
Japonya Merkez Bankası (BOJ) politika faizini %0,75 seviyesinde sabit bıraktı.
Temsilciler Meclisi feshedildi, 8 Şubat’ta erken seçim kararı alındı.
USD/JPY 159’un üzerine çıkınca döviz piyasasına müdahale geldi.

Japonya Merkez Bankası, küresel piyasaların yakından izlediği bugünkü toplantıda faizlerde değişikliğe gitmedi ve politika faizini %0,75 seviyesinde bıraktı. Karar, teknik olarak sürpriz değil; ancak zamanlama ve verilen mesajlar, kararın salt para politikası çerçevesinin ötesinde siyasi ve küresel risklerle iç içe geçtiğini gösteriyor.
BOJ Başkanı Kazuo Ueda, basın toplantısında “verilere bağlı olarak faiz artışına devam edileceği” yönündeki ifadeyi özellikle nisan ayı verilerine işaret ederek kullandı. Bu vurgu, piyasalar tarafından yalnızca enflasyon ve ücret dinamiklerine değil, 8 Şubat’ta yapılacak erken seçim öncesinde iç politik dengeyi bozmama çabasına da bağlandı. Temsilciler Meclisi’nin feshedilmesiyle birlikte BOJ’un, seçim öncesi agresif bir sıkılaşma mesajı vermekten bilinçli şekilde kaçındığı değerlendiriliyor.
Kararın ardından döviz cephesinde tansiyon hızla yükseldi. USD/JPY kurunun 159 seviyesinin üzerine çıkmasıyla birlikte piyasaya müdahale geldi. Bu hamle, Japon otoritelerin zayıf yen konusundaki tolerans sınırının hâlâ net biçimde korunduğunu gösterirken, para politikası ile döviz politikası arasındaki kırılgan dengeyi de yeniden gündeme taşıdı.
Küresel çerçevede ise mesele yalnızca Japonya’nın iç dengeleriyle sınırlı değil. Karmaşıklaşan küresel risk ortamında, yen carry trade işlemleri, Japon devlet tahvilleri (JGB) ve bu varlıkları bilançolarında taşıyan Japon finansal kuruluşları sistemik bir başlık olarak öne çıkıyor. Küresel tahvil piyasalarında yaşanacak sert bir oynaklık, Japon finansal sistemini ve dolaylı olarak küresel likiditeyi etkileyebilecek bir kaldıraç barındırıyor.
BOJ’un konumu bu noktada daha da kritik. Çin Merkez Bankası People’s Bank of China’dan sonra dünyanın ikinci büyük merkez bankası olan BOJ’un, ABD Hazine Bakanlığı ile geçmişteki koordinasyon günlerinde olmadığını hâlâ tam olarak sindirememiş görünüyor. Küresel parasal mimarinin daha parçalı, daha jeopolitik ve daha öngörülmez bir hale geldiği bir dönemde, BOJ’un “eski düzen” refleksleriyle hareket etmesi piyasalar açısından ek bir belirsizlik unsuru yaratıyor.
BOJ bugün faizi sabit tutarak zaman kazandı, ancak riskleri ertelemedi. Seçim takvimi, yen üzerindeki baskı, carry trade hacmi ve küresel tahvil piyasalarının kırılganlığı birlikte düşünüldüğünde, Japonya kaynaklı bir oynaklık ihtimali masadan kalkmış değil. Nisan verileri yalnızca enflasyonu değil, küresel finansal dengelerin ne kadar sürdürülebilir olduğunu da test edecek.
