0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
Genel - Dünya - Manşet

Trump Koalisyon İstiyor: Hürmüz Krizi Petrolü Değil Tahvilleri de Vurabilir

Yeni haftaya girerken küresel piyasalarda fiyatlamanın merkezine tek bir gelişme yerleşti: Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı için uluslararası bir koalisyon kurulması çağrısı. ABD Başkanı, başta Çin, Japo...
Hülya Kocaer
Mart 16, 2026
Paylaş

Yeni haftaya girerken küresel piyasalarda fiyatlamanın merkezine tek bir gelişme yerleşti: Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı için uluslararası bir koalisyon kurulması çağrısı. ABD Başkanı, başta Çin, Japonya ve Güney Kore olmak üzere enerji ithalatçısı ülkelerin bölgedeki deniz güvenliği operasyonlarına katılması gerektiğini söyledi. Trump’ın mesajı oldukça açıktı: Enerjinizi Hürmüz’den alıyorsanız bu hattın güvenliğini sağlamak da sizin sorumluluğunuz.

Bu çıkış yalnızca askeri bir çağrı olarak görülmüyor. Aynı zamanda Ortadoğu’daki savaşın enerji güvenliği üzerinden küresel ekonomiyi yeniden şekillendirdiğinin işareti olarak değerlendiriliyor. Çünkü Hürmüz Boğazı küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 15’inin geçtiği bir arter. İran’ın fiili olarak boğazı kapatması ve tanker trafiğini hedef alması petrol fiyatlarını hızla yukarı taşıdı. Brent petrol 100 doların üzerinde kalırken WTI petrol 93–94 dolar bandında işlem görüyor. Mart ayı genelinde bakıldığında iki kontratta da yaklaşık yüzde 40’lık bir yükseliş yaşandı. Bu tablo, piyasaların kısa vadede enerji tarafında rahatlama beklemediğini gösteriyor.

Trump’ın koalisyon çağrısı da tam bu noktada devreye giriyor. Washington yönetimi enerji güvenliğinin maliyetini artık tek başına taşımak istemediğinin sinyalini veriyor. Trump, Air Force One’da gazetecilere yaptığı açıklamada Çin, Japonya, Güney Kore, Fransa, Hindistan ve İngiltere gibi ülkelerin enerji hatlarını korumak için sahaya inmesi gerektiğini söyledi. “Orası onların da enerji damarı” diyen Trump, Hürmüz’de kurulacak bir güvenlik operasyonunun küresel katılımla yürütülmesi gerektiğini savundu.

Ancak şu ana kadar bu çağrıya güçlü bir yanıt gelmiş değil. Japonya Savunma Bakanlığı mevcut durumda Hürmüz için askeri bir görev planlamadıklarını açıkladı. Güney Kore Washington ile istişarelerin sürdüğünü belirtirken Avustralya da bölgeye savaş gemisi göndermeyeceğini duyurdu. Fransa ise daha önce yaptığı açıklamalarda Hürmüz’e ek askeri güç göndermeye sıcak bakmadığını ifade etmişti. Bu tablo Trump’ın çağrısının kısa vadede geniş bir koalisyona dönüşmeyebileceğini gösteriyor.

Piyasalarda oluşan fiyat hareketleri de bu gerilimin yansımalarını taşıyor. Wall Street haftaya yükselişle başladı. ABD hisseleri teknoloji hisseleri öncülüğünde artıda açıldı. Ancak bu hareket kalıcı bir iyimserlikten çok petrol fiyatlarının gün içi zirvelerden geri çekilmesinin yarattığı kısa vadeli bir nefes olarak değerlendiriliyor. Yatırımcılar açısından ana risk değişmiş değil: Hürmüz’deki gerilim uzarsa enerji fiyatları enflasyon üzerinde yeni bir baskı yaratabilir.

Bu noktada enerji fiyatlarının ABD tahvil piyasası üzerindeki etkisi de giderek daha fazla konuşuluyor. Küresel finans sisteminin merkezinde aslında hisse piyasası değil tahvil piyasası bulunuyor. ABD tahvilleri yalnızca Washington’un borçlanma maliyetini değil aynı zamanda küresel finansal sistemin teminat yapısını belirleyen ana varlık olarak görülüyor. Mortgage faizlerinden şirket kredilerine kadar birçok fiyatlama doğrudan tahvil getirilerine bağlı. Bu nedenle enerji fiyatlarının yarattığı enflasyon baskısı tahvil piyasasında faiz beklentilerini yukarı çekebilir.

Petrol fiyatları yüksek kaldıkça enflasyon beklentileri de güçleniyor. Bu da yatırımcıların merkez bankalarından hızlı bir faiz indirimi beklemesini zorlaştırıyor. Son dönemde doların güçlü kalmasının ve altın ile gümüşte görülen zayıflığın arkasında da bu dinamik bulunuyor. Spot altın 5.000 dolar seviyesinin altına gerilerken piyasa güvenli liman talebinden çok yüksek faiz riskini fiyatlıyor. Yani savaşın yarattığı enerji şoku, güvenli liman talebinden daha fazla para politikası beklentilerini etkiliyor.

Dolayısıyla piyasalarda oluşan hareketi tek tek varlık sınıfları üzerinden okumak yerine büyük resmi görmek gerekiyor. ABD borsalarındaki yükseliş kalıcı bir risk iştahını değil petrol fiyatlarındaki kısa vadeli gevşemeyi yansıtıyor. Altındaki zayıflık güvenli liman talebinin kaybolduğunu değil, faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesini gösteriyor. Doların güçlü kalması ise savaş ortamında likiditeye kaçış refleksinin sürdüğünü ortaya koyuyor.

Sonuç olarak küresel piyasaların yönünü belirleyen ana unsur artık yalnızca ekonomik veriler değil enerji güvenliği. Trump’ın Hürmüz için yaptığı koalisyon çağrısı da bu yeni dönemin en açık işaretlerinden biri olarak görülüyor. Enerji hatları üzerindeki gerilim devam ettiği sürece petrol fiyatları, enflasyon beklentileri ve ABD tahvil piyasası arasındaki ilişki küresel finans sisteminin en kritik kırılma noktası olmaya devam edecek.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction