
Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk 11 ayında ABD’ye 18 trilyon dolarlık yatırım taahhüdü alındığını açıkladı
Tarifeler, Fed politikası ve otomotiv yatırımları konuşmanın ekonomik omurgasını oluşturdu
Enerji, Venezuela ve sanayi politikası küresel sermaye akımlarına mesaj verdi
Donald Trump, Detroit Economic Club’ta yaptığı kapsamlı konuşmada ikinci başkanlık dönemini “ABD tarihinin en hızlı ekonomik toparlanması” olarak tanımladı. Konuşma; büyüme, enflasyon, tarifeler, enerji politikası ve sanayinin yeniden ABD’ye çekilmesi başlıklarında net bir ekonomik çerçeve sundu.
Trump konuşmasında yatırım rakamlarını merkeze aldı ve şu ifadeyi kullandı:
“Göreve geleli henüz bir yıl bile olmadan, dünyanın dört bir yanından 18 trilyon doların üzerinde yatırım taahhüdü aldık. Hiçbir ülke bunu başaramadı.”
Trump, Biden döneminde dört yılda 1 trilyon doların altında yatırım çekildiğini savunarak, kendi dönemini açık biçimde ayrıştırdı. Bu vurgu, Trump’ın ekonomik başarısını sermaye girişleri üzerinden meşrulaştırma stratejisinin temelini oluşturuyor.
Trump, Federal Reserve’i doğrudan hedef aldı ve büyüme-faiz ilişkisinin ters kurulduğunu savundu:
“Bugün harika ekonomik veriler açıklanıyor, ama piyasalar düşüyor. Çünkü Fed hemen faiz artırıyor.
Oysa ekonomi güçleniyorsa faizlerin düşmesi gerekir.”
Bu bölüm, Trump’ın ikinci döneminde para politikasına siyasi baskının artabileceğini gösteren en güçlü sinyallerden biri olarak öne çıktı.
Trump, tarifeleri yalnızca ticaret politikası değil, ekonomik güvenlik aracı olarak tanımladı:
“Tarifeler sayesinde ticaret açığını kısa sürede yüzde 62 azalttık.
Bu vergileri Amerikan halkı değil, yabancı ülkeler ve aracı firmalar ödüyor.”
Trump’a göre tarifeler:
– Yatırımı ABD içine çekiyor
– Bütçe açığını azaltıyor
– Sanayiyi yeniden canlandırıyor
Bu yaklaşım, Trump’ın küresel serbest ticaretten bilinçli ve kalıcı bir kopuşu benimsediğini ortaya koyuyor.
Detroit’te konuşan Trump, otomotiv sektörünü konuşmanın merkezine yerleştirdi:
“Yabancı otomobillere yüzde 25 gümrük vergisi koydum.
Amerikan otomotiv işçisini hiç kimsenin savunmadığı kadar savunuyorum.”
Trump şu yatırımları örnek gösterdi:
• Ford’un Michigan ve Kentucky’de 5 milyar dolarlık yatırımı
• GM’in bazı modelleri Meksika’dan ABD’ye taşıması
• Stellantis’in ABD üretimini 13 milyar dolarla genişletmesi
Bu bölüm, Trump’ın yeniden sanayileşme söylemini somut yatırımlarla desteklediği alan oldu.
Trump, Venezuela operasyonunu ekonomik gerekçelerle savundu:
“Venezuela bize petrol teklif etti. Biz de aldık.
Bu enerji arzını artırıyor, benzin fiyatlarını düşürüyor ve enflasyonu baskılıyor.”
Trump’a göre bu hamle, ABD’nin enerji maliyetlerini aşağı çekerek iç talebi ve büyümeyi destekliyor.
Trump konuşmasını makro verilerle tamamladı:
“Çekirdek enflasyon yüzde 1,6 seviyesinde.
Büyüme beklentilerin üzerinde.
Stagflasyonu bitirdik.”
Bu çerçevede Trump, Biden dönemini “yüksek enflasyon-düşük büyüme” dönemi olarak tanımlarken, kendi dönemini bunun tam tersi olarak konumlandırdı.
Detroit konuşması, Trump’ın ikinci dönem ekonomi stratejisinin netleştiğini gösteriyor:
– Korumacı ticaret
– Yüksek tarifeler
– Fed’e baskı
– Enerji arzını artırma
– Sanayiyi ABD’ye geri çekme
Bu yaklaşım, yalnızca ABD iç ekonomisini değil; küresel ticaret, enerji fiyatları ve sermaye akımları açısından da belirleyici sonuçlar üretebilecek bir çizgiye işaret ediyor.