
Donald Trump ile New York’un yeni belediye başkanı Zohran Mamdani’nin Beyaz Saray buluşması, haftalardır süren karşılıklı sert söylemlerin ardından gelen ilk yumuşama sinyali oldu. Görüşme sonrasında verilen mesajlar ise Washington–New York hattında yeni bir pragmatizm dönemine işaret ediyor.
Trump ve Mamdani 21 Kasım 2025’te Beyaz Saray’da bir araya geldi. Bu temasın öncesinde Trump, Mamdani’yi “komünist” olarak suçlamış; New York’a yapılacak federal yardımları kesmekle tehdit etmişti. Mamdani cephesi de Trump’ın söylemlerini demokratik normları aşındıran bir güç gösterisi olarak nitelemişti. Buna rağmen toplantıdan sonra iki taraftan da kamu güvenliği, konut erişilebilirliği ve ekonomik güvenlik başlıklarında işbirliği vurgusu geldi. Trump, “Daha iyi yaparsa ben de mutlu olurum” diyerek tonunu yumuşattı.
Piyasalar ve politika analistleri için bu görüşmenin önemi, ideolojik çatışmanın arka plana itilmesiyle başladı. New York gibi dev bir metropolün mali sürdürülebilirliği, evsizlik krizi ve kamu güvenliği başlıkları Trump yönetiminin de ajandasında kritik yer tutuyor. Mamdani’nin seçilmiş bir belediye başkanı olarak Washington’a bu kadar erken çağrılması, Beyaz Saray’ın siyasi gerilimi göze alarak ekonomik gündeme öncelik verdiğine işaret ediyor. Bu tablo, özellikle belediyelerin fonlama mekanizmalarında yeni bir federal–yerel denge kurulabileceği yorumlarına yol açıyor.
Görüşmenin bir diğer boyutu ise seçim ekonomisi. Trump cephesi büyük şehirlerle çatışmak yerine onları “iyileştirme” iddiasını öne çıkararak banliyö seçmenine mesaj vermeye çalışıyor. Mamdani ise uzun süre eleştirdiği bir yönetimle diyaloğa geçerek hem pragmatist bir liderlik profili çiziyor hem de New York’un federasyondan gelecek kaynaklarda kesinti yaşamamasını garanti altına almak istiyor. Bu nedenle buluşmanın siyasi maliyeti yüksek, ekonomik getirisi potansiyel olarak daha yüksek görülüyor.
Kırılgan nokta hâlâ göçmen politikaları ve federal güvenlik yetkileri. Bu başlıklarda ciddi farklar sürüyor; dolayısıyla kısa sürede yapısal bir uzlaşma beklenmiyor. Ancak iki tarafın da söz düellosundan birlikte poz vermeye geçmesi, ABD iç siyasetinde nadir görülen bir “zorunlu işbirliği” anına işaret ediyor. Siyasal ton sert kalsa da ekonomik zorunlulukların tarafları masada tuttuğu açık.
Önümüzdeki dönemde bu görüşmenin somut sonuçlara dönüşüp dönüşmeyeceği izlenecek. Özellikle New York’un bütçesi, konut dönüşümü fonları, federal güvenlik destekleri ve büyük şehirlerdeki yaşam maliyeti krizi gibi başlıklarda Washington’dan gelecek kararlar, bu yeni pragmatik hattın gerçek olup olmadığını ortaya koyacak.