0,00 0

Sepet

Sepetinizde ürün bulunmuyor.

Alışverişe devam et
Ekonomi - Manşet

Trump 2. Dönemde Sermayenin Yönünü Değiştiriyor

Trump yönetimi, bankacılık düzenlemeleri ve ticaret politikalarıyla ABD içinde trilyonlarca dolarlık sermaye akışını yeniden şekillendiriyor Korumacı tarifeler ve finansal gevşeme adımları, sermayeyi ...
Hülya Kocaer
Ocak 14, 2026
Paylaş

Trump yönetimi, bankacılık düzenlemeleri ve ticaret politikalarıyla ABD içinde trilyonlarca dolarlık sermaye akışını yeniden şekillendiriyor

Korumacı tarifeler ve finansal gevşeme adımları, sermayeyi küreselden yerliye doğru çekiyor

Dijital varlıklar ilk kez devlet düzeyinde stratejik rezerv tartışmasının merkezine yerleşiyor

Donald Trump’ın ikinci başkanlık döneminin ilk yılında Beyaz Saray’dan çıkan kararlar, ABD ekonomisinde yalnızca yönetsel ayarlamalar olarak değil, sermaye akımlarının istikametini değiştiren yapısal bir dönüşüm olarak okunuyor. Trump ve ekonomi danışmanları, hem iç piyasada hem de küresel ölçekte yüz milyarlarca, hatta trilyonlarca dolarlık sermayenin hangi kanallardan akacağını yeniden tanımlayan bir çerçeve kuruyor. Bu yaklaşım, neoliberal sermaye serbestliği yerine daha içe dönük, devlet yönlendirmeli ve stratejik sektörleri önceleyen bir ekonomik mimariye işaret ediyor.

Trump yönetiminin ilk hamlelerinden biri finansal düzenlemeler oldu. 2025’in ilk yarısında büyük bankalar için uygulanan Enhanced Supplementary Leverage Ratio gibi sermaye yeterlilik kurallarının gevşetilmesi, bankacılık sisteminde kredi verme kapasitesini artırdı. Sermaye oranlarının %5 seviyelerinden %3,5–4,25 bandına çekilmesi, bankaların daha fazla risk alabilmesine ve ekonomiye daha fazla likidite aktarmasına imkân tanıdı. Bu adım, yüz milyarlarca dolarlık kaynağın kredi kanalları üzerinden yeniden dolaşıma girmesini sağlarken, özellikle büyük finans kurumlarını güçlendirdi. Yönetim, bunun KOBİ’ler ve girişimler için kredi erişimini artıracağını savunurken, eleştirmenler finansal sistemin kırılganlığının artabileceği ve bir sonraki şokta risklerin büyüyebileceği uyarısında bulunuyor.

İkinci büyük eksen ticaret politikaları üzerinden şekilleniyor. Trump, tarifeleri yalnızca dış ticaret aracı olarak değil, sermayeyi ABD sınırları içinde tutmanın bir mekanizması olarak kullanıyor. Çin, Avrupa Birliği ve diğer büyük ticaret ortaklarına yönelik ek vergiler, küresel yatırım iştahını baskılayarak şirketleri Amerikan iç pazarına ve yerli üretime yönlendirmeyi hedefliyor. Bu strateji, sermayenin uluslararası dolaşımını yavaşlatırken üretim zincirlerinin coğrafi dağılımını da değiştiriyor. Ancak bu yaklaşımın bedeli de var. Uluslararası kurumlara göre tarifeler, tüketici fiyatlarını ve şirket maliyetlerini artırarak uzun vadede verimlilik kaybına yol açabilir ve sermayeyi daha az verimli ama politik olarak tercih edilen alanlara hapsedebilir.

Sermayenin yeniden yönlendirilmesinde en dikkat çekici başlıklardan biri ise dijital varlıklar oldu. 2025 Mart’ında imzalanan başkanlık kararnamesiyle ABD Stratejik Bitcoin Rezervi’nin kurulması, kripto varlıkların ilk kez ulusal rezerv tartışmasının parçası hâline gelmesini sağladı. Hazine Bakanlığı’nın devletin elindeki bitcoinleri stratejik varlık olarak değerlendirmesi, merkeziyetsiz finansın geleneksel rezerv para ve tahvil anlayışına alternatif olarak konumlandırılabileceği bir dönemin kapısını aralıyor. Bu hamle, sermayenin klasik finansal araçlardan dijital varlıklara doğru kademeli bir kayış yaşayabileceğine dair güçlü bir sinyal olarak görülüyor.

Genel tabloya bakıldığında Trump’ın ikinci dönemindeki bu adımlar, geçici düzenlemelerden ziyade ekonomik milliyetçilik ekseninde kurgulanmış daha geniş bir stratejinin parçaları olarak öne çıkıyor. Devletin sermaye tahsisinde daha aktif rol aldığı, ticaretin korumacı araçlarla yönlendirildiği ve finansal sistemin iç kaynaklara dayandırıldığı bir model inşa edilmeye çalışılıyor. Bu yaklaşım kısa vadede kredi akışını hızlandırabilir ve belirli sektörlerde yatırım iştahını artırabilir. Ancak uzun vadede küresel entegrasyon, sermaye verimliliği ve büyüme dinamikleri üzerindeki etkileri belirsizliğini koruyor.

Trump’ın ikinci döneminde atılan adımlar, ABD ekonomisinin yalnızca yönünü değil, sermayenin hangi coğrafyada, hangi araçlarla ve hangi riskleri üstlenerek hareket edeceğini yeniden tanımlıyor. Asıl soru, bu yeni eksenin kalıcı olup olmayacağı ve küresel ekonomik dengeleri ne ölçüde dönüştüreceği.

2013’te Dr. Artunç Kocabalkan tarafından kurulan İFM Medya, finansal iletişim, araştırma, stratejik iletişim ve medya alanlarında entegre hizmet sunan uluslararası bir ajanstır.
destek@bsekonomi.com
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin
© 2025 BS Ekonomi Tüm Hakları Saklıdır.
|
News & Media Platform, simplified
A Sound Fiction