
• 2009’da sızdırılan ClimateGate e-postalarında, 1940’lar sıcaklık artışının küresel ortalamaya etkisinin “düzeltilmesi” tartışılıyor
• E-postada, deniz yüzeyi sıcaklıklarındaki (SST) artışın kasıtlı olarak 0,15°C azaltılmasının anlatıyı daha “tutarlı” hale getireceği ifade ediliyor
• Yazışmalar, veri ayarlamaları ile iklim modelleri arasındaki ilişkiye dair uzun süredir süren tartışmaları yeniden alevlendirdi

2009 yılında kamuoyuna sızan ve “ClimateGate” olarak anılan e-posta yazışmaları, iklim bilimi etrafındaki güven tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Söz konusu belgeler arasında yer alan bir e-postada, iklim bilimci Tom Wigley’nin, 1940’lı yıllarda gözlenen sıcaklık artışına ilişkin deniz yüzeyi sıcaklık verilerinde bilinçli bir ayarlamadan söz ettiği görülüyor.
27 Eylül 2009 tarihli e-postada Wigley, dönemin önde gelen iklim araştırmacılarından Phil Jones’a hitaben yazdığı mesajında, 1940’lar “ısınma sıçramasının” kısmen açıklanabilmesi için deniz yüzeyi sıcaklıklarının aşağı yönlü düzeltilmesini tartışıyor. Metinde, okyanuslardaki sıcaklık artışının yaklaşık 0,15 derece azaltılmasının, küresel ortalama sıcaklık hesaplarını anlamlı ölçüde etkileyeceği ifade ediliyor. Wigley, bu değerin “bilinçli olarak” seçildiğini özellikle vurguluyor.
E-postada yer alan ifadelerde, kara yüzeylerindeki sıcaklık artışının aynı dönemde okyanuslara kıyasla daha güçlü olduğu, bu nedenle kara ve deniz verileri arasındaki farkın modellerle uyumlu hale getirilmesi gerektiği belirtiliyor. Wigley, kara yüzeylerindeki “blip” olarak tanımlanan sıçramanın, okyanus verilerinde de belirli bir artış varsayılmadan açıklanamayacağını ifade ediyor. ENSO (El Niño–Güney Salınımı) etkisinin bu durumu açıklamakta yeterli olmadığı da e-postada açıkça dile getiriliyor.
Yazışmanın en dikkat çekici kısmında ise, 1940’lar sıcaklık artışının en azından bir bölümünün “kaldırılmasının iyi olacağı”, ancak bu durumda dahi geriye “neden böyle bir sıçrama yaşandığı” sorusunun kalacağı belirtiliyor. Bu ifade, veri düzeltmelerinin yalnızca teknik değil, aynı zamanda anlatısal bir çerçeveye uyum sağlama amacı taşıdığı yönündeki eleştirilerin temel dayanaklarından biri olarak öne çıkıyor.
ClimateGate belgeleri, yayımlandığı dönemde uluslararası soruşturmalara ve akademik incelemelere konu olmuştu. Buna rağmen, söz konusu e-postalar iklim verilerinin nasıl işlendiği, hangi varsayımlarla “düzeltildiği” ve bu süreçlerin şeffaflığına ilişkin tartışmaların bugün hâlâ canlı kalmasına neden oluyor.