
İspanya’nın başkenti Madrid’de yapılan görüşmeler, küresel ekonomi ve ticaret dengeleri açısından kritik bir durak oldu. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ve baş müzakereci Li Chenggang ile Palacio de Santa Cruz’da bir araya geldi. Bu temaslar, Trump’ın tarifeleriyle sarsılan ABD–Çin ticaret ilişkilerini ayakta tutmak amacıyla dört ayda düzenlenen dördüncü toplantı niteliğini taşıyor.
Uzmanlara göre, bu buluşmanın hedefi “büyük anlaşma” değil; daha çok, önümüzdeki aylarda liderler seviyesinde yapılacak olası görüşmelere hazırlık. Ekim sonunda Seul’de düzenlenecek Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesi, Trump ve Xi Jinping’in bir araya gelebileceği olası adres olarak öne çıkıyor.
Görüşmelerin en dikkat çekici başlığı TikTok oldu. Çinli ByteDance’in ABD operasyonlarını 17 Eylül’e kadar elden çıkarması gerekiyor; aksi halde platform ülkede kapanma riskiyle karşı karşıya. Trump yönetimi, bu süreyi dördüncü kez uzatmaya hazırlanıyor.
Bu taktik, yönetimin iç siyasette manevra alanını genişletiyor, ancak hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler arasında rahatsızlık yaratıyor. Kongre’de ulusal güvenlik gerekçesiyle “ABD’de satılsın ya da kapatılsın” baskısı giderek artıyor. Trump’ın geçtiğimiz ay kendi TikTok hesabını açması da tartışmayı daha karmaşık hale getirdi.
ABD’nin Madrid’deki ikinci büyük gündem maddesi, Rusya’nın petrol gelirlerini sınırlama çabasıydı. Hazine Bakanı Bessent, Çin ve Hindistan’ın Rus petrol alımlarına “anlamlı tarifeler” uygulanmasını G7 ülkelerine önerdi. Amaç, Moskova’nın enerji gelirlerini baskı altına alarak Ukrayna’daki savaşta masaya çekmek.
G7 maliye bakanları, bu öneriyi tartışmaya açtı ve aynı zamanda dondurulmuş Rus varlıklarının Ukrayna’nın savunmasında kullanılmasına yönelik görüşmeleri hızlandırma kararı aldı. Ancak Çin tarafı, ABD’nin tarifeleri ve ihracat kontrollerini “kötüye kullandığını” söyleyerek sert tepki verdi.
Görüşmelerin İspanya’da yapılması, Madrid’in uluslararası diplomasi sahnesindeki rolünü de güçlendiriyor. İspanya hükümeti, hem ABD ile ikili ilişkilerini toparlamayı hem de İsrail–Filistin meselesinde uluslararası bir barış konferansına ev sahipliği yaparak “diplomasi merkezi” imajını pekiştirmeyi hedefliyor.
Ancak ABD tarafı, Madrid’in Pekin’e daha yakın bir çizgi izlemesini eleştirdi. Bessent, İspanya’nın Çin’i “stratejik ortak” ilan etmesini “kendi boğazını kesmek” olarak yorumladı. Bu açıklama, Avrupa’da Çin ile ilişkilerdeki denge arayışının Washington’da nasıl algılandığını da gösteriyor.
Madrid görüşmeleri, kısa vadede büyük bir ticaret anlaşması üretmese de küresel ekonomi için kritik üç mesaj içeriyor:
Önümüzdeki dönemde Madrid buluşmasının gerçek etkisi, APEC zirvesinde Trump–Xi görüşmesi gerçekleşirse daha net ortaya çıkacak.