
Japonya’nın para mimarisi tıpkı Fed tartışması gibi; sorun merkez bankasında değil, kamu borcunu sınırsızlaştıran devlet bütçesinde. JPY zayıflığı, YCC (Yield Curve Control) ve negatif faiz değil — bunların arkasındaki devlet-finansman zorunluluğu. BOJ para yaratmıyor; Hazine borçlanması para tabanını genişletiyor. Yen neden düşüyor? Çünkü sistem daralamıyor, devlet borcu hiç geriye çekilmiyor.
Yen’deki erimeyi BOJ’a suç atarak açıklamak kolay; asıl yapısal hikâye ise Tokyo’da değil, Hazine bilançosunda.
Japonya onlarca yıldır “faiz indirdiği için yen çöker” anlatısıyla tartışılır. Oysa resmin arkasında daha derin bir mekanizma var: devletin borçladığı para asla küçülmüyor. Japonya’nın kamu borcu GSYH’nin %260’ını aşmışken, BOJ yalnızca faiz seviyesini belirlemiyor; aynı zamanda devletin sonsuz vadeli finansman makinesi haline geliyor. Fed için söylenen cümlenin Japonya izdüşümü basit:
Sorun BOJ değil, borç mimarisini geri çeviremeyen hükümettir.
Yapı kırıldığı yer şurası: BOJ tahvil aldığı sürece para tabanı büyüyor, fakat devlet borcu vade baskısı taşımadığı için sistem küçülmüyor — tıpkı Fed’in şirket kâğıdı yerine Hazine tahviliyle kilitlenmesi gibi. Paranın “geri çekilme” şansı yok. Japon Yeni bu yüzden nefes alamıyor. Faiz artırmak bile tek başına çare olamaz; çünkü faiz yükseldikçe borç çevirme maliyeti büyüyor, bütçe daha fazla para talep ediyor, döngü tekrar genişliyor.
Yani JPY’nin çöküşü teknik değil mimarisel.
Faiz → tahvil maliyeti → borç devri → para genişlemesi → zayıf yen.
BOJ yalnızca görünen yüz; mekanizmanın motoru devlet harcaması.
Masaya şu tablo çıkıyor:
Daha net ifade edelim:
JPY değer kaybetmiyor, sistem borçla değer kaybettiriliyor.
Ve tıpkı Fed tartışmasında olduğu gibi merkez bankası suçlanıyor — oysa mimariyi bozan siyaset.