
Gözler Powell’da: Siyasi saldırıların hedefi artık sadece faiz değil, bizzat FED’in binası
Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) Washington’daki genel merkezinde yürütülen yenileme projesi, artık sadece bir inşaat meselesi değil. Artan maliyetler, yapısal ihtiyaçların ötesinde, politik hesapların tam ortasında yer alıyor. Projenin ilk onayı 2017’de alınmış olsa da, 2023’teki maliyet patlaması ve 2025’te Donald Trump’ın ikinci kez başkan seçilmesiyle birlikte konu, FED Başkanı Jerome Powell’ın koltuğunu sarsacak bir krize dönüşmüş durumda.
Yenileme çalışması, FED’in 1930’lardan bu yana el değmemiş iki tarihi binası olan Marriner S. Eccles ve Federal Reserve Board–East yapılarının asbest ve kurşun gibi toksik unsurlardan arındırılması, HVAC sistemlerinin modernize edilmesi, erişilebilirlik ve güvenlik ihtiyaçlarının karşılanması gibi teknik iyileştirmeleri kapsıyor.
Ancak proje için 2019’da öngörülen 1.9 milyar dolarlık maliyet, 2023 itibarıyla 2.5 milyar dolara yükseldi. Bazı kaynaklara göre nihai fatura 3 milyar dolara yaklaşabilir. Maliyet artışlarının nedeni olarak:
2025’te ikinci kez başkan seçilen Donald Trump, Powell’a geçmişte faiz politikaları nedeniyle yönelttiği eleştirileri şimdi bu proje üzerinden sürdürüyor.
Trump, projeyi “lüks bir savurganlık” olarak tanımlarken, Powell’ın “kamu parasını çarçur ettiğini” iddia ediyor.
Trump’ın bütçe direktörü Russ Vought, Powell’ın Kongre’ye “yanıltıcı bilgi verdiğini” öne sürerek görevden alınmasını gündeme getirdi. Ancak mevcut yasalara göre bir FED başkanının görevden alınması için “ağır suistimal” veya “ciddi ihmal” gibi gerekçeler gerekiyor; bu da süreci oldukça zorluyor.
Trump’ın iddiaları arasında:
FED Başkanı Powell’ın Haziran 2025’te Senato Bankacılık Komitesi’nde verdiği ifade, Cumhuriyetçiler tarafından sıkıştırıldığı bir oturum oldu.
Eleştiriler üç başlıkta toplandı:
Cumhuriyetçi kanat, bu projeyi Powell’ı itibarsızlaştırmak ve FED’in siyasi özerkliğini kırmak için kullanıyor. Demokratlar ise projenin gerekliliğini savunuyor ancak maliyet artışları karşısında temkinli duruş sergiliyor.
FED’in bağımsızlığı, Amerikan ekonomisinin temel taşlarından biri. Ancak bu proje, kurumun hem algısal güvenilirliğini hem de yapısal bağımsızlığını tehdit eder hale geldi.
Trump’ın daha önce doğrudan “Powell’ı görevden almayı düşündüm” açıklaması, bu projeyle birlikte yeni bir zemine oturdu. Şimdi bu “simgesel bina”, FED’e siyasi müdahale araçlarından biri olarak kullanılıyor.
Kritik Risk:
Bu tartışma, ilerleyen dönemde FED’in faiz kararlarının da siyasi baskı altında kalabileceği endişesini artırıyor. Eğer bu tartışmalar FED’in karar alma süreçlerini etkilerse, piyasalarda “bağımsızlık endişesi” yeniden fiyatlanabilir.
FED’in bu kadar görünür bir siyasi polemik içine çekilmesi, uzun vadeli politika güvenilirliği açısından riskli bir sinyal.
Özellikle şu başlıklarda dikkatli olunmalı: