0,00TL 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Fibayatırım
Analiz - bülten - Dünya - Manşet

Trump’ın İran Planı: Orta Doğu’da Barış mı Geliyor, Yoksa Yeni Bir Jeopolitik Kırılma mı?

Donald Trump’ın İran anlaşmasını Abraham Accords genişlemesine bağlayan çıkışı küresel piyasaları ve diplomatik dengeleri sarstı. Financial Times, Bloomberg, Reuters, CNBC ve The Times analizleri ışığ...
Artunç Kocabalkan
Mayıs 25, 2026
Paylaş

Donald Trump’ın İran anlaşmasını Abraham Accords’un genişlemesine bağlayan son çıkışı, piyasaların ve diplomatik çevrelerin dikkatini yeniden aynı soruya çevirdi:
Gerçekten yeni bir Orta Doğu düzeni mi kuruluyor, yoksa dünya yalnızca daha büyük bir çatışmanın kısa süreli nefes aralığını mı yaşıyor?

Trump’ın önerdiği çerçeve son derece iddialı. İran’la bir ateşkes ya da normalleşme anlaşması yapılacak; buna paralel olarak Saudi Arabia, Qatar, Pakistan, Turkey, Egypt ve Jordan gibi ülkeler İsrail’le aynı diplomatik mimarinin içine çekilecek. Trump bunu yalnızca diplomatik başarı değil, “tarihi bölgesel yeniden yapılanma” olarak sunuyor. (Reuters)

Washington’daki bazı çevreler bunu Nixon’ın Çin açılımı veya Camp David Accords sonrası Orta Doğu mimarisi kadar büyük bir dönüşüm olarak okumaya başladı. Ancak uluslararası medyada ve strateji çevrelerinde hakim görüş çok daha temkinli.

Financial Times yorumcuları son haftalarda Körfez ülkelerinin artık tek kutuplu Amerikan güvenlik mimarisine tam dönüş istemediğini, bunun yerine Çin, ABD ve bölgesel aktörler arasında denge aradığını vurguluyor. Bloomberg tarafında ise enerji piyasalarının hâlâ “barıştan” çok Hürmüz riskini fiyatladığına dikkat çekiliyor. CNBC ve Wall Street stratejistleri de piyasaların diplomatik başlıklara aşırı duyarlı hale geldiğini, algoritmik işlemlerin artık jeopolitik tweet’leri bile saniyeler içinde fiyatladığını söylüyor. (Bloomberg)

Çünkü bugün tartışılan mesele yalnızca barış değil; savaşın ekonomik maliyetinin artık sürdürülemez hale gelmesi.

Piyasalar Neye Fiyatlama Yapıyor?

Son haftalarda petrol piyasası aslında diplomasinin kendisini değil, Strait of Hormuz riskinin azalmasını fiyatlıyor. Reuters’a göre İran’la ateşkes ihtimali ortaya çıktığında petrol sert geri çekildi; çatışmanın uzayabileceğine dair açıklamalarda ise yeniden yükseldi. (Bloomberg)

Bloomberg’in enerji analizlerinde de aynı vurgu öne çıkıyor: piyasalar ateşkes haberlerine agresif tepki verse de tanker rotalarının, sigorta maliyetlerinin ve Körfez sevkiyat zincirinin normale dönmesi zaman alacak. (Bloomberg)

Bu, piyasaların hâlâ tek temel korkuya odaklandığını gösteriyor:

  • Hürmüz kapanır mı?
  • Enerji akışı kesilir mi?
  • Körfez LNG ve petrol sevkiyatı bozulur mu?

Çünkü modern küresel ekonomi için Orta Doğu’nun anlamı artık ideolojik değil; enerji fiyatları ve enflasyon zinciri.

Wall Street’in son günlerde yükselmesi de aynı nedenle oldu. Reuters ve Bloomberg’e göre yatırımcılar, İran görüşmelerinde ilerleme sinyali geldikçe risk iştahını artırıyor; petrol düştüğünde teknoloji hisseleri ve gelişen piyasa varlıkları rahatlıyor. (Bloomberg)

En net hareket ise güvenli limanlarda görüldü:

  • Gold geri çekildi,
  • ABD tahvil faizleri sakinleşti,
  • Petrol volatilitesi azaldı,
  • Körfez borsaları toparlandı. (Bloomberg)

Fakat burada kritik ayrım şu:
Piyasalar “kalıcı barış” fiyatlamıyor.
Piyasalar yalnızca “felaket senaryosunun ertelenmesini” fiyatlıyor.

Reuters’ın yatırımcı yorumlarında da aynı ton vardı: piyasalar nihai çözümden çok, kısa vadeli enerji şokunun önlenmesine odaklanıyor. Reddit’teki yatırımcı tartışmalarında bile dikkat çeken ortak görüş şu: “Önce manşet fiyatlanıyor, gerçekler sonra geliyor.” (Reddit)

Gerçekten Barış İhtimali Var mı?

The Independent, The Times ve Reuters analizlerinde öne çıkan ortak nokta şu:
Bölge ülkeleri artık tam ölçekli savaşı ekonomik olarak taşıyamıyor. (The Times of India)

Dubai’nin “güvenli liman” imajının bile savaş nedeniyle baskı altına girdiğine dair Reuters analizleri dikkat çekiciydi. Körfez’in temel modeli — sermaye çekmek, lojistik merkez olmak, mega projeler finanse etmek — sürekli savaş ortamıyla uyuşmuyor.

Bu nedenle özellikle Saudi Arabia tarafında daha pragmatik bir çizgi oluşuyor. Riyadh artık ideolojik bloklaşmadan çok jeoekonomik istikrar peşinde görünüyor. Çünkü Vision 2030 benzeri dev dönüşüm projeleri ancak düşük enerji volatilitesi ve sermaye akışıyla sürdürülebilir.

Ancak bu tablo otomatik olarak kalıcı barış anlamına gelmiyor.

Çünkü aynı anda başka bir gerçek daha var:

  • Israel güvenlik eksenli askeri üstünlük mimarisi kurmak istiyor.
  • Körfez ülkeleri jeoekonomik istikrar arıyor.
  • Iran rejimi baskı altında ama çökmüş değil.
  • Turkey ve Pakistan tam hizalanmayı reddediyor.
  • China ve Russia bölgedeki Amerikan merkezli düzenin tamamen geri dönmesini istemiyor.

Washington Post’un dikkat çektiği en önemli sorun da burada: Trump aynı anda hem İran’la ateşkes yapmak hem de İsrail merkezli yeni blok inşa etmek istiyor. Fakat bu iki hedef birbirini zayıflatabilir. (The Washington Post)

Özellikle Benjamin Netanyahu cephesindeki rahatsızlık dikkat çekiyor. Reuters’a göre Netanyahu özel görüşmelerde Trump’ın İran dosyasında İsrail’in etkisini sınırladığından şikâyet ediyor. Çünkü Washington enerji istikrarına öncelik verirken İsrail tarafı İran’ın askeri kapasitesinin tamamen geriletilmesini istiyor. (Reuters)

Trump’ın Stratejisi Çalışabilir mi?

Trump aslında iki şeyi aynı anda yapmaya çalışıyor:

  1. İran savaşını sonlandırmak
  2. Bu savaşı İsrail merkezli yeni diplomatik düzene dönüştürmek

Fakat burada büyük çelişki var.

Gazze savaşı sonrası Arap kamuoyunda İsrail karşıtlığı tarihi seviyelere çıktı. Saudi Arabia artık Filistin dosyasını tamamen bypass ederek normalleşemiyor. Pakistan İsrail’i tanımıyor. Turkey bölgesel denge siyaseti izliyor. Qatar çok taraflı diplomasi yürütüyor. (Reuters)

Bu yüzden Trump’ın önerdiği yapı askeri olarak mantıklı görünse bile siyasi olarak oldukça kırılgan.

Financial Times çevrelerinde son dönemde öne çıkan daha derin soru ise şu:
Washington gerçekten yeni bir düzen mi kuruyor, yoksa yalnızca enerji krizini kontrol altına almaya mı çalışıyor?

Çünkü piyasaların davranışı çok net bir mesaj veriyor:
Petrol düştüğünde dünya rahatlıyor. Petrol yükseldiğinde bütün “barış anlatısı” hızla kırılıyor.

Bu nedenle şu anda küresel finans sistemi aslında diplomasiyi değil, enerji akışının sürekliliğini satın alıyor.

Şimdilik verilen cevap ikinci ihtimale biraz daha yakın görünüyor.

Çünkü modern jeopolitiğin en önemli gerçeği şu olabilir:

Kimse artık sonsuz savaş istemiyor.
Ama kimse karşı tarafın kazandığı bir barışı da kabul etmek istemiyor.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2026 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction