
İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığını ve geçmeye çalışan gemilerin hedef alınacağını açıkladı.
Küresel petrol arzının yaklaşık %20’si ve LNG ticaretinin %21’i bu dar geçitten taşınıyor.
Piyasalarda en büyük korku: enerji arzının kesilmesi ve petrol fiyatlarında sert sıçrama.
Orta Doğu’daki savaş hızla küresel enerji piyasalarının merkezine taşınırken, İran’dan gelen son açıklama piyasalar açısından kritik bir eşik anlamına geliyor. İran Devrim Muhafızları komutanlarından yapılan açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapatıldığı ve geçmeye çalışan her gemiye ateş açılacağı duyuruldu.
Bu açıklama, İran’ın en güçlü jeopolitik kozlarından birini masaya koyduğunu gösteriyor. Çünkü Hürmüz Boğazı yalnızca bölgesel bir geçit değil, küresel enerji sisteminin en kritik boğazlarından biri olarak kabul ediliyor.
Verilere göre dünya petrol arzının yaklaşık %20’si bu dar su yolundan geçiyor. Deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık üçte biri ve küresel LNG ticaretinin yaklaşık %21’i yine bu hattı kullanıyor.
Başka bir ifadeyle Hürmüz Boğazı’nın kapanması yalnızca İran ile ABD-İsrail hattındaki bir askeri gerilim değil; küresel enerji arz zincirinin kalbine yönelen bir şok anlamına geliyor.
Basra Körfezi’ndeki petrol üreticileri — Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt ve Irak — ihracatlarının büyük bölümünü bu geçitten gerçekleştiriyor. Bu nedenle Hürmüz’de yaşanabilecek bir kesinti, yalnızca İran petrolünü değil Körfez’in tamamını etkileyebilecek bir risk olarak görülüyor.
Enerji veri şirketi Kpler’in hesaplamalarına göre 2024 yılında dünya deniz ticaretinde taşınan petrolün yaklaşık üçte biri Hürmüz’den geçti. Katar’ın LNG ihracatının neredeyse tamamı yine bu geçide bağlı.
Bu nedenle Hürmüz, enerji piyasalarında “küresel boğaz” olarak tanımlanıyor.
Piyasa açısından kritik soru ise şu: İran gerçekten boğazı kapatabilir mi?
Askeri olarak İran’ın bu geçitte ciddi bir kapasitesi bulunuyor. İran donanması ve Devrim Muhafızları yıllardır hızlı saldırı botları, mayınlar, kıyıdan atılan anti-gemi füzeleri ve insansız sistemlerle Hürmüz’ü tehdit edebilecek bir doktrin üzerine çalışıyor.
Ancak aynı zamanda ABD 5. Filosu Bahreyn’de konuşlu durumda ve ABD ile müttefik donanmalar bölgedeki ticari trafiğin güvenliğini sağlamak için sürekli devriye faaliyetleri yürütüyor.
Bu nedenle analistler Hürmüz’ün tamamen kapanmasının zor olduğunu, ancak tanker saldırıları, mayınlama veya sınırlı askeri tacizlerle petrol akışının ciddi biçimde yavaşlatılabileceğini düşünüyor.
Enerji piyasaları için asıl risk de bu noktada ortaya çıkıyor.
Petrol piyasasında fiziksel kesinti yaşanmasa bile, tanker sigorta maliyetlerinin artması, bazı gemilerin rotayı değiştirmesi veya ihracatın gecikmesi fiyatlarda sert dalgalanmalara yol açabiliyor.
Geçmiş krizlerde de benzer bir tablo görülmüştü. Hürmüz’de tansiyon yükseldiğinde petrol fiyatları çoğu zaman fiziksel arz kesintisi gerçekleşmeden bile hızla yukarı hareket etti.
Bu nedenle yatırımcılar açısından Hürmüz yalnızca bir coğrafi geçit değil, küresel enerji fiyatlarının en hassas sinir noktalarından biri olarak görülüyor.
İran’ın bu açıklamasıyla birlikte enerji piyasaları şimdi tek bir soruya odaklanmış durumda:
Bu bir psikolojik baskı mı, yoksa küresel enerji ticaretini gerçekten değiştirecek bir hamlenin başlangıcı mı?
