
Federal Rezerv’in 9–10 Aralık 2025 tarihlerindeki Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısına ilişkin tutanaklar, ABD Merkez Bankası politika yapıcıları arasında faiz kararı ve para siyaseti öncelikleri konusunda belirgin ve derin görüş ayrılıkları olduğunu ortaya koydu.
Tutanaklara göre Fed, politika faizini yıl içinde üçüncü kez 25 baz puan indirerek yüzde 3,50–3,75 aralığına çekti. Ancak bu karar Komite içinde geniş bir mutabakatla alınmadı. Altı üye indirimi desteklerken, iki üye faizin sabit tutulması yönünde oy kullandı, bir üye ise daha agresif bir indirimden yana görüş bildirdi. Bu tablo, son yılların en belirgin politika ayrışmalarından biri olarak dikkat çekti.
Metinde, üyelerin iki ana eksende ayrıştığı görülüyor. Bir grup, ekonomik büyümede yavaşlama sinyalleri ve iş gücü piyasasında olası zayıflamaya karşı önleyici adımlar atılması gerektiğini savunuyor. Bu kesime göre faiz indirimleri, ekonomik aktivitenin korunması açısından gerekli. Diğer grup ise enflasyonun hâlâ hedefin üzerinde seyretmesi ve fiyat istikrarı risklerinin tamamen ortadan kalkmamış olması nedeniyle temkinli bir duruşun sürdürülmesi gerektiğini vurguluyor.
Tutanaklar, veri belirsizliğinin de karar sürecini zorlaştırdığını ortaya koyuyor. Uzun süren federal hükümet kapanmasının ardından ekonomik verilerin gecikmeli ve parçalı gelmesi, üyelerin mevcut durumu net biçimde değerlendirmesini güçleştirdi. Bu durum, Fed içinde farklı senaryoların ve risk algılarının öne çıkmasına neden oldu.
2026’ya yönelik faiz patikasında da benzer bir belirsizlik söz konusu. Komite üyelerinin medyan beklentisi önümüzdeki yıl sınırlı sayıda indirim yapılabileceği yönünde olsa da, bireysel projeksiyonlar arasında ciddi farklar bulunuyor. Bazı üyeler ek indirime gerek olmadığını düşünürken, bazıları daha gevşek bir politika duruşunun kaçınılmaz olabileceğini savunuyor. Bu tablo, Fed’in para politikasında “veriye bağımlı” yaklaşımının daha da güçleneceğine işaret ediyor.
Piyasalarda ise tutanaklar, belirsizliğin devam edeceği yönünde okundu. Yatırımcılar, faiz indirimlerinin zamanlaması ve hızı konusunda net bir yol haritası göremediği için temkinli pozisyon almaya yöneldi. Bu durum, özellikle tahvil ve değerli maden piyasalarında dalgalanmayı artıran bir unsur olarak öne çıktı.
Genel çerçevede Fed tutanakları, ABD Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadele, büyüme ve finansal istikrar arasında denge kurmakta zorlandığını ve bu denge arayışının kurum içinde belirgin görüş ayrılıklarına yol açtığını net biçimde ortaya koyuyor. Bu iç ayrışmanın, küresel piyasalarda faiz beklentileri ve risk algısı üzerinde etkili olmaya devam etmesi bekleniyor.
