
Küresel Ticaret Dengeleri ve Teknoloji İttifakı Masada
ABD ile Çin arasında aylardır devam eden düşük profilli ticaret görüşmeleri bu hafta yeni bir eşiğe geldi. Daha önce Cenevre ve Londra’da yapılan temasların ardından, taraflar bu kez İsveç’in başkenti Stockholm’de bir araya geliyor. Gündemin başında, 12 Ağustos’ta süresi dolacak olan 90 günlük gümrük tarifesi ateşkesi bulunuyor. Çin basınında çıkan bazı haberlere göre, bu ateşkesin 90 gün daha uzatılması konusunda taraflar prensipte uzlaşmış durumda. Resmî açıklama ise henüz yapılmadı.
Amerikan heyetinin Çin’den beklentileri arasında tarım ürünleri ve enerji alımlarının artırılması ilk sıralarda yer alıyor. Buna karşılık Çin tarafı, Amerikan teknolojisine yönelik ihracat kısıtlamalarının gevşetilmesini istiyor. Özellikle Nvidia’nın H20 çiplerinin Çin’e satışına Trump yönetiminin bu ay başında yeşil ışık yakması, taraflar arasında dikkat çekici bir esneklik sinyali olarak değerlendiriliyor. Ancak bu karar, Washington’daki Çin karşıtı şahin çevrelerde huzursuzluk yaratmış durumda.
Trump her ne kadar kamuoyunda Çin’in “Amerika’yı yıllarca sömürdüğü” yönünde sert açıklamalarda bulunsa da, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e yönelik kişisel beğenisi defalarca dile getirildi. Görüşmelerin yapıldığı Stockholm ise bu çelişkili ilişkinin ironik bir yansıması gibi duruyor. Zira bazı yorumcular, Trump’ın bu tavrını “Stockholm Sendromu”na benzetiyor.
Stockholm buluşmasının en kritik çıktısı, yıl sonuna doğru gerçekleşmesi beklenen bir liderler zirvesinin önünü açmak olabilir. Bu olası zirvede sadece tarifeler değil, çip savaşları, yapay zekâ sınırlamaları, nadir element tedariki ve dijital casusluk gibi çok daha stratejik başlıklar ele alınabilir. Bu açıdan bakıldığında, Stockholm sadece bir geçici ateşkesin değil, yeni bir küresel ekonomik bloklaşma haritasının da başlangıç noktası olabilir.
ABD–Çin görüşmeleri sıradan ticaret müzakeresi olarak okunmamalı. Özellikle teknoloji, enerji ve savunma sanayii ekseninde şekillenen bu yeni rekabet; piyasalar, tedarik zincirleri ve jeopolitik dengeler üzerinde doğrudan etkili.