
Deutsche Bank’ın düzenlediği son küresel strateji toplantısında dile getirilen görüşler ilk bakışta kurumun kendi yatırım perspektifi gibi görünse de, uluslararası finans çevrelerinde oluşan genel beklentiyle büyük ölçüde örtüşüyor.
Son bir haftada Financial Times, Reuters, Bloomberg, Deutsche Bank Research, CNBC, CME FedWatch, Goldman Sachs, UBS, JPMorgan ve Morgan Stanley tarafından yayımlanan analizler birlikte incelendiğinde ortak bir resim ortaya çıkıyor:
Küresel ekonomi yavaşlıyor ancak resesyona (ekonomik daralmaya) girmiyor. Fed sıkı duruşunu koruyor ancak agresif faiz artırımı senaryosu zayıflıyor. Riskli varlıklarda yükseliş potansiyeli devam ederken yatırımcıların daha seçici olması gerekiyor.
Webinarın en dikkat çekici bölümü Matthew Raskin’in değerlendirmeleriydi.
Raskin’e göre son enflasyon verisi Fed’in Temmuz ayında yeni bir faiz artışı yapmasını zorunlu kılmıyor.
Bu görüş yalnızca Deutsche Bank’a ait değil.
Financial Times’ın Fed dosyasına göre yeni Başkan Kevin Warsh, klasik ileri yönlendirme politikasını azaltmaya hazırlanıyor. Piyasalara daha az sözlü yönlendirme yapılacak; bunun yerine enflasyon, riskler ve senaryolar ön plana çıkacak.
Reuters da piyasaların artık Fed’in her toplantıda faiz artırmasını değil, veriye bağlı hareket etmesini beklediğini aktarıyor.
Bu nedenle piyasaların odağı artık yalnızca faiz kararları değil;
olmuş durumda.
George Saravelos’un mesajı oldukça net:
İki faiz artırımı tek başına dolar endeksinde yeni bir boğa piyasası başlatmaya yetmez.
Bu görüş son aylarda yayımlanan Deutsche Bank döviz stratejileriyle de uyumlu.
Bunun temel nedeni ise;
Dolayısıyla Deutsche Bank agresif dolar rallisinden çok yatay ve dalgalı bir dolar dönemi bekliyor.
Belki de Türkiye açısından en dikkat çekici bölüm buydu.
George Saravelos gelişmekte olan ülkelerde en beğendiği taşıma işlemleri arasında;
bulunduğunu söyledi.
Bu görüş son aylarda uluslararası yatırım bankalarının büyük bölümünün değerlendirmeleriyle paralel.
Türkiye’nin yüksek nominal ve reel faizi yabancı yatırımcı açısından hâlâ önemli bir getiri avantajı sunuyor.
Ancak bunun sürdürülebilmesi için;
kritik önem taşıyor.
Son haftalarda İran ve Hürmüz Boğazı nedeniyle petrol fiyatları sert yükseldi.
Ancak Deutsche Bank enerji ekibi piyasanın uzun vadeli arz açığı beklemediğini düşünüyor.
Alternatif boru hatları,
artan ABD üretimi,
OPEC dışı arz,
ve 2027 yılında oluşabilecek günlük yaklaşık 4 milyon varillik arz fazlası
petrolün uzun vadeli görünümünü aşağı çekebilir.
Reuters’ın son analizlerinde de petrol fiyatlarının büyük ölçüde jeopolitik risk primiyle hareket ettiği, kalıcı arz kaybı senaryosunun henüz fiyatlanmadığı belirtiliyor.
Altın son aylarda;
nedeniyle baskı altında kaldı.
Deutsche Bank’a göre ise bu düzeltmenin önemli bölümü tamamlanmış olabilir.
Yeni yükselişin başlaması için üç şart öne çıkıyor:
Bu görüş UBS ve birçok küresel stratejistin “altının uzun vadeli yapısal hikâyesi bozulmadı” yaklaşımıyla büyük ölçüde örtüşüyor.
Maximilian Uleer ilginç bir denge kuruyor.
Makro veriler Avrupa lehine.
Ancak şirket kârlılığı hâlâ ABD lehine.
Bu nedenle kısa vadede ABD üstünlüğü sürebilir.
Fakat orta vadede Almanya’nın yaklaşık 1 trilyon avroluk mali genişleme programı Avrupa hisseleri açısından önemli bir katalizör olabilir.
Bu tema son dönemde Financial Times’ın Avrupa ekonomisine ilişkin analizlerinde de öne çıkan başlıklardan biri.
Webinarın en dikkat çekici kısmı aslında buydu.
Deutsche Bank’a göre yatırımcılar yalnızca Nvidia ve yapay zekâ hisselerine odaklanıyor.
Oysa önümüzdeki beş yılın büyük sermaye akımı şu alanlara kayıyor:
Bu tema yalnızca ABD için değil Avrupa ve gelişmekte olan ülkeler için de yeni yatırım döngüsünün temelini oluşturuyor.
Deutsche Bank’ın webinarından çıkan en önemli sonuç, piyasalarda yeni bir kriz senaryosundan ziyade kontrollü büyüme ve seçici risk alma döneminin öne çıktığıdır.
Kurumun değerlendirmeleri, son günlerde Reuters ve Financial Times’ın aktardığı Fed beklentileriyle ve Deutsche Bank Research’ün yayımladığı güncel makro çerçeveyle büyük ölçüde uyum gösteriyor.
Yatırımcı açısından öne çıkan başlıklar ise şöyle özetlenebilir: