
Yapay zekâ yatırımlarında ağırlık merkezi, metin ve dil modellerinden fiziksel dünyaya kayıyor.
Nvidia CEO’su Jensen Huang, CES sahnesinde robotik ve otonom sistemleri yeni büyüme ekseni olarak konumladı.
Bu yön değişimi, yapay zekâya dayalı yatırım tezlerinin yeniden yazılmasına zemin hazırlıyor.
Nvidia CEO’su Jensen Huang, Las Vegas’ta düzenlenen CES’te yaptığı kapsamlı sunumda, yapay zekânın mevcut evresini “sadece konuşan ve yazan modeller dönemi” olarak tanımladı ve sektörün artık fiziksel dünyayla doğrudan etkileşime giren bir faza geçtiğini vurguladı. Huang’a göre bir sonraki büyük sıçrama; robotların, otonom araçların ve makinelerin çevreyi algılayıp karar alabildiği “physical AI” alanında yaşanacak.
Huang konuşmasında, yapay zekânın bugüne kadar büyük ölçüde veri merkezlerinde çalışan dil ve görüntü modelleri üzerinden şekillendiğini, ancak bu mimarinin tek başına yeterli olmadığını ifade etti. Nvidia’nın stratejik odağının artık fiziksel sistemlerle entegre çalışan yapay zekâ altyapılarına kaydığını belirten Huang, robotik ve otonom sistemler için geliştirilen yeni platformları bu dönüşümün çekirdeği olarak konumlandırdı.
CES sahnesinde öne çıkan başlıklardan biri, robotların gerçek dünyayı anlayabilmesi için gereken “algı–hareket–karar” zincirinin tamamını kapsayan yapay zekâ mimarileri oldu. Nvidia’nın simülasyon, sensör verisi işleme ve gerçek zamanlı karar alma kabiliyetlerini tek çatı altında toplayan çözümleri, yalnızca yazılım değil donanım tarafında da ciddi bir yatırım dalgasının sinyalini verdi.
Bu yaklaşım, yapay zekâ yatırımlarına bakışı da doğrudan etkiliyor. Huang’ın altını çizdiği temel nokta, AI harcamalarının yeni bir bütçe kalemi olmaktan çok, mevcut teknoloji harcamalarının yeniden dağıtılması olduğu yönünde. Veri merkezleri ve büyük dil modelleri büyümeye devam ederken, sermayenin giderek robotik, otonom sürüş, endüstriyel otomasyon ve edge AI gibi fiziksel uygulamalara kayması bekleniyor.
Piyasa cephesinde bu mesaj, Nvidia’nın yalnızca bir çip üreticisi değil, yapay zekânın fiziksel dünyaya taşınmasında altyapı sağlayıcı rolünü pekiştirdiği şeklinde okunuyor. Robotik ve otonom sistemlerin ölçek kazanması, yüksek performanslı işlemciler, simülasyon yazılımları ve özel AI hızlandırıcılarına olan talebi artırabilecek bir yapı sunuyor.
Sonuç olarak Jensen Huang’ın CES konuşması, yapay zekâ anlatısında sessiz ama kritik bir kırılmaya işaret ediyor. Metin ve dil modelleriyle başlayan AI dalgası, artık fiziksel dünyada üretkenlik ve otomasyon yaratacak yeni bir evreye geçiyor. Bu dönüşüm, teknoloji şirketlerinin stratejilerini olduğu kadar, yatırımcıların uzun vadeli AI tezlerini de yeniden şekillendirecek bir çerçeve sunuyor.