
Washington–Tel Aviv–Tahran hattında aynı gün gelen açıklamalar savaşın yönü konusunda derin bir stratejik ayrışmaya işaret ediyor. Bir tarafta ABD Başkanı Donald Trump çatışmanın “büyük ölçüde tamamlandığını” ve İran ile görüşme ihtimalinin masada olduğunu söylerken, İsrail Başbakanı Netanyahu çok daha farklı bir hedef ortaya koyuyor: rejim değişmeden savaşın bitmeyeceği.
Bu tablo, askeri operasyon ile siyasi hedef arasındaki makasın hızla açıldığını gösteriyor.
Trump Fox News’e verdiği demeçte çatışmanın büyük ölçüde sonuçlandığını ve diplomatik temas ihtimalinin ortaya çıkabileceğini söyledi. Washington’daki bazı çevreler bunu “savaşın sınırlı tutulması ve enerji piyasasında daha büyük bir şokun önlenmesi” yönünde bir sinyal olarak yorumluyor. Özellikle petrol fiyatlarının son günlerde sert oynaklık göstermesi ve küresel finans piyasalarında volatilitenin yükselmesi Beyaz Saray üzerinde baskı yaratıyor.
Ancak Tel Aviv cephesinde mesaj tamamen farklı. Netanyahu yaptığı açıklamada “rejimin kemiklerini kırıyoruz ve daha işimiz bitmedi” ifadelerini kullanarak operasyonun hedefinin yalnızca askeri altyapı değil doğrudan İran yönetimi olduğunu ima etti. İsrail’in stratejik hedefi uzun süredir İran’ın bölgesel ağını parçalamak ve Tahran’daki güç yapısını zayıflatmak olarak görülüyor.
Pentagon cephesinden gelen açıklamalar ise savaşın henüz bitmediğini açık biçimde ortaya koyuyor. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth bugün yapılacak operasyonların “en yoğun saldırı günü” olacağını duyurdu. Pentagon’un operasyon planında özellikle İran’ın füze kapasitesi, hava savunma sistemleri ve Devrim Muhafızları altyapısının hedef alındığı değerlendiriliyor.
Bu askeri baskının karşısında Tahran’dan gelen mesaj ise enerji piyasaları açısından en kritik başlığı oluşturuyor. Devrim Muhafızları yetkilileri Hürmüz Boğazı üzerinden “tek bir litre petrolün bile geçmesine izin verilmeyeceğini” açıkladı.
Bu tehditin anlamı oldukça büyük.
Hürmüz Boğazı küresel petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin geçtiği dar geçit konumunda. Günlük yaklaşık 20 milyon varil petrol ve büyük miktarda LNG bu hat üzerinden Asya’ya taşınıyor. İran’ın bu hattı fiilen kapatması durumunda petrol fiyatlarında şok hareketler yaşanması ve küresel enerji ticaretinin ciddi şekilde aksaması beklenir.
Dolayısıyla piyasalar şu anda üç farklı senaryoyu aynı anda fiyatlamaya çalışıyor:
Washington’un diplomasi sinyali
Tel Aviv’in rejim değişimi hedefi
Tahran’ın enerji arterini kapatma tehdidi
Bu üç strateji birbirine tamamen zıt yönlere işaret ediyor.
ABD savaşı sınırlamak isterken İsrail savaşı genişletmek istiyor. İran ise enerji kartını masaya koyarak küresel maliyeti yükseltmeye çalışıyor.
Makro açıdan bakıldığında bu durum piyasalarda klasik bir jeopolitik belirsizlik üçgeni yaratıyor: askeri operasyonlar devam ediyor, diplomasi kapısı açık bırakılıyor, enerji arzı ise potansiyel şok riski taşıyor.
Bu nedenle petrol, gümüş ve volatilite endekslerinde son günlerde görülen sert hareketler yalnızca savaşın kendisini değil aynı zamanda savaşın nasıl biteceğine dair belirsizliği fiyatlıyor.
Kısacası cephede savaş sürerken masada üç farklı oyun oynanıyor:
Washington savaşın sonunu konuşuyor.
Tel Aviv savaşın hedefini büyütüyor.
Tahran ise küresel enerji damarını tehdit ediyor.
Piyasa açısından asıl soru ise şu:
Savaş gerçekten bitiyor mu, yoksa asıl tırmanış şimdi mi başlıyor?