0,00 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Manşet - Ekonomi - Siyaset

2026’ya Giderken ABD Ekonomisi: Bessent’in Rotası

Scott Bessent, 2025’i “masayı kurma yılı”, 2026’yı “ziyafet” olarak tanımladı; ana hedef bütçe açığını açık/GSYH’de “3’lü” seviyelere indirip borç dinamiğini istikrara kavuşturmak. Tarifeleri “gelir” ...
Hülya Kocaer
Aralık 26, 2025
Paylaş

Scott Bessent, 2025’i “masayı kurma yılı”, 2026’yı “ziyafet” olarak tanımladı; ana hedef bütçe açığını açık/GSYH’de “3’lü” seviyelere indirip borç dinamiğini istikrara kavuşturmak.

Tarifeleri “gelir” değil “ulusal güvenlik ve yeniden sanayileşme” aracı olarak çerçeveledi; tarife gelirinin zamanla düşmesini, yerli üretimle vergi tabanının genişlemesini bekliyor.

Fed’in QE mirasını “eşitsizlik motoru” diye eleştirirken, 2026’da CapEx ivmesi, çalışanlara dönük vergi düzenlemeleri, küçük bankalar üzerinden kredi genişlemesi ve “Trump hesapları”yla Main Street’e güven aşılamayı hedefliyor.

Scott Bessent’ten 2025 Değerlendirmesi: “Masa Kuruldu, 2026 Ziyafet Yılı”

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, All-In Podcast’te yaptığı kapsamlı değerlendirmede 2025’i “masayı kurma yılı” olarak tanımlarken, 2026’da hem maliye politikasında hem büyüme kompozisyonunda daha görünür bir sonuç alınacağını savundu. Bessent’in anlatısı üç ana hatta toplandı: bütçe açığını aşağı çekerek enflasyon beklentilerini çıpalamak, tarifeleri ulusal güvenlik ve yeniden sanayileşme aracı olarak kalıcılaştırmak ve Fed’in kriz sonrası mirasına karşı “daha öngörülebilir” bir para-finans mimarisine dönüş.

Bütçe açığı: “Üçlü” hedef ve borç dinamiği

Bessent’e göre 2025’in en kritik siyasi-ekonomik hedefi, bütçe açığının milli gelire oranını düşürmeye dönük başlangıç adımlarını atmak. ABD mali yılının 30 Eylül’de bittiğini hatırlatan Bessent, kapanma (shutdown) döneminin yarattığı gürültü nedeniyle performansın kamuoyunda “yeterince kredi” görmediğini söylerken, nominal açıkta sınırlı bir iyileşmeye işaret etti. Asıl mesajı ise daha stratejik bir eşiğe dayanıyor: Trump görev süresi bitene kadar açık/GSYH oranında “başında üç olan” bir seviyeye inmek.

Bu hedefi teknik bir çıpa olarak tarif ediyor: açık/GSYH’nin “3’lü” seviyelere indirilmesi borç dinamiğini istikrara kavuşturacak, bir sonraki aşamada borç stokunun aşağı çekilmesine alan açacak. Bessent’in bu çerçevesi, piyasaya verilen temel sinyal açısından net: yönetim, 2026’da büyüme üretirken mali disiplin iddiasından kopmamayı “kredi notu” kadar “enflasyon beklentileri” için de kritik görüyor.

Tarifeler: “Gelir” değil, ulusal güvenlik ve pazarlık gücü

Bessent konuşmanın belki de en politik kısmında tarifeleri klasik “fiyatlar ve enflasyon” tartışmasının dışına çıkarıp ulusal güvenlik ve pazarlık gücü çerçevesine yerleştiriyor. Tarife politikasının başarısını iki unsurla açıklıyor. Birincisi, Trump’ın tarifeleri ulusal güvenlik enstrümanı olarak kullanması: yüksek oran tehdidiyle ülkeleri masaya getirme kapasitesi. İkincisi ise Çin’in üretim modeline dair okuması: Çin’de istihdam ve plan hedeflerinin hacim odaklı üretimi devam ettirdiği; bu nedenle tarife baskısına rağmen üretimin sürmesi.

Buradaki kritik ayrım şu: Bessent’e göre tarife gelirleri “nihai amaç” değil, geçmiş dengesizliklerin bir “telafisi” ve geçiş dönemi finansmanı. Orta-uzun vadede hedef, ticareti dengelemek ve üretimi ülkeye geri getirmek. Bu gerçekleşirse tarife gelirleri azalacak, buna karşılık fabrika istihdamı ve yerli üretim üzerinden ABD’nin vergi tahsilatı artacak. Yani Bessent, tarife gelirini kalıcı bir bütçe dayanağı değil, yeniden dengelemenin yan ürünü olarak görüyor.

Bu yaklaşım aynı zamanda 2026’nın ticaret siyasetini de tarif ediyor: tarifeler, “sadece ekonomi” değil “güvenlik” alanında da bir baskı ve pazarlık aracı olarak tutulmak isteniyor. Ocak–Şubat döneminde beklenen Yüksek Mahkeme kararının olası etkisi sorulduğunda, Bessent’in cevabı da bu çerçeveyi pekiştiriyor: konu “yönetim” değil “Amerikan halkı” ve ulusal güvenlik.

Fed eleştirisi: QE, eşitsizlik ve “öngörülebilirlik” arayışı

Bessent’in değerlendirmesinde Fed ayrı bir başlık. 2009 sonrası niceliksel gevşemenin (QE) varlık fiyatlarını şişirerek ekonomi içinde iki katmanlı bir yapı yarattığını savunuyor: varlık sahibi olanlar ve olmayanlar. Fed’in pandemi döneminde “piyasa istikrarı” için devreye girmesini doğru bulurken, alımların sıfıra yakın faiz döneminde uzamasını eleştiriyor. Bu yaklaşım, günün sonunda Bessent’in “Fed ekonominin merkezinde olmamalı” tezine bağlanıyor.

Bessent ayrıca Fed’in günümüzde üç kanallı bir yapıya dönüştüğünü ima ediyor: politika faizi, bilanço politikası ve düzenleme. Bu çok başlılığın hem iletişim karmaşası yarattığını hem de piyasanın “her kelimeye kilitlendiği” bir ortam oluşturduğunu düşünüyor. 2026’ya dönük beklentisi, Fed’in kurumsal ayak izini küçültme ve daha öngörülebilir bir çerçeveye dönme eğiliminin güçlenmesi.

Main Street neden huzursuz: “Enflasyon” değil “fiyat seviyesi” sorunu

Bessent’in Main Street okuması, siyasi tartışmada sık kullanılan “enflasyon düştü ama halk ikna olmadı” paradoksuna yanıt üretmeye çalışıyor. Buradaki ayrım şu: oran düşse bile fiyat seviyesi yüksek kaldığı için toplumsal memnuniyetsizlik sürüyor. Bessent, özellikle temel ihtiyaç sepetinde birikimli fiyat artışının daha sert hissedildiğini vurguluyor ve “öfkeli” seçmeni bu çerçeveden okuyor.

Bu noktada 2026 için iki kanal öne çıkarılıyor. Birincisi, enerji ve kira gibi kalemlerde gözlenen gevşemenin devam etmesi. İkincisi ise daha yapısal bir hedef: kredi kanalını özellikle küçük ve topluluk bankaları üzerinden yeniden canlandırmak.

2026 projeksiyonu: CapEx ivmesi, çalışan düzenlemeleri, kredi genişlemesi

Bessent’in 2026 büyüme anlatısının merkezinde yatırım harcamaları var. Vergi paketindeki “anında gider yazma” (immediate expensing) düzenlemesini şirketler için en güçlü teşvik olarak sunuyor; ekipman yatırımlarında kalıcı, fabrika yatırımlarında ise birkaç yıllık bir pencere açıldığını söylüyor. Bu nedenle 2025’te başlayan CapEx ivmesinin 2026’da hızlanarak istihdama yansımasını bekliyor.

Çalışanlar cephesinde ise bahşiş, fazla mesai ve sosyal güvenlik gelirlerinde vergi muafiyeti gibi unsurların “hane nakit akışını” iyileştireceğini savunuyor. Burada dikkat çektiği teknik detay, stopaj ayarlarının geriden gelmesi nedeniyle ilk çeyrekte vergi iadesinin yüksek görünebileceği; ardından stopaj güncellendikçe ücretlerde “otomatik” bir net artış oluşacağı.

Kredi tarafında Bessent, GFC sonrası düzenleme rejiminin küçük bankaları “başarılı olamayacak kadar küçük” hale getirdiğini savunuyor. Bu bankaların tarım, küçük işletme ve yerel gayrimenkul finansmanındaki payına vurgu yaparak, düzenleyici gevşeme ile kredi arzının artacağını söylüyor. Bu, 2026’da Main Street’e dokunması beklenen en doğrudan kanal olarak sunuluyor.

“Trump hesapları”: Finansal okuryazarlık üzerinden toplumsal proje

Konuşmanın en iddialı sosyal politika başlığı “Trump hesapları”. Bessent bunu bir finansal katılım projesi gibi kurguluyor: her çocuğa doğumda 1.000 dolar ile başlayan hesaplar, ailelerin/işverenlerin/eyaletlerin/bağışçıların ek katkılarıyla büyüyecek; uzun vadede hisse senedi sahipliği tabanı genişleyecek.

Bessent’in tezinin özü, bunun Wall Street ile Main Street arasında bir “birleşme” etkisi yaratacağı. Piyasanın sadece bir azınlığın alanı olmaktan çıkıp, geniş kitlelerin “paydaş” olduğu bir yapıya evrilmesini hedefliyor. Bu yaklaşım, yönetimin 2026’da büyüme anlatısını sadece makro göstergelerle değil “katılım” ve “psikoloji” üzerinden de kurmak istediğini gösteriyor.

Sonuç: 2026 için çıpa mali disiplin, motor yatırım ve kredi

Bessent’in çerçevesi, 2026’ya girerken yatırımcıların izleyeceği üç ana dosyayı netleştiriyor: bütçe açığı patikasında “3’lü” hedefin inandırıcılığı, tarifelerin ulusal güvenlik ekseninde kalıcı bir pazarlık aracı olarak kullanımı ve Fed’in öngörülebilirlik arayışıyla volatiliteyi azaltıp azaltamayacağı. Main Street tarafında ise başarı ölçütü, enflasyon oranından çok “fiyat seviyesinin” ne kadar rahatlayacağı ve kredi kanalının yerelde ne kadar açılacağı olacak.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2025 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction