
ABD Başkanı Donald Trump’ın son konuşmaları, hem İran’a yönelik sert askeri mesajlar hem de iç politikada Demokratlara dönük ağır ifadelerle dikkat çekti. Konuşmalarında diplomasi vurgusu ile güç gösterisini iç içe kullanan Trump, İran dosyasında “güç yoluyla barış” söylemini öne çıkarırken, muhalefete yönelik “Deli bunlar” gibi ifadelerle tansiyonu yükseltti.
Trump, İran yönetimini sert sözlerle hedef aldı: “İran kendi ülkelerinde en az 32.000 göstericiyi öldürdüler. Bunları vurdular ve astılar.” İran’ın askeri kapasitesine ilişkin ise, “İran yakında Amerika Birleşik Devletleri’ne ulaşacak füzeler yapmak için çalışıyor.” ve “İran Avrupa’yı ve denizaşırı üslerimizi tehdit edebilecek füzeler geliştirdi ve yakında Amerika Birleşik Devletleri’ne ulaşacak füzeler inşa etmek için çalışıyorlar.” ifadelerini kullandı.
Nükleer dosyada ise net bir kırmızı çizgi çizdi: “Dünyanın açık ara bir numaralı terör sponsoru olan bu ülkenin nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim. Bunun olmasına izin veremeyiz.” Trump, İran’ın geçmişte uyarıldığını belirterek, “Nükleer silahları yeniden inşa etmek için gelecekte hiçbir girişimde bulunmamaları konusunda uyarılmışlardı. Yine de her şeye yeniden başlamaya devam ediyorlar. Biz onu yerle bir ettik, onlarsa her şeye en baştan başlamak istiyorlar ve şu anda yine sinsi emellerinin peşindeler.” dedi.
Trump, askeri operasyon vurgusunu da açık biçimde yaptı: “Bu nedenle, geçen yıl gerçekleşen çığır açıcı bir operasyonla Amerika Birleşik Devletleri ordusu, ‘Gece Yarısı Çekici Operasyonu’ olarak bilinen ve İran topraklarına düzenlenen bir saldırıyla İran’ın nükleer silah programını yerle bir etti.” Bu sözler, İran’a yönelik geçmişte doğrudan askeri müdahale iddiasını da içeren güçlü bir mesaj niteliği taşıdı.
Buna karşın Trump, diplomasi kapısını da tamamen kapatmadı. “Benim tercihim (İran ile) sorunu diplomasi yoluyla çözmektir.” diyen Trump, “İran’la müzakere halindeyiz. Bir anlaşma yapmak istiyorlar ama o gizli kelimeleri henüz duymadık. ‘Biz asla nükleer silaha sahip olmayacağız’” ifadelerini kullandı. Aynı çerçevede, “Nükleer kapasitesini yok ettik, protestocuları idam etmelerini engelledik” dedi ve “Tercihim diplomasi” vurgusunu yineledi. Ancak konuşmasının ana çerçevesini “Güç yoluyla barış” sloganı oluşturdu.
İç politikada ise ton daha da sertti. Demokratlara dönerek, “Deli bu insanlar. Size söyleyeyim. Deli bunlar” dedi. Ardından, “Şu ifadeye katılıyorsanız, ayağa kalkın: Devletin asli görevi, yasa dışı göçmenleri değil, Amerikan vatandaşlarını korumaktır” sözleriyle salona seslendi. Demokratlara dönüp “kendinizden utanmalısınız” demesi de dikkat çekti.
Trump, başkan yardımcısı JD Vance’i Demokratların yönettiği eyaletlerdeki yolsuzlukların üzerine gitmesi için görevlendirdiğini açıkladı; Demokratların seçimlerde hile yaptığını söyleyip engellemek için yasa geçireceklerini belirtti. Aynı konuşmada, vekillerin ve yakınlarının borsada hisse satın almasını engelleyen yasayı desteklediğini açıklaması üzerine Demokratların ilk kez ayağa kalkıp alkışladığını, özellikle solcu Demokratların destek verdiğini ve kendisinin buna şaşırdığını ifade etti.
Ekonomik tabloya ilişkin olarak ise, “Bu kürsüde 12 ay önce konuştuğumda; duraklamış ekonomi, rekor seviyede enflasyon, açık bir sınır, ülke içinde kol gezen suçlar ve dünyanın dört bir yanındaki savaş ve kaos ile kriz içindeki bir ülkeyi devralmıştım.” dedi. Ayrıca enerji başlığında, “Yeni dostumuz ve ortağımız Venezuela’dan daha yeni 80 milyon varilden fazla petrol aldık.” açıklamasını yaptı.
Dış politika performansına ilişkin olarak da iddialı bir cümle kurdu: “İlk 10 ayımda 8 savaş bitirdim.” İran konusunda ise “Şimdilik saldırı yok gibi duruyor” algısını güçlendiren bir çerçeve çizdi; diplomasi tercih edildiğini ancak nükleer silahtan vazgeçilmesi gerektiğini net biçimde dile getirdi.
Trump’ın konuşması, bir yandan diplomasi mesajları verirken diğer yandan “yerle bir ettik”, “asla izin vermeyeceğim”, “deli bunlar” gibi sert ve zaman zaman zorbaca olarak değerlendirilen ifadelerle dikkat çekti. İran dosyasında müzakere kapısı açık tutulsa da, söylemin tonu Washington–Tahran hattında tansiyonun yüksek kalmaya devam edeceğine işaret ediyor.
