
Suriye’de siyasi çözüm arayışları yeniden hız kazanırken, sahadaki iki kritik aktör—SDG elebaşı Mazlum Abdi ve IKBY Başkanı Neçirvan Barzani—art arda yaptıkları açıklamalarla sürecin en tartışmalı başlığı olan “merkezi devlet mi, adem-i merkeziyet mi?” sorusunu yeniden gündemin merkezine koydu.
Duhok’ta konuşan Mazlum Abdi, Suriye’nin eski merkezi devlet yapısına dönmesinin “mümkün olmadığını” açık bir dille ifade etti. Abdi, uluslararası toplumun yeni bir Suriye düzenine destek verdiğini vurgulayarak, aynı desteğin Rojava ve SDG yapıları için de talep edildiğini söyledi. Tartışmanın başlıklarını ise doğrudan sıraladı: Anayasanın kapsamı, hükümete katılım düzeyi, parlamentodaki temsil oranı ve Kuzey-Doğu Suriye’nin statüsü. Abdi, “Bu konular hâlâ önümüzde duruyor ve çözüm bekliyor” diyerek, siyasi mimarinin henüz şekillenmediğini hatırlattı.
IKBY Başkanı Neçirvan Barzani’nin sözleri ise aynı eksende, ancak daha sert bir çerçeve çizdi. Barzani, mevcut merkezi sistemin Suriye için “yanlış model” olduğunu belirterek, “Bu sistemin ülkenin istikbalini ileri taşıyacağına inanmıyoruz” dedi. Barzani’ye göre Suriye, kaçınılmaz şekilde yeni bir yönetim modeli ve yerinden yönetimi güçlendiren bir yapı arayışına girmek zorunda.
Bu iki açıklama, 2025’e girerken Suriye dosyasının en kırılgan başlığını yeniden öne çıkarıyor: Yeni anayasanın gövdesini kim yazacak, statüyü kim belirleyecek ve hangi aktör masada ne kadar yer alacak? Hem Mazlum Abdi’nin vurguladığı “katılım ve temsil” tartışması hem de Barzani’nin işaret ettiği “merkeziyetçilik krizi”, önümüzdeki dönemde Şam–Kuzey hattında en sert müzakerelerin kapısını aralıyor.
Siyasi çözümün kilidi, artık yalnızca rejim–muhalefet ekseninde değil; bölgesel Kürt yönetimleri ile Suriye içindeki Kürt yapılarının Şam ile kuracağı denklemin nasıl şekilleneceğinde yatıyor.