
IMF’ye göre küresel finansal varlıkların yarısı artık banka dışı finansal kuruluşlar (nonbanks) tarafından tutuluyor, bu da geleneksel bankacılık dışı aracılarla finansal aracılığın dramatik biçimde değiştiğini gösteriyor.
Bu dönüşümü şekillendiren beş mega trend arasında devletlere yeni kredi kaynakları, orta ölçekli işletmelere genişlemiş finansman imkanları, daha fazla tüketici ve KOBİ kredisi, yatırım araçlarında çeşitlilik ile pasif yatırım fonlarının stabilizasyon etkisi sayılıyor.
Büyüme fırsatları kadar, düzenleme boşlukları, likidite riskleri ve bankalarla artan bağlantılar gibi finansal istikrar riskleri de ortaya çıkıyor; IMF düzenleyici yenilik ve denetimin güçlendirilmesi çağrısı yapıyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF), 2025 tarihli analizinde artık küresel finansal varlıkların yaklaşık yarısının banka dışı finansal kuruluşlar tarafından tutulduğunu ve bu dönüşümün finansal hizmetlerin doğasını kökten değiştirdiğini belirtiyor. Bu, 2008 küresel finansal krizinde bankaların payının %43 seviyesindeyken bugün bankacılık dışı aktörlerin öne çıkmasıyla gerçekleşen tarihsel bir kırılma anlamına geliyor.
Bu değişimi şekillendiren beş mega trend IMF tarafından şöyle tanımlanıyor:
Bu gelişmeler, finansal yenilik ve kapsayıcılık açısından önemli fırsatlar sunuyor; ancak IMF, bu eğilimin düzenleyici çerçevelerin henüz gerisinde kaldığına dikkat çekiyor. Banka dışı aktörler, mevduat kabul etmeyen ve merkez bankası destekli likiditeye erişimi olmayan yapıları nedeniyle bankalar gibi kapsamlı denetim ve sigorta güvence sistemlerine tabi değil. Bu durum, özellikle piyasalarda ani nakit çıkışları ve marj talepleri gibi stres senaryolarında finansal kırılganlık riskini artırabiliyor.
IMF ayrıca finansal kurumlar arasındaki bağların güçlendiğini ve banka dışı aktörlerin büyümesinin bankaların sermaye ve likidite pozisyonları üzerinde dolaylı baskı oluşturabileceğini vurguluyor. Bazı bankaların banka dışı kuruluşlara maruziyetlerinin başlıca sermaye tamponlarını aştığına dikkat çekilerek, bu bağlantıların sistemik riskleri artırabileceği uyarısı yapılıyor.
Bu çerçeve, global finansal piyasalarda yeni bir denge arayışını işaret ediyor. Banka dışı finansal kuruluşların yükselişi, kredi erişimini genişletip yatırım fırsatlarını artırırken, aynı zamanda yetersiz düzenleme ve denetim ortamında finansal istikrar risklerini de gündeme getiriyor. IMF’nin çağrısı, piyasa yeniliklerini desteklerken bu yeni riskleri daha bütüncül veri, ileriye dönük stres testleri ve uluslararası koordinasyon ile yönetmek yönünde.
Banka dışı finansın yüzde 50’ye yaklaşan varlık payı, finansal aracılığın merkezini bankacılıktan sermaye piyasalarına doğru kaydırıyor. Bu kayma, likidite sağlamada esneklik getirirken sistemik risklerin izlenmesini karmaşıklaştırıyor ve finansal politikaların yeniden tasarlanmasını zorunlu kılıyor.
