0,00 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Dünya - Manşet

Türkiye COP31’e Ev Sahipliğini Alıyor, Başkanlık Avustralya’da

Türkiye ve Avustralya arasında aylardır süren diplomatik çekişme, Brezilya’daki COP30 görüşmelerinde sonuç verdi. 2026’daki küresel iklim zirvesi COP31’in Türkiye’de, büyük olasılıkla Antalya’da yapıl...
Hülya Kocaer
Kasım 20, 2025
Paylaş

Türkiye ve Avustralya arasında aylardır süren diplomatik çekişme, Brezilya’daki COP30 görüşmelerinde sonuç verdi. 2026’daki küresel iklim zirvesi COP31’in Türkiye’de, büyük olasılıkla Antalya’da yapılmasına karar verildi. Ancak alışılmışın dışında bir düzenlemeyle, zirvenin başkanlığını Avustralya üstlenecek. Bu model, COP tarihinde nadir görülen bir iş birliği formülünü ortaya koyuyor ve çok taraflı iklim diplomasisinin nasıl yürütüldüğüne dair önemli bir örnek sunuyor.

BM sistemine göre ev sahibi ülke ve COP Başkanı aynı ülke olur. Bu kez tablo farklı. Batı Avrupa ve Diğer Ülkeler Grubu’nun 2026 ev sahipliği sırası geldiğinde hem Türkiye hem Avustralya aynı anda adaylığını açıklamıştı. Adaylıktan kimsenin çekilmek istememesi COP29’da kararın ertelenmesine yol açmış, süreç tıkanmıştı. Müzakereler kilitlendiğinde devreye uzlaşma ihtiyacı girdi: Avustralya’nın başkanlığı üstlenmesi karşılığında Türkiye’nin ev sahibi olması formülü masaya oturdu. COP30’da iki taraf bunu kabul etti; böylece hem zirvenin Bonn’da yapılma riski kalktı hem de süreç yeniden işlemeye başladı.

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, uzlaşmayı “olağanüstü bir sonuç” olarak nitelendirdi ve Pasifik bölgesinin iklim krizi nedeniyle yaşadığı kırılganlığın “zirvede ön planda olacağını” söyledi. Avustralya’nın önceliği, COP31’i kendi topraklarına —özellikle Adelaide’a— çekmek ve Pasifik ada ülkeleriyle ortaklaşa düzenlemekti. Yeni formül bu beklentiyi kısmen karşılıyor: COP öncesi hazırlık toplantısı bir Pasifik adasında yapılacak, ana zirve ise Türkiye tarafından organize edilecek.

Türkiye cephesinde ise ev sahipliği pozisyonu uzun süredir talep edilen bir rol. Ankara, 2021’de adaylıktan çekilip ev sahipliğini Britanya’ya bırakmasının bu yılki değerlendirmede kendisine avantaj sağladığını savunuyordu. Antalya’nın lojistik kapasitesi, turizm altyapısı ve geniş ölçekli etkinlik tecrübesi de tercih edilmesinde etkili oldu.

Bu yılki anlaşmanın kilit noktası, yetki paylaşımının nasıl işleyeceği. Avustralya İklim Bakanı Chris Bowen, COP Başkanlığı’nın tüm resmi yetkilerini kullanacağını açıkladı: müzakereleri yönetmek, eş kolaylaştırıcıları atamak, taslak metinleri hazırlamak, karar metnini sonuçlandırmak. Buna karşılık Türkiye, ev sahipliği rolü kapsamında toplantı mekânını, organizasyon yapısını ve program akışını yönetecek kendi başkanını atayacak. İki başkanlı bu yapı, COP tarihinde nadir bir model olarak not düşülüyor.

Bowen, anlaşmanın sağlanmaması halinde zirvenin Bonn’a taşınacağını, bunun da “12 ay boyunca liderlik eksikliği ve ciddi bir çok taraflılık boşluğu” yaratacağını belirterek uzlaşmanın önemini vurguladı. “Her şeyi alamayız ama sistemi çalışır tutmak zorundayız” ifadesi, COP karar alma süreçlerindeki kırılgan yapıyı bir kez daha ortaya koyuyor.

Sonuç olarak COP31, sadece bir iklim zirvesi değil; Türkiye–Avustralya ekseninde pragmatik diplomasi, Pasifik ülkelerinin iklim adaleti gündemi ve küresel çok taraflılık tartışmalarının merkezde olduğu yeni bir örnek vaka olarak görülüyor. Türkiye ev sahipliğini alarak bölgesel bir prestij kazanırken, Avustralya da küresel iklim müzakerelerinde liderlik rolünü sağlamlaştırmış görünüyor. Türkiye’nin Antalya’da nasıl bir organizasyon kuracağı, Avustralya’nın müzakere metinlerini nasıl yöneteceği ve Pasifik’in ilan edilen öncelikleri COP31’in tonunu belirleyecek.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2025 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction