
ABD Başkanı Donald Trump’ın yönetimi, Venezuela’ya yönelik baskıyı sertleştirerek Çin ve Rusya ile tüm ekonomik bağların koparılmasını açık bir talep haline getirdi. Washington kaynaklarına dayanan bilgilere göre ABD, Caracas yönetimine bu iki ülkeyle yürütülen ticari, finansal ve enerji temelli ilişkilerin sona erdirilmesini, ABD ile kurulacak yeni bir ekonomik çerçevenin ön koşulu olarak iletti.
Söz konusu talep, yalnızca diplomatik bir mesajla sınırlı değil. ABD yönetimi, Venezuela’nın özellikle petrol gelirleri üzerinden Çin ve Rusya’ya olan bağımlılığını stratejik bir risk olarak görüyor. Bloomberg Government ve ABC News kaynaklarına göre Washington, Venezuela’nın petrol üretimi ve ihracatında ABD ile “münhasır” bir ilişki kurmasını hedefliyor. Bu çerçevede, Caracas’tan ABD’ye 30 ila 50 milyon varil arasında petrol sevkiyatı yapılması ve bu petrolün ABD piyasalarında değerlendirilmesi de gündemde.
Trump yönetimi, Çin ve Rusya’nın yanı sıra İran ve Küba ile olan ekonomik bağların da kesilmesini talep ediyor. ABD tarafına göre bu ülkeler, Venezuela’nın enerji gelirleri ve finansal akışları üzerinden ABD yaptırımlarını delmesine yardımcı oluyor. Washington, bu ilişkilerin sonlandırılmasını, yaptırımların gevşetilmesi ve petrol ticaretinde yeni bir dönemin başlaması için temel şart olarak masaya koymuş durumda.
Bu yaklaşım, ABD’nin Latin Amerika’daki enerji ve jeopolitik mimariyi yeniden şekillendirme hedefinin bir uzantısı olarak değerlendiriliyor. Trump yönetimi, Venezuela petrolünün yeniden küresel sisteme entegrasyonunun ancak Çin ve Rusya etkisinin tamamen dışlanmasıyla mümkün olacağını savunuyor. Böylece hem ABD enerji piyasasına ek arz sağlanması hem de Pekin ve Moskova’nın bölgedeki nüfuzunun zayıflatılması amaçlanıyor.
Çin ve Rusya cephesinden ise sert tepkiler geldi. Pekin yönetimi, ABD’nin Venezuela’ya yönelik taleplerini egemenliğe müdahale ve zorlayıcı diplomasi olarak nitelendirdi. Rusya da benzer şekilde Washington’un enerji ve ticareti jeopolitik baskı aracı haline getirdiğini savunuyor. İran ve Küba ise ABD’nin bu yaklaşımını “tek taraflı yaptırım politikasının genişletilmesi” olarak yorumluyor.
Ortaya çıkan tablo, Venezuela dosyasının artık yalnızca bir yaptırım ya da iç siyaset meselesi olmaktan çıktığını gösteriyor. ABD’nin talebi, küresel enerji dengeleri, dolar sistemi, Çin ve Rusya’nın rezerv ve ticaret stratejileri ile doğrudan bağlantılı bir jeopolitik hamle niteliği taşıyor. Washington’un Caracas’tan istediği kopuş, kabul edilmesi halinde Venezuela’yı Çin–Rusya ekseninden çıkarıp ABD merkezli bir enerji ve ticaret hattına yeniden bağlayacak; reddedilmesi halinde ise yaptırım ve baskı sürecinin daha da sertleşmesi bekleniyor.