
ABD tarifelerinin hukuki geleceği bu Cuma netleşebilir
Piyasalar iptal ihtimalini yüksek olasılıkla fiyatlıyor
Olası iade tartışması küresel risk iştahını baskılıyor

Küresel piyasalar, ABD ticaret politikalarının hukuki kaderine ilişkin kritik bir eşiğe yaklaşırken sert bir belirsizlik fiyatlamasına girmiş durumda. Cuma günü ABD Yüksek Mahkemesi’nin, Donald Trump döneminde uygulamaya konulan tarifelere ilişkin verebileceği olası bir iptal kararı, yatırımcı algısında “netlikten çok kaos” riskini öne çıkarıyor.
Tahmin piyasası Polymarket, mahkemenin Trump tarifelerini yasa dışı ilan etme ihtimalini yüzde 78 olarak fiyatlıyor. Bu oran, piyasanın yalnızca kararın yönüne değil, karar sonrası doğabilecek ikincil etkiler zincirine de yoğunlaştığını gösteriyor. ABD–dünya, ABD–Çin ve ABD–AB ticaret hatlarının tamamında satış baskısının artması, bu beklentinin küresel çapta yayıldığına işaret ediyor.
Belirsizliği derinleştiren ana unsur ise tarifelerin mali boyutu. Donald Trump, tarifeler yoluyla yaklaşık 600 milyar dolarlık gelir elde edildiğini savunuyor. Mahkemenin bu tarifeleri iptal etmesi halinde, piyasanın odaklanacağı temel soru hızla değişiyor: Bu gelirlerin ne kadarı iade edilecek ve iade süreci ne kadar sürede gerçekleşecek?
Bu senaryo, yalnızca ticaret politikası açısından değil, maliye dengeleri ve borçlanma dinamikleri açısından da yeni bir stres alanı yaratıyor. Olası bir geri ödeme yükümlülüğü, ABD hazinesinin ek borçlanma ihtiyacını gündeme getirebilirken, tahvil piyasası ve dolar fiyatlamaları üzerinde de zincirleme etki riski taşıyor.
Piyasalar açısından sorun, kararın kendisinden çok kararın ardından oluşabilecek belirsizlik alanı olarak öne çıkıyor. Tarife iptali, ilk bakışta ticaret akışları için olumlu bir başlık gibi görülse de, geçmişte tahsil edilmiş yüz milyarlarca dolarlık gelirin akıbetine dair net bir çerçevenin olmaması, risk algısını keskin biçimde artırıyor.
Bu nedenle yatırımcılar için gündemde olan kavram “hukuki netlik” değil, potansiyel bir geçiş şoku. Cuma günü çıkabilecek bir karar, tarifeler üzerinden inşa edilmiş küresel fiyatlama dengesini kısa sürede yeniden şekillendirebilecek bir tetikleyici olarak görülüyor.