0,00₺ 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
The Economist

Türkiye’nin yatırım fonu fiyaskosu

Rakamlar gerçek olamayacak kadar iyiydi. Onlarca yatırım fonu ve bu fonların arkasındaki finans kuruluşları, olağanüstü getiriler açıkladı; Türkiye borsası da rekor seviyelere taşındı. Varlık yönetim ...
Hülya Kocaer
Eylül 27, 2026
Paylaş

Rakamlar gerçek olamayacak kadar iyiydi. Onlarca yatırım fonu ve bu fonların arkasındaki finans kuruluşları, olağanüstü getiriler açıkladı; Türkiye borsası da rekor seviyelere taşındı. Varlık yönetim şirketi Tera’nın ana fonlarından biri yalnızca üç yılda yüzde 60.000’den fazla değer kazandı. Bir başka finans şirketi olan Destek Finans Faktoring ise borsaya açılmasından sadece 17 ay sonra Türkiye’nin en büyük ikinci halka açık şirketi haline geldi. Şirketin hisse fiyatı bu sürede yüzde 7.000 arttı.

Şimdi ise balon patladı. Önce Tera ve başka bazı varlık yönetim şirketleri, paralarını çekmek isteyen yatırımcılara ödeme yapamadı. Ardından, bazı şirketlerin “Ponzi benzeri” olarak nitelendirilen düzenekler işlettiğine ilişkin iddiaların ayrıntıları ortaya çıktı. Türkiye’nin ana borsa endeksi 16 Eylül’de yüzde 5’ten fazla geriledi. Skandal, yalnızca iki gün içinde piyasadan yaklaşık 30 milyar doları sildi (grafiğe bakınız).

Ortaya çıkan tablo, son dönemde Türkiye’de hızla büyüyen ve olağanüstü getiriler vadeden yatırım yapısının ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne serdi.

20260926 FNC511

Ortaya çıkan tabloyu toparlamak için Türkiye’nin piyasa düzenleyicisi 131 yatırım fonunun tasfiye edilmesi için harekete geçti. Bu fonların toplamda yaklaşık 18 milyar dolarlık varlık yönettiği tahmin ediliyor. En az 450 bin yatırımcı şimdi ağır bir kaybı ve ellerinde ne kadar para kalacaksa onu alabilmek için uzun bir bekleyişi göze almak zorunda. Bu düzeneklerin arkasındaki bazı isimler hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilir. Polis, aralarında Tera’nın yönetim kurulu başkanının da bulunduğu çok sayıda finans yöneticisini piyasa dolandırıcılığı şüphesiyle gözaltına aldı. Bazılarının mal varlıklarına da tedbir konuldu.

Skandal birdenbire ortaya çıkmadı. Daha geçen yıl Türkiye’nin Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, borsada olağandışı işlemlere ilişkin işaretlere dikkat çekmiş ve yeni düzenlemeler sözü vermişti. Bu arada bazı fonların, aralarında kendi iştiraklerinin hisselerinin de bulunduğu işlem hacmi düşük hisseleri satın alarak fiyatlarını yukarı çektiğine dair kanıtlar giderek arttı. Fiyatlar yükseldiğinde bu fonlar, yeni yatırımcıları çekmek için yüksek kazançlar bildirebiliyordu. Aynı zamanda, değerleri yapay biçimde yükselmiş hisseleri teminat göstererek borçlanabilir ve bu parayla daha fazla hisse alabilirlerdi. Haziran ayında endeks sağlayıcısı MSCI, düzenleyicilerin harekete geçmemesi halinde Türkiye’nin “gelişmekte olan piyasalar” kategorisinden “sınır piyasalar” kategorisine düşürülme riski taşıdığı uyarısında bulundu. Türkiye böylece Tunus ve Romanya gibi çok daha küçük ekonomilerin yer aldığı bir sınıfa dahil olacaktı.

Yetkililer bu alarm işaretlerine karşı harekete geçmekte yavaş kaldı. Sermaye Piyasası Kurulu ancak ağustos ayının sonlarında, fonların tek tek şirketlerin hisselerinde piyasayı köşeye sıkıştırmasını engellemeye yönelik adım attı. Fon yöneticileri yeni kurallara uyabilmek için ellerindeki hisseleri hızla satmaya başladı. Fiyatlar düştü. Yatırımcılar da çıkış kapılarına yöneldi. Ancak o kapılar kısa süre sonra yüzlerine kapandı.

Uyarıda bulunanlar ise ya görmezden gelindi ya da daha kötüsüyle karşılaştı. Türkiye’nin mali suçlarla mücadele kurumunun eski başkan yardımcılarından biri, Tera hakkında şikâyette bulunduktan sonra iki kez polis tarafından gözaltına alındığını söylüyor. Aynı şirket, kendisini usulsüzlük yapmakla suçlayan gazetecileri ve sosyal medya kullanıcılarını da hukuki işlem başlatmakla tehdit etti.

Şimşek, piyasalardaki endişeyi yatıştırmak için hızla devreye girdi. 18 Eylül’de yaptığı açıklamada krizin birkaç “çürük elmanın” sorunu olduğunu ve kontrol altına alındığını söyledi. “Sistemik bir risk yok” diye ekledi. Görünüşe göre yabancı yatırımcılar da aynı görüşte. Varlık yönetim şirketi Aberdeen’de portföy yöneticisi olan Viktor Szabo, “Bu durum daha geniş ekonomiye yayılmıyor” diyor. Dolarizasyona ilişkin korkuların da yersiz olduğu ortaya çıktı. Borsadan çıkan Türk yatırımcılar, paralarını dövize yöneltmek yerine yüksek faizli TL mevduat hesaplarına park ediyor gibi görünüyor.

Bununla birlikte skandal, Türkiye’nin finans piyasalarına duyulan güveni bir kez daha sarstı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son yıllarda İstanbul’un küresel bir finans merkezi olma potansiyelini öne çıkarıyordu. Türkiye ayrıca İran’ın insansız hava araçları ve füze saldırılarının ardından Körfez’den kaçan sermayenin bir bölümünü çekmeyi umuyordu. Yatırım fonlarındaki bu fiyasko, söz konusu hedeflere ağır bir darbe vurdu. RBC BlueBay Asset Management’tan Timothy Ash’e göre yabancı yatırımcılar Türk hisselerini zaten “Vahşi Batı piyasası” olarak görüyordu. Ash, “Bütün bunlardan sonra düzenleyici ortama kim neden güven duysun?” diye soruyor.

Şüpheli işlemler yapan fon yöneticilerini gözaltına almak yeterli olmayabilir. Analistler, Türkiye’de düzenleyicilerin neden bu kadar geç harekete geçtiğinin de araştırılması gerektiğini söylüyor. Ayrıca krize yol açan bazı varlık yönetim şirketlerinin, özellikle Erdoğan’ın yakın çevresindeki bazı isimlerden siyasi koruma gördüğü yönündeki iddialar da incelenebilir. Ancak şu aşamada bu iki soruşturmanın da gündemde olduğuna dair bir işaret bulunmuyor.

Skandal, daha geniş bir ekonomik ve finansal sorunun belirtisi. Sıradan Türkler uzun süredir hızla yükselen tüketici fiyatlarına karşı kendilerini korumanın yollarını arıyor. Enflasyon 2022’de yüzde 80’i aşmıştı ve hâlâ yıllık yaklaşık yüzde 30 seviyesinde. Yüksek getiri vaadiyle cezbedilen çok sayıda yatırımcı, hatta yatırım konusunda hiçbir deneyimi olmayan kişiler bile, yüksek oynaklığa sahip hisseler de dahil olmak üzere borsaya akın etti. Acı bir ders öğrendiler: Türkiye’de tüketici fiyatları uzun süredir yalnızca yukarı gidiyor olabilir, ama hisse fiyatları ters yönde de hareket edebilir. Bir hissenin yüzde 7.000 yükselmesi ise kutlama nedeni değil, endişe nedeni olmalı.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction