
Trump, Davos’ta refahın ölçüsünü doğrudan borsa rekorlarına bağladı.
“52 kez tüm zamanların zirvesi” söylemiyle ekonomik başarı ilan etti.
Servet artışı ile toplum refahı arasındaki kopukluk göz ardı edildi.
Davos’ta konuşan Donald Trump, ekonomik başarı anlatısını doğrudan borsa endeksleri üzerinden kurarak çarpıcı bir tablo çizdi. Trump’a göre seçimden bu yana yaşanan piyasa hareketleri, refahın kanıtı niteliğinde.
“Seçimden bu yana borsa 52 kez tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.” diyen Trump, büyüme cephesinde de beklentilerin çok üzerinde bir tablo olduğunu savundu:
“Dördüncü çeyrek büyümesinin %5,4 olması bekleniyor; bu, benim ve birkaç kişinin tahmin ettiğinden çok daha yüksek bir oran.”
Trump, borsadaki yükselişi doğrudan hanehalkı refahına tercüme ederek iddiasını daha da ileri taşıdı:
“Bu, bir yılda 52 rekor kırıldığı ve emeklilik hesaplarına, 401k’lara ve insanların tasarruflarına 9 trilyon dolar değer katıldığı anlamına geliyor. İnsanlar çok iyi durumda. Benden çok memnunlar.”
Ancak bu anlatı, Davos koridorlarında olduğu kadar piyasa çevrelerinde de tartışma yarattı. Borsa endeksleri üzerinden “genel refah” ilan edilmesi, servet dağılımındaki eşitsizlik, enflasyon baskısı ve reel gelir erozyonu gibi başlıkları tamamen dışarıda bırakıyor. Hisse senedi sahibi olan azınlığın kazancı, Trump’ın söyleminde toplumun tamamına yayılmış bir refah hikâyesi olarak sunuluyor.
Ortaya çıkan tablo net: Borsa yükseliyorsa herkes kazanıyor varsayımı, ekonomik gerçekliğin karmaşıklığını sadeleştiren değil, görmezden gelen bir okuma. Davos sahnesinde “rekor” alkışlanırken, refahın kime ait olduğu sorusu yine cevapsız kaldı.
