
ABD Başkanı Donald Trump, bugün 12 milyar dolarlık “Project Vault” (Mahzen Projesi)ni ilan ederek kritik minerallerde yeni bir dönemin kapısını araladı. Proje, bakırdan nadir toprak elementlerine uzanan geniş bir yelpazede stratejik mineral rezervi oluşturmayı hedefliyor. Model, ABD’nin Stratejik Petrol Rezervi’ne benzer şekilde kurgulandı.
Washington’un bu adımı, küresel tedarik zincirlerinde artan kırılganlık ve Çin’in kritik minerallerdeki baskın konumu karşısında ABD sanayisini koruma amacı taşıyor. Beyaz Saray’a yakın kaynaklara göre Project Vault, savunma sanayii, enerji dönüşümü, yarı iletkenler ve ağır sanayi gibi sektörlerin “arz şoklarına karşı sigortası” olarak konumlandırılıyor. ABD yönetimi, proje sayesinde Amerikan şirketlerinin ani ihracat yasakları, jeopolitik gerilimler veya fiyat manipülasyonlarından etkilenmemesini hedefliyor.
Uluslararası boyut da dikkat çekici. Projenin yalnızca ABD ile sınırlı kalmayacağı, müttefik ülkelerin de Project Vault’a dahil edilmesinin planlandığı ifade ediliyor. Böylece ABD öncülüğünde, Çin merkezli tedarik ağlarına alternatif bir Batı odaklı stratejik mineral bloğu oluşturulması amaçlanıyor. Bu yaklaşım, son yıllarda artan “friend-shoring” ve “stratejik stoklama” eğiliminin somut bir yansıması olarak görülüyor.
Piyasa cephesinde ise mesaj net: Kritik mineraller artık yalnızca bir emtia değil, ulusal güvenlik enstrümanı. Trump yönetiminin bu hamlesi, Çin’in bakır, lityum ve nadir toprak elementlerindeki stok ve kontrol stratejilerine doğrudan bir karşılık olarak okunuyor. Küresel emtia piyasalarında ise bu tür devlet destekli stok projelerinin, orta vadede fiyat oynaklığını artırabileceği değerlendiriliyor.
Kritik minerallerin yüksek sermaye, uzun vadeli planlama ve jeopolitik güçle iç içe geçiyor. Project Vault, yer altındaki metalleri yalnızca ekonomik değil, stratejik bir varlık olarak yeniden tanımlıyor.
