
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in iki gün önce verdiği uzun röportaj, küresel finans sisteminin hangi kolonlar üzerinde durduğunu anlamak açısından dikkat çekici mesajlar içeriyor. Eski bir global makro yatırımcı olan Bessent, hem yatırım geçmişini hem de finansal sistemin işleyişine dair görüşlerini anlatırken özellikle ABD tahvil piyasasının rolüne güçlü vurgu yapıyor. Röportajın özetini paylaşan ekonomist Murat Aysan ise sosyal medya hesabında yaptığı değerlendirmede Bessent’in sözlerinin küresel finans mimarisinin gerçek merkezini işaret ettiğini belirtiyor.
Aysan’ın paylaştığı notlarda Bessent’in en dikkat çekici tespiti şu cümleyle özetleniyor: “Finansal sistemin merkezi hisse senedi piyasası değil, tahvil piyasasıdır.” Bessent’e göre hisse senetleri beklentileri ve hikâyeleri fiyatlarken, gerçek finansal koşulları belirleyen yer tahvil piyasası. Devletlerin borçlanma maliyeti, mortgage faizleri, şirket kredileri ve bankacılık sisteminin bilanço fiyatlaması doğrudan tahvil faizlerine bağlı.
Bu nedenle Hazine Bakanlığı açısından asıl riskin faizlerin yükselmesi değil, piyasanın işlevini kaybetmesi olduğunu vurguluyor. Bessent’e göre tahvil piyasasında likiditenin kaybolması veya repo piyasasının kilitlenmesi durumunda bunun etkisi hızla bankacılık sistemine ve küresel finansal likiditeye yayılabilir. Murat Aysan da bu noktaya dikkat çekerek “ABD tahvilleri yalnızca bir yatırım aracı değil, küresel finans sisteminin teminat varlığıdır” yorumunu paylaşıyor.
Bessent röportajda ABD tahvil piyasasının büyüklüğünü ve rolünü özellikle vurguluyor. Treasury piyasası hem dünyanın en büyük hem de en likit finansal piyasası. Repo piyasalarında, merkez bankası rezervlerinde ve bankacılık sisteminde ABD tahvilleri temel referans varlık olarak kullanılıyor. Bu nedenle dolar sisteminin merkezinde de aslında ABD tahvilleri bulunuyor.
ABD’nin yüksek kamu borcu konusu sorulduğunda ise daha dengeli bir yaklaşım sergiliyor. Borcun büyüklüğünü kabul etmekle birlikte ABD’nin enerji gücü, askeri kapasitesi ve teknoloji liderliği sayesinde küresel sermayenin hâlâ Amerikan varlıklarına yöneldiğini söylüyor. Doların rezerv para rolü de bu yapıyı destekleyen önemli bir unsur olarak görülüyor.
Fed bilançosu ve parasal genişleme konusunda ise temkinli bir yaklaşım benimsiyor. Kriz dönemlerinde merkez bankalarının bilançolarını büyütmesinin gerekli olabileceğini kabul ediyor ancak bunun uzun süre devam etmesinin varlık fiyatlarında balon oluşturabileceğini ve piyasa disiplinini zayıflatabileceğini düşünüyor.
Röportajda altın konusu da gündeme geliyor. Bessent, ABD’nin 8 bin tonun üzerinde altın rezervine sahip olduğunu hatırlatıyor ve bunun finansal sistem açısından önemli bir güven unsuru olduğunu söylüyor. Ancak modern finans sisteminin yeniden altın standardına dönmesinin gerçekçi olmadığını belirtiyor. Ona göre doların gücü altından değil, ABD finans piyasalarının derinliğinden ve özellikle tahvil piyasasının büyüklüğünden geliyor.
Bessent’in verdiği örneklerden biri de 2022’de İngiltere’de yaşanan tahvil piyasası krizi. O dönemde merkez bankasının piyasaya müdahale etmek zorunda kaldığını hatırlatan Bessent, finansal istikrarın korunması için bazen bu tür müdahalelerin kaçınılmaz olduğunu ancak bunun sürekli hale gelmesinin piyasa disiplinini zayıflatabileceğini söylüyor.
Yatırımcı psikolojisi konusunda yaptığı benzetme ise oldukça çarpıcı. Bessent finansal krizleri boğulmaya çalışan bir insana benzetiyor. Ona göre kriz anlarında panik içinde çırpınmak insanı daha hızlı batırabilir; sakin kalıp enerjiyi doğru kullanmak ise hayatta kalma şansını artırır. Murat Aysan da paylaşımında bu noktaya dikkat çekerek “piyasalarda kriz anlarında panik davranışı zararı büyütür” yorumunu ekliyor.
Röportajda jeopolitik gelişmeler de önemli bir yer tutuyor. İran ile yaşanan gerilimin enerji piyasaları üzerindeki etkileri konuşulurken Bessent, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve petrol taşımacılığının küresel finans sistemi açısından kritik olduğunu söylüyor. ABD’nin bu operasyonların maliyetinin şu ana kadar yaklaşık 11 milyar dolar civarında olduğunu hesapladığını da ifade ediyor.
Bessent’in verdiği genel mesaj ise oldukça net: Küresel finans sisteminin temelinde hâlâ ABD tahvil piyasası ve dolar sistemi bulunuyor. Bu sistem çalıştığı sürece küresel finans mimarisi de çalışmaya devam eder. Ancak tahvil piyasasında ciddi bir likidite kırılması yaşanırsa bunun etkisi yalnızca ABD’yi değil tüm dünya finans sistemini sarsabilecek bir kırılma yaratabilir.