ABD para politikasına ilişkin tartışmalar, aynı anda hem doların küresel konumu hem de Fed başkanlığı için öne çıkan isimler üzerinden derinleşiyor. Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic’in “dolar güveni” vurgusu ile Donald Trump’ın Kevin Warsh üzerinden verdiği agresif büyüme mesajları, piyasalar açısından aynı fotoğrafın iki farklı yüzünü oluşturuyor.
Atlanta Fed Başkanı Raphael Bostic, ABD dolarına yönelik algıda yapısal bir kırılma riski gördüğünü söyledi. Bostic, yaptığı konuşmada, daha önce sorgulanmayan çevrelerde bile doların güvenilirliğinin artık soru işaretleriyle karşılaştığını belirterek, bu durumun yalnızca belirli piyasa hareketleriyle sınırlı kalmayabileceğini vurguladı.
Geçtiğimiz yaz Avrupa’da bulunduğu sırada yatırımcılar ve ekonomi çevrelerinden kendisine yöneltilen “Hâlâ güvenebilir miyiz, neyi bilmemiz gerekiyor?” sorularını aktaran Bostic, bu tür geri bildirimlerin arttığını ifade etti. Ona göre bu eğilim, zamanla doların değerlemesinde daha geniş çaplı dalgalanmalara yol açabilir.
Bostic, “Umarım bunu kaybetmeyiz; doların küresel itibari para birimi olması ABD için açık biçimde faydalı oldu,” diyerek, rezerv para statüsünün sorgulanmasının yalnızca finansal değil, jeopolitik sonuçları da olabileceğine dikkat çekti.
Bu açıklamalar sürerken, Washington cephesinde Fed’in geleceğine ilişkin söylem daha sert bir hatta ilerliyor. ABD Başkanı Donald Trump, Fox Business’a verdiği röportajda, Fed başkanlığı için aday gösterdiği Kevin Warsh hakkında son derece iddialı bir büyüme söylemi kullandı. Trump, Warsh’ın göreve gelmesi halinde ABD ekonomisini yüzde 15 veya daha yüksek bir büyüme hızına taşıyabileceğini savundu.
Trump, önceki Fed başkanı seçiminde Warsh’ın ikinci sırada yer aldığını, Jerome Powell tercihini ise açık bir hata olarak gördüğünü söyledi. Ancak yüzde 15’lik büyüme ifadesinin yıllık bir oran mı yoksa farklı bir ölçüte mi işaret ettiği netlik kazanmadı.
Mevcut beklentilerle karşılaştırıldığında bu söylem dikkat çekici bir kopuşa işaret ediyor. ABD ekonomisinin bu yıl yaklaşık yüzde 2,4 büyümesi beklenirken, son 50 yılın ortalama büyüme oranı yüzde 2,8 seviyesinde bulunuyor. ABD GSYH’si 1950’lerden bu yana yalnızca istisnai dönemlerde – en belirgin örnek olarak pandemi sonrası yeniden açılmanın yaşandığı 2020’nin üçüncü çeyreğinde – yüzde 15’in üzerinde artış kaydetti.
Trump’ın Fed’e bakışı yalnızca büyüme hedefiyle sınırlı değil. Başkan, daha önce de faiz indirimlerine sıcak bakan bir Fed başkanı istediğini açıkça dile getirmiş, Warsh’ın faiz artırımlarını savunması durumunda onu tercih etmeyeceğini söylemişti. Bu yaklaşım, Fed’in bağımsızlığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıyor.
Öte yandan Warsh’ın Senato’daki onay sürecinin sancılı geçebileceği belirtiliyor. Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis, Trump yönetiminin Jerome Powell ve Fed’in bina yenileme projesine yönelik Adalet Bakanlığı soruşturmasını sürdürmesi halinde, Fed atamalarını bloke edebileceğini açıkladı.
Özetle, bir tarafta doların küresel güvenilirliğine dair artan sorgulamalar, diğer tarafta Fed başkanlığı üzerinden yürüyen agresif büyüme ve faiz söylemi bulunuyor. Bu iki başlık birlikte okunduğunda, ABD para politikasına yönelik belirsizliğin yalnızca piyasa fiyatlamalarıyla sınırlı kalmayıp, doların uzun vadeli konumu ve Fed’in kurumsal kredibilitesi açısından da kritik bir döneme işaret ettiği görülüyor.
