
BS Ekonomi | FT Full Throttle
Bir çocuğa bugün soralım:
“Büyüyünce kimin gibi olmak istiyorsun?”
Aslında aldığı cevaptan yalnızca o çocuğun geleceğini değil, o ülkenin geleceğini de okuyabiliriz.
Çünkü bir toplumun kimi alkışladığı, neyi ödüllendirdiğini gösterir.
Bir dönem rol model zengin iş insanıydı.
Sonra CEO oldu.
Ardından futbolcu, pop yıldızı ve televizyon ünlüsü geldi.
Sosyal medya çağında ise takipçi sayısı başarıyla, görünürlük itibarla, para da değer yaratmakla karıştırıldı.
Fakat 2026 dünyası yeniden değişiyor.
Yapay zekâ, biyoteknoloji, enerji, çipler, bilim ve yeni girişimcilik çağında rol model yeniden “üreten insan” olmaya başlıyor.
Ve belki de uzun zamandır sormadığımız soruyu yeniden sormamız gerekiyor:
Gerçekten kimi örnek almalıyız?
TIME’ın 2026 TIME100 listesine baktığınızda insanların yalnızca servetlerine göre seçilmediğini görüyorsunuz.
Pioneers.
Innovators.
Leaders.
Titans.
Artists.
Icons.
Yani mesele yalnızca “Ne kadar kazandın?” değil.
“Dünyada neyi değiştirdin?”
Forbes’un değerlendirme metodolojisi de benzer bir yere çıkıyor.
Ölçek.
Etki.
Yaratıcılık.
Potansiyel.
Finansal başarı.
Sosyal etki.
Üstelik adaylar yalnızca editörlerin değerlendirmesinden geçmiyor; bağımsız sektör uzmanlarından oluşan jüriler de sürece dahil oluyor.
Dolayısıyla biz de BS Ekonomi Rol Model Endeksi’ni hazırlarken popülerlik listesi yapmıyoruz.
Beş temel soru soruyoruz.
Gerçekten ne yaptın?
Bir şirket mi kurdun?
Bir bilimsel keşif mi yaptın?
Dünya şampiyonu mu oldun?
Yeni bir teknoloji mi geliştirdin?
Yoksa yalnızca görünür müsün?
Yaptığın şey kendi çevrenin dışına çıkabildi mi?
Dünyanın herhangi bir yerindeki insanın hayatını değiştirdi mi?
Burası 2026’da çok daha önemli.
Edelman’ın 28 ülkede 33.938 kişiyle yaptığı 2026 Trust Barometer araştırmasında insanların %70’i kendisinden farklı değerlere, bilgi kaynaklarına, kültürel geçmişe veya problem çözme anlayışına sahip birine güvenmek konusunda isteksiz ya da tereddütlü.
Daha çarpıcısı:
Dünyada yalnızca %32, gelecek neslin bugünkünden daha iyi yaşayacağına inanıyor.
Yani dünya yalnızca ekonomik bir kriz yaşamıyor.
Güven krizi yaşıyor.
Bu nedenle gerçek rol model yalnızca başarılı değil, güven yaratabilen insan olmak zorunda.
Bugünün değil, yarının dünyasında ne kadar önemlisin?
AI.
Biyoteknoloji.
Enerji.
Çipler.
Bilim.
Eğitim.
Yeni ekonomi.
Yaratıcı endüstriler.
Artık sermaye de yetenek de giderek bu alanlara akıyor.
Ve belki en önemli soru:
Senden sonra gelen insanların önünü açıyor musun?
Bir çocuk sana baktığında:
“Ben de yapabilirim.”
diyebiliyor mu?
Bu metodolojiyle baktığımızda Türkiye’nin hikâyesi aslında düşündüğümüzden çok daha güçlü.
Mardin’den Nobel’e.
Bundan daha güçlü bir rol model hikâyesi bulmak kolay değil.
Aziz Sancar’ın hikâyesi yalnızca Nobel Kimya Ödülü değildir.
Bir çocuğa coğrafyanın kader olmak zorunda olmadığını göstermesidir.
Türkiye’den çıkıp dünyanın en önemli ekonomi tartışmalarından birinin merkezine yerleşmek.
MIT.
Kurumlar.
Demokrasi.
Teknoloji.
Büyüme.
Ve sonunda Nobel.
Acemoğlu’nun asıl mesajı şu:
Fikir de ihraç edebilirsiniz.
Laboratuvardaki bilimsel bilgiyi milyarlarca insanı etkileyen teknolojiye dönüştürmek.
BioNTech hikâyesinin rol model tarafı yalnızca Covid aşısı değil.
Bilim + girişimcilik + sermaye + teknoloji + ölçek.
Yeni ekonominin belki de en güçlü formülü.
MIT’de mühendislik.
Giyilebilir elektronikler.
Biyomedikal cihazlar.
İnsan vücuduyla bütünleşebilen teknolojiler.
Ama hikâyenin en önemli tarafı şu:
Bir genç kız Türkiye’den çıkıp dünyanın en ileri araştırma laboratuvarlarından birinin başına geçebiliyor.
Erzincan’dan Amerika’ya.
Eski bir fabrikadan Chobani’ye.
Burada mesele yoğurt değil.
Marka yaratmak.
Risk almak.
İstihdam yaratmak.
Göçmen olarak geldiğiniz bir ülkede sıfırdan küresel şirket kurmak.
Belki Türkiye’nin gençlere daha fazla anlatması gereken hikâyelerinden biri.
Kısıtlı eğitim imkânlarıyla büyüyor.
İnternet üzerinden öğreniyor.
Uluslararası Matematik Olimpiyatı’nda gümüş madalya kazanıyor.
Sonra Udemy’yi kuruyor.
Ve kendi hayatını değiştiren şeyi milyonlarca insanın kullanımına açıyor:
Bilgiye erişim.
Siyaseti denklemden çıkarın.
Ortada değerlendirilmesi gereken mühendislik ve teknoloji hikâyesi var.
Bir teknolojiyi tasarlamak.
Üretmek.
Ölçeklendirmek.
İhraç etmek.
Ve Türkiye’den küresel teknoloji markası çıkarılabileceğini göstermek.
Rol model açısından önemli olan tarafı tam olarak bu.
Sanatçı mı?
Yazılımcı mı?
AI girişimcisi mi?
Aslında yeni dünyanın ilginç tarafı tam burada.
Bu kategorilerin birbirinden ayrılmasına artık gerek kalmıyor.
Refik Anadol veri, yapay zekâ, mimari ve sanatı birleştirerek Türkiye’den çıkıp küresel bir yaratıcı teknoloji markası oluşturdu.
Olimpiyat şampiyonluğu.
Dünya şampiyonluğu.
Ama asıl hikâye madalyadan önce geliyor:
Tekrar. Disiplin. Konsantrasyon.
Çünkü gençlere anlatılması gereken şey yalnızca kazandığı final değil, o finale kadar attığı yüz binlerce ok.
Türkiye’deki bir çocuğun dünyanın en büyük futbol sahnelerinden birine çıkabileceğinin yaşayan örneği.
Henüz hikâyesinin başında.
Bu nedenle burada başarı kadar potansiyeli puanlıyoruz.
Dünya listesi daha da ilginç.
Çünkü burada yeni ekonomik düzeni açık biçimde görebiliyoruz.
1993’te Nvidia’yı kurdu.
GPU’yu oyun dünyasının ötesine taşıdı.
Bugün Nvidia, AI ekonomisinin temel altyapısının merkezinde.
Huang’ın hikâyesinin özü Nvidia’nın piyasa değeri değil.
Dünyanın nereye gittiğini dünya oraya gitmeden önce görebilmek.
Bu liderliğin en zor biçimidir.
DeepMind.
AlphaFold.
Yapay zekâ.
Protein yapıları.
Nobel.
Hassabis bize AI’nın yalnızca insanların işlerini otomatikleştiren bir teknoloji olmadığını gösteriyor.
AI aynı zamanda insanlığın çözemediği bilimsel problemlerin çözüm aracı olabilir.
Yeni şirket kurmak zordur.
Fakat yüz binlerce çalışanı olan dev bir şirketin kültürünü değiştirmek bazen daha da zordur.
Nadella Microsoft’u önce cloud’a, ardından AI çağına taşıdı.
Liderliğin bazen icat etmek değil, yeniden icat etmek olduğunu gösterdi.
AMD’nin dönüşümü teknoloji tarihinin önemli kurumsal dönüşüm hikâyelerinden biri.
Mühendis.
CEO.
Stratejist.
Çip savaşlarının ortasında şirketini yeniden küresel rekabetin merkezine taşıdı.
Modern yapay zekânın bilimsel temellerini oluşturan isimlerden.
Ama onu rol model yapan yalnızca geliştirdiği teknoloji değil.
Aynı zamanda teknolojinin yaratabileceği riskleri tartışmaya açması.
Gerçek bilim insanı yalnızca “yapabilir miyiz?” diye sormaz.
“Yapmalı mıyız?” diye de sorar.
Teknoloji yok.
Milyar dolarlık şirket yok.
Ama başka bir sermaye var:
Cesaret.
Eğitim hakkını savunmanın bedelini ödemesine rağmen mücadelesini küresel bir harekete dönüştürdü.
Bilim insanı olmak kadar bilimi anlatabilmek de önemlidir.
Attenborough nesiller boyunca milyonlarca insanın doğaya bakışını değiştirdi.
Belki de dünyanın en başarılı bilim iletişimcilerinden biri.
Buradaki mesele futbol değil.
Sürdürülebilir mükemmellik.
Bir yıl değil.
İki yıl değil.
On yıllar boyunca dünyanın en yüksek rekabet seviyesinde kalabilmek.
Taylor Swift’i yalnızca pop yıldızı olarak okumak büyük hata.
Kendi fikri mülkiyetinin kontrolü.
Dağıtım gücü.
Doğrudan müşteri/hayran ilişkisi.
Marka ekonomisi.
Turne ekonomisi.
Swift yeni yaratıcı ekonomide sanatçının aynı zamanda kendi şirketi olabileceğini gösteriyor.
Patagonia’nın kurucusu.
Ve listenin belki de kapitalizm açısından en ilginç ismi.
Çünkü Chouinard şu soruyu ortaya attı:
Bir şirket yalnızca hissedarlarını zenginleştirmek için mi vardır?
Şirket sahipliğini çevresel amaçları finanse edecek bir yapıya dönüştürmesi onu klasik milyarder modelinden ayırıyor.
Bu 20 kişinin birbirinden tamamen farklı olduğunu düşünebilirsiniz.
Değiller.
Ortak bir DNA var:
Bilgi.
↓
Disiplin.
↓
Üretim.
↓
Risk alma.
↓
Başarısızlık.
↓
Tekrar deneme.
↓
Ölçek.
↓
Toplumsal etki.
Dikkat edin.
Formülün içerisinde “ünlü olmak” yok.
“Takipçi sayısı” yok.
Hatta “zengin olmak” bile yok.
Para bunların bazılarında sonuç.
Ama başlangıç noktası değil.
Edelman’ın 2026 araştırmasındaki iki rakamı yan yana koyun:
Dünyanın %70’i kendisinden farklı insanlara güvenmekte zorlanıyor.
Yalnızca %32’si çocuklarının kendilerinden daha iyi yaşayacağına inanıyor.
Bu çok ciddi bir tablo.
Çünkü ekonomik büyümeden önce başka bir şeyi kaybediyor olabiliriz:
Geleceğe inanma kapasitesini.
Ve tam burada rol modeller önem kazanıyor.
Çünkü toplumlar yalnızca kanunlarla ve merkez bankalarıyla yönetilmez.
Hikâyelerle de yönetilir.
Çocuğunuza sürekli tüketeni gösterirseniz tüketici yetiştirirsiniz.
Sürekli zengini gösterirseniz parayı başarı zanneder.
Sürekli ünlüyü gösterirseniz görünür olmayı değer yaratmakla karıştırır.
Ama Sancar’ı gösterirseniz bilimi,
Dağdeviren’i gösterirseniz mühendisliği,
Bali’yi gösterirseniz girişimciliği,
Gazoz’u gösterirseniz disiplini,
Huang’ı gösterirseniz vizyonu,
Hassabis’i gösterirseniz bilginin gücünü konuşmaya başlarsınız.
Türkiye yıllardır sermaye yetersizliğini tartışıyor.
Doğrudan yatırım.
Rezerv.
Tasarruf.
Döviz.
Ama bir ülkenin başka bir sermayesi daha vardır:
İnsan sermayesi.
Ve insan sermayesinin önündeki en güçlü teşviklerden biri rol modellerdir.
Çünkü 15 yaşındaki bir çocuk Jensen Huang’ın bilançosunu okumaz.
Ama hikâyesini anlayabilir.
Aziz Sancar’ın Nobel çalışmasını bilimsel ayrıntılarıyla çözemez.
Ama Mardin’den Nobel’e gidilebildiğini anlayabilir.
Eren Bali’nin şirket değerlemesini bilmez.
Ama küçük bir yerden Silikon Vadisi’ne gidilebildiğini görebilir.
İşte rol modelin ekonomik değeri burada başlıyor.
Belki bugün Türkiye’de ailelerin çocuklarına sorması gereken en önemli kariyer sorusu:
“Ne olmak istiyorsun?”
değil.
Şu:
“Kimin gibi olmak istiyorsun ve neden?”
Çünkü cevap bize çok şey anlatacaktır.
Serveti mi istiyor?
Şöhreti mi?
Gücü mü?
Yoksa bilgiyi, üretimi, yaratıcılığı ve dünyada iz bırakmayı mı?
2026’nın gerçek rol modeli en zengin insan değildir.
En fazla takipçisi olan da değildir.
En fazla konuşulan hiç değildir.
Gerçek rol model, kendisinden sonra gelen insanların mümkün olduğunu düşündüğü şeylerin sınırını genişleten insandır.
Ve belki bir ülkenin geleceğini anlamanın en kısa yolu ekonomik tahminlere bakmak değildir.
Çocuklarının duvarında kimin fotoğrafının asılı olduğuna bakmaktır.