0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Manşet

Türkiye Yeni Ortadoğu Denkleminde Nerede? Mekke Savunma Paktı İran Riskini Artırır mı?

Ortadoğu’da son iki yıldır oluşan yeni güvenlik mimarisi artık yalnızca İsrail-İran geriliminden ibaret değil. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında gündeme gelen ortak savunma yaklaşımı...
Artunç Kocabalkan
Ağustos 7, 2026
Paylaş

Ortadoğu’da son iki yıldır oluşan yeni güvenlik mimarisi artık yalnızca İsrail-İran geriliminden ibaret değil. Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında gündeme gelen ortak savunma yaklaşımı, bölgesel dengelerin yeniden şekillendiğini gösteriyor.

Bu gelişme ilk bakışta Yemen’deki Husilere karşı oluşturulan yeni güvenlik hattı gibi görünse de, jeopolitik sonuçları çok daha geniş olabilir.

Çünkü İran açısından mesele yalnızca Yemen değildir.

Tahran uzun süredir Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen üzerinden oluşturduğu “Direniş Ekseni”ni ulusal güvenliğinin uzantısı olarak görüyor. Bu nedenle Suudi Arabistan öncülüğünde kurulacak herhangi bir ortak güvenlik mekanizması, İran tarafından doğal olarak kendisini çevrelemeye yönelik yeni bir blok olarak değerlendirilebilir.

Türkiye açısından ise tablo daha hassastır.

Ankara’nın enerji güvenliği, Kızıldeniz ticareti, Süveyş hattı ve Körfez ülkeleriyle normalleşme politikası böyle bir iş birliğini desteklemesini rasyonel hale getiriyor.

Ancak siyasi destek ile askeri angajman arasında önemli bir fark bulunuyor.

Türkiye’nin fiilen İran destekli gruplarla aynı sahada karşı karşıya gelmesi yalnızca askeri risk oluşturmaz; enerji arzı, doğalgaz, petrol tedariki, ticaret yolları ve finansal piyasalar üzerinde de ciddi sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle yatırımcıların takip etmesi gereken asıl konu, yalnızca böyle bir savunma anlaşmasının imzalanıp imzalanmaması değil; Türkiye’nin bu yapının içinde hangi rolü üstleneceğidir.

Eğer rol diplomatik koordinasyon ve bölgesel güvenlik desteğiyle sınırlı kalırsa ekonomik maliyet yönetilebilir olabilir.

Ancak doğrudan askeri angajmana dönüşmesi halinde İran-Türkiye ilişkilerinde yeni bir kırılma riski ortaya çıkabilir.

Piyasalar açısından bu senaryonun anlamı nettir:

  • Petrol ve LNG fiyatlarında yukarı yönlü baskı.
  • Navlun ve sigorta maliyetlerinde artış.
  • Küresel enflasyon beklentilerinin yeniden yükselmesi.
  • Merkez bankalarının faiz indirim süreçlerinin zorlaşması.
  • Gelişmekte olan ülke piyasalarında risk priminin artması.

Sonuç olarak bugün tartışılması gereken soru yalnızca “Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan birlikte hareket ediyor mu?” değildir.

Asıl soru şudur:

Ortadoğu’da yeni güvenlik mimarisi kurulurken Türkiye bu yapının diplomatik aktörü mü olacak, yoksa İran’ın karşı blok olarak göreceği güvenlik ekseninin fiili parçası mı haline gelecek?

İşte önümüzdeki aylarda enerji piyasalarını, küresel enflasyonu ve finansal piyasaları belirleyecek kritik değişken de bu olacaktır.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction