
• Wall Street Journal, İran sonrası oluşabilecek güç boşluğunda Türkiye’nin rolünün Washington’da tartışıldığını yazdı.
• Gazeteye göre ABD ve İsrail’in İran tehdidini zayıflatırken yeni bir bölgesel güç boşluğu oluşmamasını sağlaması gerekiyor.
• Analizde NATO, istihbarat ilişkileri ve göç politikaları üzerinden Türkiye’nin Batı ile ilişkileri mercek altına alındı.

Wall Street Journal’da yayımlanan analizde, İran’ın bölgesel etkisinin zayıflatılması halinde ortaya çıkabilecek jeopolitik boşluğun Türkiye tarafından doldurulmasının Washington ve Tel Aviv açısından yeni bir risk oluşturabileceği değerlendirmesine yer verildi. Gazeteye göre ABD ve İsrail’in İran’ın bölgesel tehdit kapasitesini ortadan kaldırmaya çalışırken aynı zamanda bu boşluğun başka bir aktör tarafından doldurulmasını engellemesi gerektiği ifade edildi.
Wall Street Journal’ın analizinde Irak Savaşı sonrasında yaşanan güç boşluğu örnek gösterildi. Saddam Hüseyin’in devrilmesinin ardından İran’ın bölgede hızla etkisini genişlettiği ve bu boşluğu kullanarak Irak içinde nüfuz alanı oluşturduğu hatırlatıldı. Analize göre İran, İslam Devrim Muhafızları Ordusu unsurlarını Irak sınırının ötesine geçirerek Şii cihatçı gruplara eğitim verdi ve ABD’yi maliyeti yüksek bir işgal sürecine sürüklemeyi hedefledi.
Gazeteye göre ABD Başkanı Donald Trump da Cumartesi günü yaptığı açıklamada İran bağlantılı unsurların Irak’ta yüzlerce ABD askerinin ölümüne veya yaralanmasına neden olduğunu söyledi. Trump ayrıca İran’ın vekil güçlerinin son yıllarda Orta Doğu’daki ABD askeri varlığına, ABD deniz ve ticari gemilerine ve uluslararası deniz taşımacılığı hatlarına çok sayıda saldırı düzenlediğini belirtti.
Wall Street Journal’ın aktardığına göre Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını “uluslararası hukukun açık ihlali” olarak nitelendirdi. Aynı açıklamada İran’ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ölümü nedeniyle üzüntü ifadesi de yer aldı.
Analizde Türkiye’nin NATO içindeki konumunun da tartışma konusu olduğu belirtildi. Gazete, Türkiye’nin NATO’nun kilit üyelerinden biri olarak görülmesine rağmen İran meselesinde ittifak açısından zaman zaman sorunlu bir ortak olarak değerlendirildiğini yazdı. Ocak ayında İran’da yaşanan protestolar sırasında hayatını kaybedenlere yönelik Türkiye’nin tutumunun da Batı’da eleştirildiği ifade edildi.
Wall Street Journal analizinde ayrıca Türkiye hükümetinin İran rejimini protesto eden bazı kişilerin Türkiye’de yakalanması konusunda Tahran ile koordinasyon sağladığı iddialarının gündeme geldiği belirtildi. Gözaltına alınan bazı kişilerin daha sonra İran’da idam edildiğine dair iddialara da yer verildi.
Gazete ayrıca 2012 yılında Türkiye’nin İsrail adına İran’ın nükleer programı hakkında bilgi toplayan en fazla 10 İran vatandaşının kimliğini İran’a verdiği yönündeki iddiaları hatırlattı. Eski Mossad Başkanı Danny Yatom’un bu olayı Batı’nın İran’ın nükleer programına yönelik istihbarat faaliyetleri açısından ciddi bir darbe olarak nitelendirdiği aktarıldı.
Analizde 2015 yılında ABD öncülüğünde Delta Force’un IŞİD’in baş mali sorumlusu Ebu Sayyaf’ın bulunduğu yerleşkeye düzenlediği operasyonda elde edilen belgelerde IŞİD ile Türk yetkililer arasında bağlantılara işaret eden bulgular bulunduğu iddialarına da değinildi. Bu dönemde IŞİD’in kara borsada petrol satarak ayda milyonlarca dolar gelir elde ettiği bilgisi de hatırlatıldı.
Wall Street Journal ayrıca Türkiye’nin Suriye mülteci krizini Avrupa Birliği ile yürütülen müzakerelerde bir pazarlık unsuru olarak kullandığını yazdı. 2016 yılında yapılan AB–Türkiye anlaşması kapsamında Avrupa Birliği’nin düzensiz göçü durdurma taahhüdü karşılığında Türkiye’ye 6 milyar euro yardım sağlamayı kabul ettiği hatırlatıldı.
Gazeteye göre 2020 yılında Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin mültecilerin Avrupa’ya girişini artık engellemeyeceğini açıklaması üzerine Yunanistan bu hamleyi “şantaj diplomasisi” olarak nitelendirdi.
Wall Street Journal analizinin sonunda ise NATO’nun Türkiye ile ilişkisini nasıl sürdüreceği ve İran rejiminin zayıflaması veya düşmesi halinde Orta Doğu’da oluşacak yeni dengelerde NATO’nun rolünün ne olacağı sorularının Washington’da tartışıldığı ifade edildi. Gazeteye göre ABD içindeki bazı değerlendirmelerde Türkiye’nin zaman zaman ABD dış politikasına karşı pozisyon aldığı ve müttefikleri açısından sorunlu bir ortak olarak görüldüğü görüşü de yer alıyor.
