
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Washington’da sadece piyasalara değil, doğrudan Amerikan siyasetinin ve küresel ekonominin kalbine dokunan açıklamalar yaptı. Fox Business’a verdiği röportaj, Kabine toplantısında sarf ettiği sözler ve ardından Reuters’a yansıyan notlar, aslında tek bir çerçeveye oturuyor: Trump yönetiminin ekonomi stratejisi, şeffaflık ve bağımsızlık sınavlarıyla içerde test edilirken, dışarıda gümrük vergileri ve Çin müzakereleriyle yeni bir güç oyunu kuruluyor.
Bessent’in ilk gündemi, Fed Guvernörü Lisa Cook hakkındaki ipotek dolandırıcılığı iddiaları oldu. Başkan Donald Trump, Cook’u görevden almak için harekete geçerken, Cook’un avukatı dava açmaya hazırlanıyor.
Bessent, bu süreci bir kurumsal test olarak ele aldı:
Buradaki mesaj açık: Trump yönetimi, Fed üzerindeki etkisini artırırken, Bessent bu süreci “kurumsal güven” çerçevesinde yeniden paketliyor.
Powell’ın görev süresi Mayıs 2026’da sona eriyor. Bessent, İşçi Bayramı tatilinden sonra adaylarla görüşmelere başlayacağını, sonbaharda Trump’a üç-dört isimlik bir liste sunacaklarını belirtti.
Bu, Trump’ın “ben başkanım, istediğimi yaparım” söylemiyle birleşince, Fed bağımsızlığı tartışmalarını büyütüyor. Ancak Bessent’in dili daha dengeli: “Tüm Fed yetkilileri bağımsızdır.” Bu ifade, piyasalara “kurum işlevselliğini sürdürüyor” sinyali vermeyi amaçlıyor.
Bessent’in ikinci büyük dosyası, ABD-Çin ticari müzakereleri. Ekim sonu veya Kasım başında Çinli mevkidaşıyla görüşeceğini belirten Hazine Bakanı, “her şey masada” diyerek esneklik mesajı verdi.
Çin için mesaj: Washington, masada kırmızı çizgileri değil, pazarlık alanlarını genişletmeyi hedefliyor.
Bessent’in en dikkat çeken üçüncü başlığı, gümrük vergileri oldu. Kabine toplantısında şunu söyledi:
Rakamlar dikkat çekici:
Bessent, Kongre Bütçe Ofisi’nin de projeksiyonlarını yukarı yönlü revize ettiğini, gümrük gelirlerinin on yıl içinde federal açıkları 4 trilyon dolara kadar azaltabileceğini belirtti.
Fox Business’taki röportajda Bessent’e, teknoloji devlerine devlet müdahalesi de soruldu. Nvidia için “finansal desteğe ihtiyacı yok, masada değil” dedi. Ancak gemi inşaatı gibi sektörlerde devletin hisse alımları gündeme gelebilir diyerek, “Trump’ın altın hisse” stratejisini başka alanlara da açabileceğini ima etti.
Haziran’da Nippon Steel’in US Steel satın alımında Washington’un “altın hisse” alarak operasyonlarda söz hakkı elde etmesi, bu stratejinin pratiğe dökülmüş haliydi.
Bessent’in açıklamaları, Trump yönetiminin ekonomi yaklaşımını üç ana eksende özetliyor:
Scott Bessent, Trump’ın ekonomik politikasında “köprü figürü” rolünü üstleniyor. Bir yandan Fed ve piyasalara şeffaflık mesajı veriyor, diğer yandan ticarette agresif vergi politikalarıyla bütçe açığını kontrol altına alma hedefini savunuyor.
Çin’le masada “her şeyin konuşulabileceğini” söylemesi, Washington’un sadece sertlik değil, kontrollü pazarlık stratejisi izlediğini gösteriyor. Ancak altın hisse ve gümrük vergilerinde sertlik, Trump döneminin ekonomik kimliğini yeniden tanımlayan temel unsurlar olmaya devam ediyor.
Kısacası Bessent, Fed’den Pekin’e, gümrük gelirlerinden Nvidia’ya uzanan geniş bir dosya üzerinden Trump ekonomisinin yeni manifestosunu şekillendiriyor: güven tesis ederek içeriyi yatıştırmak, sert müzakereyle dışarıda avantaj kazanmak.