
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Gazze’deki insani kriz ve İsrail’in tutumu karşısında Londra’nın sabrının tükenmekte olduğunu açıkça ortaya koydu. Başbakan Starmer, bugün düzenlediği kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, İsrail’in “somut adımlar atmaması” hâlinde, İngiltere’nin Eylül ayında yapılacak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Filistin Devleti’ni resmen tanıyacağını duyurdu.
Bu çıkış, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un geçtiğimiz hafta benzer bir açıklama yaparak Filistin’i tanıyacaklarını ilan etmesinin hemen ardından geldi. Böylece İngiltere, G7 içinde Filistin’i tanıyan ikinci büyük güç olma yoluna girmiş olabilir.
Starmer, Gazze’ye havadan yardımın başladığını ancak gerçek çözümün günde en az 500 yardım kamyonunun bölgeye ulaşmasıyla mümkün olacağını vurguladı. İngiliz lider, insani desteğin yanı sıra diplomatik baskının da artırılması gerektiğini belirtti:
“İki devletli çözüm umudu ciddi risk altında. Bu nedenle, Filistin’i tanımanın zamanı geldi. Bu adımın şu anda en yüksek diplomatik etkiyi yaratacağını düşünüyoruz.”
Starmer ayrıca, İsrail’in kalıcı bir ateşkesi kabul etmesi, iki devletli çözüm sürecini yeniden canlandırması ve sürdürülebilir bir barış için bağlayıcı adımlar atması gerektiğini belirterek, bunun aksi hâlde Londra’nın BM’de bağımsız Filistin devletini tanıyacağını teyit etti.
İngiltere’nin bu açıklaması, Avrupa’nın büyük güçleri arasında Filistin meselesinde diplomatik pozisyon değişikliğinin ivme kazandığını gösteriyor. İrlanda, Norveç ve İspanya’nın ardından Fransa ve şimdi de İngiltere’nin bu yöndeki eğilimi, İsrail üzerindeki uluslararası baskıyı artırabilir.
Özellikle ABD seçim sürecine girerken, Avrupalı liderlerin öne çıkması ve İsrail-Filistin meselesinde daha bağımsız bir çizgi izlemesi dikkat çekici. Bu gelişmeler sadece diplomasi değil, enerji güvenliği, savunma politikaları ve bölgesel ticaret zincirleri açısından da yeni bir jeopolitik hesaplaşmanın ayak sesleri olarak okunabilir.