0,00 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Dünya - Manşet

Suriye–SDG Anlaşması: Entegrasyon Değil, Kontrollü Bölünme ve Rant Paylaşımı

Şam ile SDG arasında imzalanan 13+2 maddelik metin, merkezi entegrasyondan ziyade fiilî yetki ve alan paylaşımını kurumsallaştırıyor. Güvenlik, idare ve ekonomik rant başlıklarında SDG lehine tanımlan...
Hülya Kocaer
Aralık 25, 2025
Paylaş

Şam ile SDG arasında imzalanan 13+2 maddelik metin, merkezi entegrasyondan ziyade fiilî yetki ve alan paylaşımını kurumsallaştırıyor.
Güvenlik, idare ve ekonomik rant başlıklarında SDG lehine tanımlanan geniş özerklik, Suriye’nin üniter yapısını değil, parçalı bir dengeyi besliyor.
Anlaşma, ABD ve Avrupa garantileriyle uluslararasılaştırılırken, sahada kalıcı bir “kontrollü bölünme” mimarisi inşa ediliyor.

Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında üzerinde mutabık kalınan 13+2 maddelik anlaşma metni, klasik anlamda bir entegrasyon belgesi olmaktan çok uzak bir çerçeve sunuyor. Metin, idari, askeri ve ekonomik başlıklarda tarafların yetki alanlarını net biçimde ayırırken, merkezi devletin egemenliğini genişletmek yerine SDG’nin sahadaki fiilî gücünü hukuki bir forma sokuyor.

Anlaşmaya göre, Şam’dan gelen görevliler Tel Abyad ve Resulayn sınır geçişlerinde yalnızca bireysel kimlikleriyle ve SDG koruması altında görev yapabilecek. Bu kişiler, fiilen SDG Savunma Bakanlığı bünyesinde görevlendirilmiş subaylar gibi hareket edecek. Bu düzenleme, merkezi devletin sınır egemenliğini güçlendirmekten ziyade, SDG’nin kontrolünü meşrulaştıran bir mekanizma yaratıyor. Anlaşmanın Amerikan ve Avrupa garantileriyle uluslararası düzeyde belgelendirilmiş olması da bu yapının geçici değil, kalıcı olarak tasarlandığına işaret ediyor.

Perşembe günü ele alınacak başlıklarda ise bu kırılgan dengenin sınırları netleşiyor. Semalka sınır kapısında askeri ve güvenlik liderliğinin SDG bünyesinde kalması konusunda SDG’nin ısrarı sürerken, Şam yalnızca idari personel gönderebiliyor. Bu durum, SDG’nin PKK bağlantılı kadrolarını ve üst düzey isimlerini bölgede rahatça tutabilmesini sağlıyor. Şam tarafının, Savunma Bakanlığına bağlı kuvvetleri Fırat’ın doğusuna taşıma şartından prensipte vazgeçmiş olması ise anlaşmanın en zayıf halkalarından biri olarak öne çıkıyor; bu başlık, sürecin ilerleyen aşamalarda tıkanmasına açık bir risk unsuru taşıyor.

Metin, SDG’nin askeri ve idari kapasitesini daha da tahkim eden hükümler içeriyor. SDG, aralarında Esr Efiye ve Şeyh Maksud Asayişlerinin de bulunduğu yaklaşık 60 bin askeri personelin listesini Savunma Bakanlığına, 30 bin personelin listesini ise İçişleri Bakanlığına iletti; nihai onay Şam’dan beklense de, fiilî kontrol sahada SDG’nin elinde kalıyor. SDG’nin herhangi bir ülkeyle doğrudan ilişki kurmasının yasaklanması ve uluslararası heyetlerin SDG bölgeleri yerine Şam’ı ziyaret etmesi şartı, görünürde merkezi devleti güçlendiren bir madde gibi dursa da, pratikte SDG’nin iç idari özerkliğini sınırlamıyor.

Anlaşma, güvenlik ve siyasi başlıkların ötesinde, ekonomik rant paylaşımını da açık biçimde düzenliyor. Yabancı şirketlerin petrol sahalarına yatırım yapmasının önü açılırken, kârların Şam, SDG ve şirketler arasında paylaşılması öngörülüyor. Buna karşılık, petrol sahalarının askeri güvenliği tamamen SDG’nin kontrolünde kalıyor. Bu yapı, merkezi bütçeye gelir akışı sağlarken, sahadaki stratejik varlıkların denetimini SDG’ye bırakıyor.

“Mutabakat sağlanan şartlar” başlığı altında yer alan maddeler ise bu tabloyu tamamlıyor. SDG’ye, Mazlum Abdi liderliğinde üç tam tümen verilmesi, yetkili makamın on tugay dahil olmak üzere SDG’ye 100 rütbe dağıtımını onaylaması ve SDG subaylarının rütbe aldıktan sonra kendi başlarına Savunma ve İçişleri Bakanlığı ofislerinde görev yapacak olmaları, entegrasyon değil paralel bir askeri yapı anlamına geliyor. Şam’dan oluşturulacak komitelerin SDG kampları ve IŞİD hapishanelerinde faaliyet göstermesine izin verilmesi ise denetimden çok koordinasyon görüntüsü veriyor; zira hapishanelerin güvenliği yine SDG’nin sorumluluğunda kalıyor.

Bütün bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan resim net: Bu anlaşma, merkezi devletle silahlı bir yapının bütünleşmesini değil, güç, toprak ve gelir paylaşımının kurallara bağlanmasını hedefliyor. Suriye’nin doğusunda SDG kontrolündeki alanlar, hukuken Şam’a bağlı görünürken, fiilen özerk bir siyasi ve ekonomik alan olarak yapılandırılıyor. Bu nedenle metin, entegrasyon belgesi değil; kontrollü, uluslararası garantilerle tahkim edilmiş bir bölünmenin yazılı ifadesi olarak okunuyor.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2025 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction