Trump, yeni savaş gemilerinin hipersonik silahlar, yüksek güçlü lazerler ve nükleer başlıklı seyir füzeleriyle donatılacağını açıkladı
Açıklamalar, ABD donanma doktrininde ileri teknoloji ve caydırıcılık vurgusunun sertleştiğine işaret ediyor
Proje, askeri olduğu kadar maliyet, teknoloji ve küresel denge boyutlarıyla da tartışma yaratıyor
ABD Başkanı Donald Trump, yeni nesil savaş gemilerine ilişkin yaptığı açıklamada, Amerikan donanmasının önümüzdeki dönemde ileri silah teknolojileriyle donatılmış yeni bir platforma kavuşacağını söyledi. Trump’a göre bu gemiler hipersonik silahlar, en gelişmiş top sistemleri ve yüksek güçlü lazerlerle donatılacak; ayrıca nükleer başlıklı seyir füzeleri de taşıyabilecek kapasiteye sahip olacak.
Trump, lazer silahlarına özel vurgu yaparak, “Lazeri hedefe doğrultuyorsunuz ve hedefi tamamen yok ediyorsunuz” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD’nin yönlendirilmiş enerji silahlarını yalnızca savunma amaçlı değil, doğrudan saldırı kapasitesinin parçası olarak konumlandırmak istediğini gösteriyor. Yüksek güçlü lazerler, özellikle insansız hava araçları, füze savunması ve yakın menzil tehditlere karşı son yıllarda ABD Savunma Bakanlığı’nın üzerinde yoğunlaştığı alanlar arasında yer alıyor.
Hipersonik silah vurgusu ise küresel askeri dengeler açısından daha kritik bir başlık olarak öne çıkıyor. Hipersonik füzeler, yüksek hızları ve manevra kabiliyetleri nedeniyle mevcut hava savunma sistemleri için ciddi bir meydan okuma anlamına geliyor. ABD, Rusya ve Çin’in bu alandaki ilerlemelerine karşı son yıllarda hipersonik silah programlarını hızlandırmış durumda. Trump’ın açıklamaları, bu rekabetin deniz platformlarına da taşınacağını gösteriyor.
Yeni gemilerin nükleer başlıklı seyir füzeleri taşıyacak olması ise stratejik caydırıcılık boyutunu güçlendiren bir unsur olarak değerlendiriliyor. Denizden fırlatılan nükleer seyir füzeleri, hem ikinci vuruş kapasitesini artırıyor hem de kriz anlarında esnek bir caydırıcılık aracı olarak görülüyor. Ancak bu tür silahların donanma platformlarına entegre edilmesi, silahlanma kontrolü ve nükleer riskler açısından uluslararası tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Trump’ın açıklamaları, ABD donanmasının klasik gemi modernizasyonunun ötesine geçerek, yüksek teknoloji temelli bir “güç projeksiyonu” stratejisine yöneldiğine işaret ediyor. Buna karşın savunma çevrelerinde, bu tür ileri sistemlerin maliyeti, teknik olgunluğu ve operasyonel etkinliği konusunda soru işaretleri bulunuyor. Daha önce raylı top ve benzeri projelerde yaşanan bütçe ve teknik sorunlar, bu yeni konseptin de yakından izleneceğini gösteriyor.
Genel çerçevede Trump’ın mesajı net: ABD, deniz gücünü yalnızca sayısal olarak değil, teknoloji ve caydırıcılık düzeyi açısından da yeni bir aşamaya taşımayı hedefliyor. Bu hedefin ne ölçüde hayata geçirileceği ise bütçe dengeleri, savunma sanayii kapasitesi ve küresel jeopolitik gelişmelerle birlikte şekillenecek.