
“Terörsüz Türkiye” süreci sonrası talep edilen yasal düzenlemeler, seçim atmosferi ve kamuoyu tepkisi üzerinden yeni bir gerilim hattı açıyor.
Dış gündemde İran-ABD görüşmeleri ve sahadaki psikolojik/elektronik harp ihtimali öne çıkarken, Türkiye’de Irak-Suriye penceresi “daha kalıcı” okuma olarak işaret ediliyor.
Ekonomide Hazine’nin faiz ödemeleri tartışması sürerken, özel sektörün döviz yükümlülüklerinin 2025 sonunda 373 milyar dolara çıktığı vurgulanıyor.
Perşembe 13:00 yayınında Ahu Özyurt, “biraz ekonomi gündemine, biraz siyaset manşetlerine” bakarken, iki ana ekseni yan yana koyuyor: içeride “terörsüz Türkiye” başlığı etrafında şekillenen siyasi tansiyon ve ekonomide borçlanma-faiz-döviz borcu üçgeni. Yayının tonu, “siyasetin birazcık gerildiğini görüyoruz” cümlesiyle açılıyor; bu gerilimin kaynağı olarak da “meclisteki terörsüz Türkiye süreci sonrasında talep edilen bazı yasal değişiklikler” ve bunun “seçime giden yolda kamuoyunda yaratacağı tepkiler” gösteriliyor.
TEV Bursiyerleri Ve Toplumsal Ruh Hali
Özyurt, programın başında Türk Eğitim Vakfı bursiyerlerinin tanıtıldığı toplantıdan söz ediyor ve toplumsal iklimi, gençlerin “büyük bir umutla hikâyelerini anlattığı” bir çerçeveye oturtuyor. Bu kısım, yayının geri kalanında anlatılacak “gelecek kaygısı”, “evlilikte düşüş” ve “demografik alarm” başlıklarıyla tematik bir köprü kuruyor.
Galatasaray, “Kişisel Karar” Ve Maçın Dönüşü
Yayın kısa bir parantez açarak spora uzanıyor. Özyurt, Galatasaray’ın turu geçmesini “uzatmalardan sonra” gelen dönüşle anlatırken, maçın kırılma anını teknik planlardan çok oyuncu inisiyatifine bağlıyor. “Bazı oyuncuların tamamen kişisel enerjisiyle maçın döndüğünü gördük” ifadesiyle, sahadaki karar alma süreçlerinin bazen hoca planını aşabildiğini vurguluyor. “İlkay’ın ve Osime’in şahsi kararlarıyla… bildikleri gibi oynadıkları zaman maçın nasıl dönebildiğini gördük” cümlesi, yayın boyunca tekrar eden bir alt temayı da besliyor: sistemlerin, kurumların ve planların yanında “aktör davranışı” belirleyici olabiliyor.
İran Dosyası: “Deal Or War” Eşiği
Gündem hızla İran’a dönüyor. Özyurt, New York Times manşetinden alıntılayarak “Deal or war, crucial talks begin between US and Iran” başlığını ekrana getirdiğini söylüyor. Burada iki katmanlı bir okuma var. Birincisi, müzakere sürecinin uzaması halinde ABD’nin dosyayı “rejim değişikliğini içeriden tetikleyecek” bir hatta taşıyabileceği ihtimali. İkincisi, İran içinden gelen kulislerin yönetim içi çatlaklara işaret ettiği iddiası. Bu noktada “devrim muhafızları gruplarının içinden de yönetim değişikliğine gidilebileceği” ve “Laricani kardeşlerin… neredeyse bir saray darbesi planladığı” gibi duyumları aktarıyor.
Özyurt’un çerçevesinde Washington’un kısa vadede sahada sıcak çatışma kadar, “psikolojik harp” ve “elektronik harp” unsurlarına yönelebileceği beklentisi de yer alıyor. “Bugünkü görüşmelerde çok beklememek lazım” ifadesi, müzakerenin bir anda büyük sonuç üretmeyebileceği uyarısı olarak öne çıkıyor.
Trump Ve İç Güç Gösterisi Tezi
Özyurt, İran başlığını sadece dış politika olarak değil, ABD iç siyasetinin bir uzantısı olarak okuyor. “Trump bu işi artık kendi kamuoyuna da… Pentagon’a da güç gösterebilmek için… bir yerde güç kullanmak zorunda kalacak” cümlesi, karar setinin hedefinin İran’dan ziyade Washington’daki güç merkezleri olabileceği fikrini taşıyor. Bu bölümde ayrıca, askeri bürokrasi içinde operasyonlara dair hoşnutsuzluk söylentilerinin “detay” olduğu; ABD siyasetinde bir müdahale kararı verildiyse bu tür söylentilerden hareketle “operasyondan vazgeçildiğini düşünmenin saflık” olacağı vurgulanıyor.
“Terörsüz Türkiye” Süreci: Rapor, Statü Ve Yasal Paket Tartışması
İç gündeme dönüşte Özyurt, sürecin “terörsüz Türkiye” başlığına evrildiğini söylüyor ve bazı gazetelerde çıkan benzer haberleri referans alıyor. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı için aktarılan “Rapor tarihi bir belgedir” ifadesi, raporun siyasal çapa işlevine işaret ediyor. Ardından Neçirvan Barzani’nin Türkçe tweeti gündeme geliyor: “Bu raporu okudum… Kuzey Irak olarak Kürt meselesinde üzerimize düşeni yapmaya hazırız.” Bu vurgu, Özyurt’un “herkes İran penceresinden bakıyor ama galiba Irak penceresinden bakmak daha kalıcı olacak” cümlesiyle birleşiyor.
Yasal boyutta ise kritik tartışma “genel af yok” cümlesi etrafında şekilleniyor. Özyurt, Adalet Bakanı’nın “raporda genel af yok” vurgusunu aktarırken, aynı anda “statü”, “özel uygulama hazırlığı” ve “paketleme” ifadelerinin kulislerde dolaştığını söylüyor. Cumhurbaşkanı’na atfen “kişiye özel uygulama çıkartamayız” mesajını da ekliyor. Bu bölümün tonu, belirsizlikten beslenen siyasal spekülasyonlara dikkat çekiyor: “Bir süredir böyle kodlu bir şeyler geçiyor ortada… sürecin kodları…” ve “İmralı’ya has bir şeyin yasal değişikliğinin nasıl yapılacağını kurcalamak gerekecek.”
Irak-Suriye Hattı: Mazlum Abdi’nin “Siyasi Figür”e Evrilmesi
Özyurt, Suriye’de Mazlum Abdi’nin giderek “askeri figür olmaktan çok uluslararası ilişkilerin içine giren bir siyasi figür”e dönüştüğünü belirtiyor. Bu dönüşümün başlangıcına dair işaret ettiği an, Münih Güvenlik Konferansı’nda “Amerikalı yetkililerle… Marco Rubio ile karşı karşıya oturdular. Denk oturdular” ifadesi. Mesaj net: sahadaki aktörlerin meşruiyet ve görünürlük düzeyi değişiyor; bölgesel denklemde “kapaklar açılmıştır.”
Hazine Faiz Ödemeleri Ve KKM Sonrası İzahat
Ekonomi bölümünde Özyurt, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın borçlanma yapısı, takvim ve faiz ödemeleri konusunda “izaha devam ettiğini” söylüyor. Tartışmanın toplumsal-siyasal yansımasını da not ediyor: “Ödenen faiz miktarı gerçekten büyük… rahatsız edici büyüklükte… kamuoyunu da siyasileri de rahatsız ediyor.” Bu çerçeve, maliye politikasının iletişim ihtiyacını öne çıkarıyor: Hazine, “şeffaflık gereği bunun açıklamasını yapmak hissediyor.”
Tel Aviv Metrosu İhalesi: Şirketler, Politika Ve Zamanlama
Yayında dikkat çeken başlıklardan biri, üç Türk inşaat şirketinin Tel Aviv metrosu ihalesine teklif vermesi. Özyurt, isimleri sayıyor: “Asım Alarko, Gülermak ve Doğuş.” Burada haberin ağırlık noktası, ticari kararın politik atmosferle çakışması. “Bu kadar tartışmanın odağında… dış politikanın bu kadar sertleştirildiği bir ortamda önemli bir adım” ifadesi, ekonomi-politik risk algısına işaret ediyor. Şirketlerden yalanlama gelmediği notu da aktarılıyor.
S-400 Kulisi: Somali Senaryosu Ve Pazarlık
Dış politika-ekonomi kesişiminde bir diğer başlık S-400’ler. “S-400’ler Somali’ye gönderilecek” kulisinin dolaştığını; ancak Ragıp Soylu üzerinden “Savunma Bakanlığı kaynakları yalanlıyor” bilgisini aktarıyor. Özyurt’un okuması, dosyanın “Amerika’yla sıcak pazarlık olmaya devam ettiği” yönünde.
Mikro Gerilim: İstanbul’da Çifte Vatandaşlık Vakası
Özyurt, İsrail ordusunda görev yapmış çifte vatandaş bir genç kadının İstanbul’a gelişi sonrasında yaşananları aktararak iki ülke arasındaki gerilimin “mikro bazda” da sürdüğünü söylüyor. “Polise ihbar ediliyor… gözaltına alınıyor… o süreçte Amerika devreye giriyor ve… ülke dışına çıkartılıyor.” Bu olay, aynı yayın içinde Tel Aviv metrosu ihalesiyle yan yana gelince, “ekonomi devam ederken siyaset gerilim üretiyor” temasını güçlendiriyor.
Okullarda İlahi Tartışması Ve Veli Gözaltısı
İç politikada ikinci gerilim hattı, Ramazan bağlamında okullarda ilahi uygulamaları. Özyurt, STK’ların hukuki yollara başvurduğunu, “laiklik bildirisi” ve imza süreçlerinin yürüdüğünü aktarıyor. Kocaeli’nde bir velinin şikâyet videosu sonrası gözaltına alınmasını ise sert bir çerçeveyle değerlendiriyor: “Benim çocuğuma teneffüs aralarında ilahi dinlettirmeyin diyen bir veliyi tutuklamak başka bir şeyi ifade eder.” Bu konunun dışarıda Türkiye aleyhine “malzeme” üretme riskine de dikkat çekiyor.
Kredi Kartı Patlaması: Maaş-Enflasyon Açığı
Şenol Babuşçu’nun tweetine atıfla, Ocak ayında kredi kartı işlem hacminde “gerçek anlamda patlama” olduğunu söylüyor. Gerekçe olarak “Aralıkta belirlenen maaş”ın “Ocak ayındaki enflasyon artışını cover etmedi” yorumunu ekliyor. “Fren tutmuyor… bireysel kredi kullanılıyor” cümleleri, hane halkı finansman stresinin göstergesi olarak sunuluyor.
Demografik Alarm: Evlilik Düşüşü, Boşanma Rekoru, Gelecek Kaygısı
Yayın, daha yapısal bir risk başlığına geçiyor: demografi. Burak Gökçek’in “demografik alarm” infografiği üzerinden “evlilik oranlarında düşüş, boşanmada tarihi rekor, evlilik yaşı yükseliyor” temaları öne çıkarılıyor. Özyurt, bir kadın doğum doktoruyla konuşmasından “tıbben mümkün ama istemiyor insanlar” cümlesini aktarıyor; bunu da toplumsal geleceğe dair “tahayyüllerin parlak olmaması” yorumuna bağlıyor.
Özel Sektör Döviz Borcu: 373 Milyar Dolar Ve Devalüasyon Kırılganlığı
Kapanışa doğru en kritik ekonomik risk başlığı geliyor. Alaattin Aktaş’ın tweetine atıfla, şirketlerin döviz yükümlülüklerinin “2025 sonunda 373 milyar dolar seviyesine çıktığı” ve bunun “olası bir devalüasyona karşı özel sektörü kırılgan hale getirdiği” vurgulanıyor. Özyurt burada piyasa içi tartışmayı da ekliyor: “TL çok değerli… doların olması gereken yer 60 lira” gibi bir baskının varlığından söz ediyor. Bu baskının “ya patlayacak ya çözülecek” ifadesiyle bir eşik tartışmasına dönüştüğünü söylüyor ve olası rahatlamanın ancak jeopolitik dosyalarda çözümle (örneğin S-400 krizinin kapanması gibi) mümkün olabileceğini ima ediyor: “Artık S-400 krizimiz yok diyebileceğimiz bir ortamda hem doların düştüğünü hem faizlerin gerilediğini… henüz öyle bir durumda değiliz.”
Seçim Takvimi İmâsı: Saha Hareketliliği
Son bölümde Özyurt, sahadaki politik hareketliliği “AK Parti’nin minibüsleri… ev ziyaretleri… öğrencilerle iftar… menemen yapmalar” gibi işaretlerle anlatıyor ve sezgisel bir takvim veriyor: “Minibüsler gezmeye başladıktan bir sene içerisinde muhtemelen seçim olur.” Bunu “kötü anlamda değil… sandığın gelme ihtimali… demokrasi adına iyi işaret” diye çerçeveliyor; ancak aynı anda ekonomik kırılganlığın (döviz borcu) “aşil topuğu” olarak kaldığını not ederek yayını kapatıyor.
