
Bir hafta önce piyasalarda hâkim görüş şuydu:
ABD ile İran arasında geçici ateşkesin kalıcı anlaşmaya dönüşmesi an meselesi olabilir.
Fakat hafta sonuna girilirken gelen haber akışı bu iyimserliği önemli ölçüde törpüledi.
Axios, Reuters çevreleri, bölgesel diplomatik kaynaklar ve Washington’dan sızan bilgilere göre ABD Başkanı Donald Trump, müzakereciler tarafından hazırlanan taslak metni geri gönderdi ve anlaşmanın çeşitli maddelerinde daha sert ifadeler talep etti. Özellikle İran’ın nükleer kapasitesi, uranyum stokları ve Hürmüz Boğazı’nın statüsü konusunda Beyaz Saray’ın pozisyonu yeniden sertleşmiş görünüyor. (Axios)
Bu nedenle piyasaların geçen hafta fiyatladığı:
“anlaşma geliyor”
hikâyesi yerini yeniden:
“anlaşma olabilir ama süreç uzayacak”
beklentisine bırakmış durumda.
Aslında geri adım demek tam olarak doğru olmayabilir.
Washington’daki değerlendirme şu:
Trump prensipte anlaşma istiyor.
Fakat Beyaz Saray içinde bazı isimler mevcut metnin İran’a fazla alan bıraktığını düşünüyor.
Axios’un aktardığı bilgilere göre Trump özellikle şu alanlarda daha güçlü güvence talep etti:
Trump hafta sonu yaptığı açıklamada da anlaşma konusunda:
“Acele etmiyorum.”
mesajını verdi.
Bu ifade Washington’un müzakereleri sürdürmek istediğini ancak nihai metni henüz yeterli bulmadığını gösteriyor. (New York Post)
Tahran açısından mesele yalnızca nükleer program değil.
İran yönetimi savaşın ardından ciddi ekonomik baskı altında bulunuyor.
Bu nedenle İran’ın temel beklentileri:
Fakat İranlı yetkililer son açıklamalarında ABD’ye güvenmediklerini açık şekilde vurguluyor.
İran müzakere heyetinden gelen son mesajlarda:
“İran’ın hakları güvence altına alınmadan anlaşma olmayacak”
ifadesi öne çıkıyor. (The Straits Times)
Bu söylem taraflar arasındaki temel güvensizliğin hâlâ sürdüğünü gösteriyor.
Piyasalarda çoğu zaman nükleer başlıklar öne çıksa da yatırımcıların asıl izlediği alan enerji.
Çünkü İran krizi boyunca küresel sistemin en kritik kırılma noktası Hürmüz Boğazı oldu.
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri bu hat üzerinden geçiyor.
ABD tarafı:
istiyor.
İran ise Hürmüz üzerindeki stratejik etkisini tamamen kaybetmek istemiyor. (Axios)
Bu nedenle enerji piyasaları açısından görüşmelerin gerçek merkezi aslında nükleer dosya değil.
Hürmüz.
Financial Times ve Reuters çevrelerinde uzun süredir konuşulan konu şu:
ABD ile İran arasında yapılacak herhangi bir anlaşmanın uygulanabilir olması için İsrail’in güvenlik kaygılarının da denklem içine girmesi gerekiyor.
Özellikle:
başlıkları halen tamamen çözülmüş değil.
Bu nedenle teknik olarak nükleer anlaşma sağlansa bile bölgesel güvenlik dosyası açık kalmaya devam ediyor.
Piyasaların zaman zaman görmezden geldiği risk de tam olarak burada bulunuyor.
Çünkü İran dosyası artık yalnızca jeopolitik konu değil.
Doğrudan:
etkileyen makro bir değişken haline geldi.
Eğer anlaşma sağlanırsa:
senaryosu güçlenebilir.
Fakat müzakereler çökerse:
Bu nedenle Bloomberg terminallerinde şu anda yalnızca ABD istihdam verileri değil,
Washington–Tahran hattından gelecek her manşet de fiyatlanıyor.
2022–2024 döneminde piyasalar merkez bankalarını fiyatladı.
2025 boyunca büyüme ve resesyon korkuları öne çıktı.
2026 yazına yaklaşırken ise küresel sistem yeni bir risk merkeziyle karşı karşıya:
Jeopolitik güven sorunu.
İran ile ABD arasındaki görüşmeler bunun en net örneği.
Çünkü taraflar aslında neyin pazarlığını yaptıklarını biliyorlar.
Washington nükleer riskin kontrol altına alınmasını istiyor.
Tahran ekonomik nefes almak istiyor.
Petrol piyasası Hürmüz’ün açılmasını istiyor.
Avrupa enerji fiyatlarının sakinleşmesini istiyor.
Wall Street ise tüm bunların sonunda Fed’in yeniden rahatlayıp rahatlayamayacağını görmek istiyor.
Fakat bütün bu denklemin merkezinde eksik olan unsur aynı:
Güven.
Trump’ın taslak metni geri göndermesi tam olarak bunu gösteriyor.
Masada ateşkes var.
Müzakere var.
Taslak var.
Fakat henüz güven yok. (Axios)
Ve küresel piyasalar açısından kritik soru artık şu:
Washington ile Tahran arasında yeni bir denge kurulabilecek mi?
Yoksa dünya ekonomisi birkaç aylık rahatlamanın ardından yeniden enerji şokları, yüksek enflasyon ve jeopolitik türbülans döngüsüne mi girecek?
Haziran ayının ilk haftası yalnızca ECB ve ABD istihdam verileri açısından değil;
aynı zamanda bu sorunun ilk cevabı açısından da kritik olabilir. (Axios)