
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Trump’ın tek taraflı gümrük tarifeleri tehdidine yanıt olarak, Brüksel’in ticaret rotasını “batıdan doğuya” çeviriyor. Politico’nun haberine göre, AB, Japonya, Avustralya, Kanada, Meksika ve daha birçok kurallara bağlı ülkeyle kurduğu 12 üyeli CPTPP ile stratejik ortaklık kurma yoluna gidiyor.
Eski ticaret müzakerecileri Tim Groser, Steve Verheul ve John Clarke, bunun gönüllüler koalisyonu olarak işleyeceğini ve ilk adımda “Duraksama Anlaşması” (Standstill Agreement) imzalanabileceğini vurguluyorlar. Bu anlaşma, tarafların mevcut tarifeleri ve pazar erişimlerini koruyarak süre tanıması esasına dayanıyor.
Von der Leyen, ABD’nin CPTPP’den ayrıldığını belirtiyor; ancak yeni yapı içtenlikle ABD’ye de “kapı açık” mesajı veriyor. Eski AB müzakerecisi Ignacio García Bercero da, bunun ABD’ye karşı bir meydan okuma olmadığını, ancak ABD kurallara bağlılığını sürdürmezse geride kalacağını ekliyor
Birleşik Krallık, CPTPP’ne yeni katılan ülkeler arasında. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Japonya, Singapur, Avustralya, Yeni Zelanda ve Kanada ile daha kolay ve derin ticaret ilişkileri kurulması için çalıştıklarını belirtti .
| Durum | Ne Değişiyor? |
|---|---|
| AB–ABD ticaret gerginliği | AB, tarifelere karşı Çin, Japonya ve Kanada gibi ortaklarla küresel “batı-doğu koalisyonu” kuruyor. |
| Kurallara dayalı ticaret | CPTPP ile “admine bağımlı değil, kurallar üzerinden serbest ticaret” güçlü mesajıyla yeni bir platform oluşturuluyor. |
| DTÖ alternatif mi? | Parçalı işler yerine, daha çevik ve güncellenebilir bir sistem vizyonu hayata geçiriliyor. |
| ABD’ye mesaj | ABD’ye “kurallara dönerseniz kapı açık, dönüş yapmazsanız yalnız kalırsınız” vaadi veriliyor. |
AB’nin “Batıda patlayacak tarifeler yerine doğuda kurallara dayalı ittifak” hamlesi, küresel ticarette dengeleri yeniden şekillendirme amacı taşıyor. CPTPP ile kuracağı köprü, belki de yeni ticaret mimarisinin çekirdeğini oluşturabilir. Ancak bu sürecin ABD, Çin ve Hindistan’ın etkisiz kaldığı ve DTÖ’nün unutulduğu bir düzende ne kadar kapsamlı bir değişime kapı aralayacağı, önümüzdeki aylardaki somut anlaşmalarla belli olacak.