
Trump’ın kredi kartı faizlerine bir yıllık %10 tavan çağrısı, ABD bankacılık ve ödeme hisselerinde sert satışa yol açtı
Kredi kartı faizlerinin %20–30 bandında olmasını “halkı soyma” olarak tanımlayan Trump, uygulamanın 20 Ocak 2026’da başlayabileceğini söyledi
Kredi kartı pazarında en yüksek paylardan birine sahip olan Capital One hisseleri pre-market işlemlerde %10’a yakın düştü

ABD bankacılık hisseleri, Donald J. Trump’ın kredi kartı faiz oranlarına bir yıl süreyle %10 tavan getirilmesi çağrısının ardından sert satışla karşılaştı. Trump, yaptığı açıklamada kredi kartı şirketlerinin %20–30 aralığındaki faizlerle Amerikan halkını “yıllardır sömürdüğünü” savundu ve bu dönemin sona ereceğini söyledi.

Trump’ın mesajında özellikle “affordability” vurgusu öne çıkarken, faiz tavanının 20 Ocak 2026 itibarıyla yürürlüğe girmesi çağrısı dikkat çekti. Açıklama, Biden döneminde denetimsiz kalan kredi kartı faizlerine doğrudan siyasi müdahale sinyali olarak okundu.
Piyasa cephesinde ilk tepki sert oldu. Kredi kartı gelirlerine yüksek oranda bağımlı bankalar baskı altına girdi. Capital One Financial Corporation hisseleri, kapanış sonrası işlemlerde %10’un üzerinde değer kaybetti. Capital One, ABD’de toplam kredi kartı bakiyeleri içinde yaklaşık %14–15 pay ile en büyük oyunculardan biri konumunda bulunuyor.
Grafiklerde görüldüğü üzere ABD kredi kartı pazarında JPMorgan Chase, Capital One, Citibank ve Bank of America gibi büyük bankalar öne çıkarken, faiz tavanı senaryosu bu kurumların net faiz marjlarını doğrudan tehdit eden bir gelişme olarak fiyatlanıyor. Özellikle subprime ve revolving credit gelirlerinin baskı altına girmesi, bankacılık hisselerinde risk algısını hızla bozdu.
Piyasanın temel endişesi net:
Faiz tavanı kısa vadede tüketici lehine görünse de, bankalar açısından kârlılık, risk fiyatlaması ve kredi arzı üzerinde ciddi bir daralma anlamına geliyor. Bu nedenle satışlar yalnızca tekil hisselerle sınırlı kalmadı; banka ve ödeme sistemleri genelinde yaygınlaştı.
Trump’ın çağrısı henüz yasal bir düzenleme değil. Ancak fiyatlamalar, piyasanın bu çıkışı siyasi bir risk başlığı olarak ciddiye aldığını gösteriyor. Bankacılık hisselerinde önümüzdeki dönemde volatilitenin yüksek kalması bekleniyor.