiyat hareketlerine yol açabilir. Bu nedenle yatırımcılar hem makro gelişmeleri hem de bu teknik takvim etkisini dikkatle izliyor.
Altın, petrol ve dolar üçgeninde şekillenen yeni makro rejim, merkez bankalarının enflasyonla mücadelesini zorlaştırırken türev piyasalarında yaşanacak pozisyon kapanışları da volatiliteyi artırabilir. Artunç Kocabalkan bu yayında hem makro dengeleri hem de 20 Mart’taki kritik türev vade gününün piyasalar üzerindeki olası etkilerini detaylı şekilde ele alıyor.
Hürmüz Boğazı’nda tansiyon yükselirken küresel enerji piyasaları yeniden jeopolitik risk primine girdi. 14 Mart’ta, boğazın büyük ölçüde kapanmış olduğu ve küresel enerji piyasalarının kargaşa içinde bulunduğu bir ortamda Donald Trump, İngiltere ve Fransa’nın yanı sıra Çin, Japonya ve Güney Kore’nin de Amerika’ya destek olmak için deniz kuvvetleri göndermesini beklediğini açıkladı. Ardından Financial Times’a verdiği demeçte bu çağrıyı daha da sertleştirerek, müttefiklerin destek vermemesi halinde bunun “NATO’nun geleceği açısından çok kötü olacağını” söyledi.
Ancak boğazın yeniden açılması sanıldığı kadar kolay görünmüyor. Deniz eskortları veya mayın tarama gemileri göndermek hâlâ yüksek risk taşıyor. Bölgedeki asıl tehdit ise kıyıdan fırlatılan deniz dronları ve mühimmat sistemleri. Bu nedenle Amerikan ordusunun İran’ın Basra Körfezi kıyı hattına yönelik daha yoğun operasyonlar planlayabileceği, hatta sınırlı kara operasyonu ihtimalinin bile masada olduğu konuşuluyor.
Enerji güvenliğinin askeri bir mesele haline gelmesi ise petrol fiyatlarını doğrudan küresel enflasyon denklemine taşıyor. Petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi, merkez bankalarının faiz indirim planlarını geciktirebilir. Böyle bir ortamda doların güçlü kalması finansal koşulları daha da sıkılaştırırken altın güvenli liman talebinden besleniyor.
Tam da bu nedenle küresel piyasalar şu anda yalnızca bir emtiayı değil, yeni bir makro rejimi fiyatlıyor. Altın, petrol ve dolar üçgeni artık yalnızca bir piyasa teması değil; merkez bankalarının kararlarını belirleyen yeni bir denge noktası haline geliyor. Bu tabloya bir de 20 Mart’taki dört cadı günü gibi büyük türev pozisyon kapanışları eklendiğinde, küresel finansal sistemin önümüzdeki günlerde daha sert fiyat hareketlerine sahne olması şaşırtıcı olmayabilir.