
Orta Doğu’da İran ile İsrail arasında alevlenen son çatışmalarda gözler doğal olarak Hürmüz Boğazı’na çevrilmiş durumda. Çünkü dünya petrolünün yaklaşık %20’si bu dar koridordan geçiyor. Ancak yatırımcılar, güvenlik uzmanları ve enerji stratejistleri, daha derin bir risk noktası üzerinde sessizce hemfikir: Asıl kırılma noktası, Hürmüz değil, Kharg Adası’dır.
Zira İran için Hürmüz Boğazı bir tehdit kartı, ama Kharg Adası bir yaşam kaynağıdır. Ve bu adanın hedef alınması, sadece İran’ı değil, küresel enerji sistemini altüst edebilecek bir senaryoyu tetikler.
Her ne kadar Hürmüz Boğazı yıllardır İran’ın elindeki “koşullu rest” olarak dünya gündeminde dursa da, bugüne dek hiçbir zaman fiilen kapatılmadı. Bunun sebepleri stratejik, ekonomik ve diplomatik olarak üç başlıkta özetlenebilir:
Kısacası İran, Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidini hep saklı tuttu ama asla uygulamadı. Çünkü bu hamle, rejimin hayatta kalma dinamiklerini de sarsacak ölçüde yıkıcı olurdu.
İran petrolünün dış dünyaya açılan kapısı Kharg (Hayır) Adası, Tahran rejimi için bir stratejik altyapıdan çok daha fazlası. Günlük 5 milyon varillik yükleme kapasitesi, dev yeraltı depolama tankları ve birkaç ülkeyle sürdürülen sınırlı enerji ticareti, bu küçük adayı İran ekonomisinin atardamarı haline getiriyor.
Konumu:
1980–1988 İran-Irak Savaşı’nda Saddam Hüseyin rejimi, İran ekonomisini felç etmek için defalarca Kharg Adası’nı bombalamıştı. O dönem:
Bu travmatik deneyim, İran’ın Kharg’ı yeniden inşa etmesine ve askeri olarak son derece güçlü şekilde korumasına neden oldu.
Tahran rejimi, doğrudan büyük hamlelerden kaçınıyor. Ancak aynı zamanda açık restleşme yerine dolaylı tehditlerle ilerleyen “akıllı agresyon” taktiği uyguluyor:
Tahran’ın hesaplaması net: Eğer bir gün gerçekten rejimin bekası tehdit edilirse, Hürmüz değil, Kharg üzerinden önce dünya ekonomisine darbe indirilecek, sonra asimetrik saldırılarla tansiyon daha da artırılacak.
Ama bu denklem tek bir füze saldırısıyla değişebilir.
İsrail, bugüne kadar Kharg Adası’nı hedef almadı çünkü bu, yalnızca İran’a değil, Batı’nın kendi enerji güvenliğine de risk anlamına gelir.
İran ise, bu stratejik varlığı kaybetmenin, sadece ekonomik değil, jeopolitik intihar olacağını biliyor.
Fakat savaş büyür, rejim köşeye sıkışır ve diplomatik kanallar tamamen kapanırsa, Kharg da hedef olabilir. Ve o gün geldiğinde, Hürmüz değil, petrol piyasaları asıl darbeyi bu adadan alır.