
Ekonomist TV’de saat 09.30’daki canlı yayında Dr. Artunç Kocabalkan, Borsa İstanbul’daki geri çekilmeyi yalnızca jeopolitik başlıklarla açıklamanın yetersiz olduğunu belirterek asıl kırılganlığın rezerv muhasebesinde saklı olduğunu vurgulayacak. İran geriliminin manşetleri domine ettiğini ancak bilanço tarafındaki tabloya bakıldığında altın fiyatlarındaki yükseliş olmasa rezerv dinamiğinin çok daha sert görüneceğini ifade edecek.
Yapılan hesaplamaya göre 23 Şubat 2024 itibarıyla kasadaki altının bugünkü fiyatlarla değeri yaklaşık 123 milyar dolar seviyesindeydi. Mevcut durumda altın stoku 132–133 milyar dolar aralığında. Fiziki miktarın sabit kaldığı varsayımı altında yalnızca ons fiyatındaki artış dikkate alındığında bu tutarın 140 milyar dolar civarında olması gerekirdi. Bu fark, artışın büyük bölümünün fiyat etkisinden kaynaklandığını, ilave fiziki alımın ise yaklaşık 4–5 milyar dolar düzeyinde kalmış olabileceğini gösteriyor.
Diğer tarafta yaklaşık 125 milyar dolarlık dış borç ve sıcak para girişi söz konusu. Bu girişin yaklaşık 65 milyar dolarının döviz mevduatına, yastık altına ya da yurt dışına yöneldiği; yaklaşık 5 milyar doların Merkez Bankası tarafından altın alımı için kullanıldığı hesaplanıyor. Bu çerçevede yaklaşık 55 milyar dolarlık bir boşluk ortaya çıkıyor. TL pozisyonuna sıfır giriş varsayımı altında dahi bu büyüklükte bir farkın oluşması, rezerv bilançosundaki dağılımın yeniden sorgulanmasına neden oluyor.
Brüt döviz rezervinin 82 milyar dolardan 79 milyar dolara gerilemesi, altın tarafındaki değer artışına rağmen net döviz kaleminde baskının sürdüğüne işaret ediyor. Altın değerlemesi yaklaşık 80 milyar dolar artarken, rezerv açığının 70 milyar dolar genişlediği ifade ediliyor. Kabaca 150 milyar dolarlık bir hareket söz konusu; 125 milyar dolar borç girişine rağmen yaklaşık 25 milyar dolar civarında ilave pozisyon açılmış olabileceği değerlendiriliyor. Vadeli piyasada 5,5 milyar dolarlık pozisyonun da tabloya eklendiği belirtiliyor.
Artunç Kocabalkan yayında, bozulan dolarların önemli kısmının vatandaş tarafından altın ve gümüş alımına yönlendiğini, Merkez Bankası’nın ise altın ağırlığını artırırken net döviz tarafında manevra alanının daraldığını vurgulayacak. Mesaj net: BİST’teki düşüşü yalnızca İran başlığına bağlamak kolay; ancak asıl belirleyici unsur rezerv kompozisyonu ve döviz akışının bilanço içindeki dağılımı. Altın fiyatlarındaki yükseliş olmasa, bugünkü tablo çok daha sert bir rezerv tartışmasını beraberinde getirebilirdi.