
Türkiye, yenilenen arabuluculuk girişimi kapsamında İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunu barındırma olasılığını gündeme getirdi.
Haaretz’e konuşan üst düzey bir Türk yetkili, yaklaşık 440 kilogramı %60 oranında zenginleştirilmiş uranyumun Türkiye’ye devrinin önerilebileceğini söyledi.
Ankara, Washington nezdinde Rusya’ya kıyasla daha güvenilir bir “emanetçi” olarak görülebileceğini değerlendiriyor.
Türkiye, Tahran ile Washington arasında yeniden şekillenmesi muhtemel nükleer müzakereler öncesinde arabuluculuk rolünü canlandıracak kritik bir öneriyi masaya taşıdı. Haaretz’in Türk yetkililere dayandırdığı haberine göre Ankara, İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunun Türkiye’de depolanmasını içeren bir formül üzerinde duruyor.
Haberde, üst düzey bir Türk yetkilinin, İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyumun — yaklaşık 440 kilogramı %60 oranında zenginleştirilmiş olmak üzere — İran’a iade edilmeyeceği garantisiyle Türkiye’ye devredilmesinin önerilebileceğini söylediği aktarılıyor. Bu yaklaşım, İran’ın nükleer programına ilişkin olası yeni müzakereler hakkında yürütülen temasların ortasında gündeme geldi.
Türkiye’nin bu alanda geçmiş bir deneyimi bulunuyor. 2010 yılında Türkiye, Brezilya ve İran arasında imzalanan anlaşma kapsamında, İran’ın araştırma amaçlı nükleer yakıt çubukları karşılığında %3,67 oranında zenginleştirilmiş 1.200 kilogram uranyumu Türkiye’ye göndermesi öngörülmüştü. Ancak bu anlaşma, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın önde gelen üyelerinin muhalefeti üzerine iptal edilmişti.
2015 yılının sonlarında ise nükleer anlaşma çerçevesinde Rusya, yaklaşık 11.000 kilogram düşük zenginleştirilmiş İran uranyumunu teslim almıştı. Daha yakın dönemde Moskova, yeni bir anlaşmaya varılması hâlinde İran’ın elindeki kalan zenginleştirilmiş uranyumu depolamaya hazır olduğunu da açıkladı.
Haaretz’in aktardığına göre Türk yetkililer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile eski ABD Başkanı Donald Trump arasındaki yakın ilişki ve Ankara–Washington hattındaki temaslar nedeniyle, Türkiye’nin ABD tarafından Rusya’ya kıyasla daha güvenilir bir koruyucu olarak görülebileceğine inanıyor.
İran cephesinden konuya ilişkin kamuoyuna açık bir açıklama yapılmazken, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’nın gelecekteki herhangi bir anlaşmanın parçası olarak İran’ın zenginleştirilmiş uranyumunu kabul etmeye hazır olduğunu söyledi.
Türkiye’nin gündeme getirdiği bu formül yalnızca teknik bir nükleer düzenleme değil; ABD–İran hattında kilitlenen diplomatik süreci açmayı hedefleyen jeopolitik bir kaldıraç olarak öne çıkıyor. Nükleer emanetçilik önerisinin kabul görüp görmeyeceği, önümüzdeki dönemde bölgesel dengeler kadar küresel enerji ve güvenlik başlıklarını da doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor.
