
ABD, bu hafta Avrupa’ya yönelik yeni bir “resmî kitlesel konuşlanma” ilan etmedi ancak açık kaynak verileri olağan dışı bir askeri hava trafiğine işaret ediyor.
2025 ortasında Atlantik’i geçen yoğun tanker hareketi, Orta Doğu’daki artan gerilimler karşısında stratejik hazırlık ve esneklik arayışıyla ilişkilendiriliyor.
Washington, bu adımları doğrudan bir operasyon sinyali değil, savunma duruşunu güçlendiren ön konumlanma olarak tanımlıyor.
ABD hükümetinden bu hafta itibarıyla Avrupa’ya yönelik yeni ve resmî bir “kitlesel askeri konuşlanma”yı doğrulayan bir açıklama gelmiş değil. Buna karşın açık kaynak uçuş takip verileri ve 2025 yılına ait analizler, ABD Hava Kuvvetleri’nin Avrupa hattında neden dikkat çekici bir hareketlilik sergilediğini ortaya koyuyor.
Haziran 2025 ortasında paylaşılan uçuş verileri, KC-135 ve KC-46 tipi ABD Hava Kuvvetleri’ne ait havadan yakıt ikmal tankerlerinin olağan dışı sayılabilecek bir yoğunlukla Atlantik’i geçerek Ramstein, Morón, Aviano gibi kritik Avrupa üslerine yöneldiğini gösterdi. Bu hareketlilik, bilinen büyük ölçekli bir NATO ya da çok uluslu tatbikat takvimiyle doğrudan ilişkilendirilmedi. Askeri gözlemciler, yalnızca tanker unsurlarının bu ölçekte hareket etmesini “alışılmadık” olarak nitelendirirken, bunun rutin eğitim faaliyetlerinin ötesinde bir hazırlık seviyesine işaret edebileceğini değerlendirdi.
Dönemin resmî açıklamalarına göre ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, bu konuşlanmaların Orta Doğu’da yükselen jeopolitik tansiyon karşısında yönetime stratejik esneklik kazandırmayı amaçladığını ifade etti. Özellikle İsrail-İran hattındaki gerilim, ABD’nin hava unsurlarını ileri üslerden bağımsız biçimde uzun süre operasyonel tutabilme ihtiyacını öne çıkardı. Havadan yakıt ikmal kapasitesinin güçlendirilmesi, bu çerçevede kilit bir unsur olarak değerlendirildi.
Aynı dönemde bağımsız askeri havacılık kaynakları, F-15 ve F-35 gibi ABD savaş uçaklarının Avrupa içinden doğuya, Akdeniz eksenine doğru hareket ettiğine dair veriler paylaştı. Bu tablo, yalnızca lojistik değil, daha geniş bir kuvvet duruşunun yeniden ayarlandığına işaret etti. ABD’li yetkililer ise bu adımların doğrudan bir çatışma hazırlığı anlamına gelmediğini, esas olarak savunma kapasitesini ve caydırıcılığı güçlendirmeyi hedeflediğini vurguladı.
Ortaya çıkan genel resim, ABD Hava Kuvvetleri’nin Avrupa’daki varlığını ani bir savaş hazırlığı değil, küresel güvenlik risklerinin arttığı bir dönemde esnek ve hızlı tepki verebilecek şekilde yeniden konumlandırdığına işaret ediyor. Açık kaynak verilerinin yarattığı “olağan dışı hareketlilik” algısına rağmen, Washington cephesi bu süreci önleyici, savunma ağırlıklı ve ihtiyatlı bir hazırlık olarak çerçeveliyor.