0,00 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
Piyasalar - Manşet

ABD’den Büyük Plan, Küçük Kapasite: Kritik Minerallerde Çin’e Karşı Zor Oyun

ABD, kritik minerallerde Çin’in küresel hâkimiyetini kırmak için fiyatlama, tarife ve sanayi politikalarını birlikte devreye alıyor. Madencilikten rafinasyona kadar tüm zincirin ABD ve müttefiklerinin...
Hülya Kocaer
Şubat 4, 2026
Paylaş

ABD, kritik minerallerde Çin’in küresel hâkimiyetini kırmak için fiyatlama, tarife ve sanayi politikalarını birlikte devreye alıyor. Madencilikten rafinasyona kadar tüm zincirin ABD ve müttefiklerinin kontrolüne geçmesi hedefleniyor. Devlet destekli taban fiyatlar, uzun vadeli krediler ve çok taraflı anlaşmalar yeni dönemin ana araçları olacak

ABD yönetimi, Çin’in kritik mineraller üzerindeki küresel hâkimiyetini kırmaya yönelik kapsamlı bir strateji hazırlığını resmen ortaya koydu. South China Morning Post’un aktardığına göre Washington, kritik minerallerin yalnızca çıkarım aşamasında değil, işleme ve rafinasyon dahil olmak üzere tüm tedarik zinciri boyunca ABD ve müttefiklerinin kontrolünde olmasını hedefleyen çok katmanlı bir plan üzerinde çalışıyor.

ABD’li üst düzey bir ticaret yetkilisinin verdiği bilgilere göre bu strateji, klasik serbest piyasa yaklaşımının ötesine geçiyor. Fiyatlama mekanizmaları, gümrük tarifeleri, sanayi politikaları ve devlet destekli finansman araçları birlikte kullanılarak Çin’in bugüne kadar sürdürdüğü “fiyat kırma” ve ihracat kontrolleri yoluyla kurduğu baskının dengelenmesi amaçlanıyor. Washington’un değerlendirmesine göre Çin, kritik minerallerdeki üretim ve tedarik zinciri üstünlüğünü yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir kaldıraç olarak kullanıyor.

Bu çerçevede ABD, tedarik darboğazlarını azaltmak için müttefik ülkelerin de sürece daha aktif biçimde katılmasını istiyor. Madencilik, işleme ve rafinasyon kapasitesinin yalnızca ABD içinde değil; Avustralya, Japonya, Güney Kore ve Suudi Arabistan gibi ülkelerle birlikte genişletilmesi hedefleniyor. Yetkililer, bu mevcut iş birliklerine ek olarak 11 yeni kritik mineral anlaşmasının da kısa süre içinde duyurulacağını belirtiyor. Bu anlaşmaların bazıları, kritik minerallerde gümrüksüz ticaret ve uzun vadeli yatırımları teşvik edecek özel fiyat düzenlemeleri içerecek.

Washington’da düzenlenen Kritik Mineraller Bakanlar Toplantısı, planın çok taraflı boyutunu da gözler önüne serdi. Toplantıya 50’den fazla ülkenin heyetleri katıldı ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesine yönelik ortak bir çerçeve üzerinde çalışıldı. ABD tarafı, bu sürecin yalnızca arz güvenliği değil, aynı zamanda müttefik ülkelerin stratejik dayanıklılığı açısından da kritik olduğunu vurguluyor.

Stratejinin en dikkat çekici ayaklarından biri ise devlet destekli taban fiyat mekanizması. ABD yönetimi, yeni maden ve işleme projelerinin finansmanını kolaylaştırmak ve özel sektörün yatırım iştahını artırmak için belirli kritik minerallerde taban fiyat uygulamasını gündeme aldı. Bu yaklaşım, serbest piyasa koşullarında Çin’le rekabet etmekte zorlanan projelere uzun vadeli görünürlük sağlamayı amaçlıyor.

Bu kapsamda ABD’de 12 milyar dolarlık kamu-özel sektör ortaklığına dayalı bir kritik mineral stoklama programı başlatıldı. Programın ana finansman kaynağını, ABD İhracat-İthalat Bankası tarafından sağlanan 10 milyar dolarlık, 15 yıl vadeli kredi oluşturuyor. Buna ek olarak General Motors, Boeing, Stellantis, Alphabet’in Google birimi ve diğer büyük şirketlerin toplamda yaklaşık 1,67 milyar dolarlık özel sermaye katkısı sağlaması planlanıyor. Bu yapı, yalnızca devlet değil, büyük sanayi ve teknoloji şirketlerinin de tedarik güvenliği riskini stratejik bir mesele olarak gördüğünü ortaya koyuyor.

ABD tarafının en büyük endişesi, Çin’in nadir topraklar başta olmak üzere kritik minerallerdeki baskın konumu. Çin’in küresel nadir toprak üretiminin yaklaşık %70’ini gerçekleştirdiği ve son dönemde uyguladığı ihracat kontrollerinin ABD’de tedarik güvenliği kaygılarını ciddi biçimde artırdığı belirtiliyor. ABD verilerine göre ülke, 2024 itibarıyla 12 kritik mineralde tamamen ithalata bağımlı durumda. Buna ek olarak 29 mineralde %50 oranında ithalat bağımlılığı bulunuyor.

Washington’un analizleri, ABD’de kobalt, nikel ve nadir topraklar gibi alanlarda belirli bir madencilik kapasitesi olmasına rağmen, bu minerallerin işlenmesi ve rafine edilmesine yönelik yerel kapasitenin yetersiz kaldığını gösteriyor. Bu durum, ABD’yi fiilen Çin merkezli rafinasyon zincirlerine bağımlı hale getiriyor. Yeni strateji, tam da bu darboğazı hedef alıyor.

Avrupa Birliği de sürece dahil olmaya hazırlanıyor. Habere göre AB, Çin’e bağımlılığı azaltacak şekilde kritik minerallerin tedarikine yönelik ABD ile bir ortaklık kurulmasını öngören bir mutabakat zaptı imzalamaya hazırlanıyor. Bu adım, kritik mineraller meselesinin artık yalnızca ABD-Çin rekabeti değil, daha geniş bir transatlantik strateji başlığı haline geldiğine işaret ediyor.

Genel çerçevede Washington’un yaklaşımı net: Kritik mineraller, artık sadece ekonomik bir girdi değil; enerji dönüşümü, savunma sanayii ve ileri teknoloji rekabetinin merkezinde yer alan stratejik varlıklar olarak ele alınıyor. ABD’nin attığı bu adımlar, küresel emtia piyasalarında fiyatlama dinamiklerinden jeopolitik ittifaklara kadar geniş bir alanda etkisini hissettirecek yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülüyor.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2025 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction