İsrail-İran geriliminde Washington koridorlarından sızan senaryolar ve medya dünyasının sert çıkışları, bölgedeki barut fıçısını ateşlemeye hazır bir görüntü çiziyor. Trump yönetiminin üst düzey isimlerinin stratejik “tercihleri” ile Tucker Carlson’ın doğrudan İsrail’i hedef alan eleştirileri, ABD’nin olası bir savaşta takınacağı tavrın arka planını deşifre ediyor.
Verilerin Diliyle Saha ve Siyaset
ABD, Orta Doğu’ya 2003’ten bu yana en büyük hava gücü yığınağını yapmış durumda. USS Abraham Lincoln’ün ardından USS Gerald Ford’un da bölgeye ulaşmasıyla beraber, Washington’un “sınırlı operasyon” seçeneğinin ötesinde geniş kapsamlı bir hava harekatına hazırlandığı görülüyor. Öte yandan, İsrail’deki Ovda Hava Üssü’ne konuşlandırılan 12 adet F-22 savaş uçağı, ABD’nin İsrail topraklarına yerleştirdiği ilk saldırı amaçlı silahlar olarak kayıtlara geçiyor. Trump’ın kararlarında Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın İran’ın nükleer müzakerelerdeki samimiyetine dair vereceği raporların belirleyici olacağı ifade ediliyor.
Yatırımcı Gözüyle Jeopolitik Risk Analizi
Piyasalar için “İsrail’in ilk saldırıyı yapması” senaryosu, belirsizliğin kontrollü bir tırmanıştan ziyade ani bir bölgesel savaşa evrilme riskini taşıyor. Politico’nun haberindeki “kamuoyu desteği toplama” vurgusu, Washington’un çatışmaya dahil olmak için sadece bir meşruiyet zemini beklediğine işaret ediyor. Bu durum, enerji koridorları üzerindeki baskıyı artırırken, savunma sanayii ve güvenli liman varlıklarındaki volatiliteyi kalıcı hale getirebilir. Tucker Carlson’ın çıkışı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki “izolasyonist” kanat ile “geleneksel şahinler” arasındaki çatlağın derinleştiğini, bunun da uzun vadeli dış politika öngörülebilirliğini zayıflattığını gösteriyor.
